Kararsızlık ve erteleme alışkanlığından nasıl kurtuluruz?

  • “Sabahları alarmı en az 3 kere ertelerim.”
  • “Listem uzun zamandır yapılmayı bekleyen işlerle dolu.”
  • “Bir işi yapmaya başlamak için en uygun zamanın gelmesini beklerim.”
  • “Sadece canımın istediği işleri yaparım.”
  • “İşler üzerinde o kadar çok düşünürüm ki harekete geçemem.”

Tanıdık geliyor mu?

Erteleme davranışı kısaca, yapmak istemediğimiz şeyler için sürekli bahaneler bulmaktır. Zaten o işi yapmayı istiyor olsak, hiçbir bahane bize engel olmaz. Yani ertelemenin en temel sebebi, o işi o anda yapmayı istemiyor oluşumuz.

Hemen herkeste erteleme davranışı görülür. İşleri öncelik sırasına göre yapmamak erteleme alışkanlığının tipik belirtisidir. Ertelemenin sebepleri ise şunlardır:

  • Başarısızlık korkusu: İşi doğru düzgün yapamayacağımız korkusudur.
  • Başarı korkusu: Çok garip ama başarılı olmaktan da korkarız. Çünkü sevmediğimiz işte başarılı olmak aynı türden işleri daha fazla yapmamıza sebep olabilir.
  • Mükemmeliyetçilik: Ertelemenin en sık görülen sebebi. Yapılacak iş için kendimizi yeterli görmemekten kaynaklanır.
  • Kararsızlık: Hangi işten başlayacağımızı seçememektir.
  • Anlamsızlık: Yapılması gereken iş bizim için anlamlı değilse hiç bir kuvvet bize o işi yaptıramıyor.
Yapacağımız işleri erteledikçe kendimize kızıyor ve temelde öfke durumundan kaynaklanan bu alışkanlığı farkında olmadan bir kısırdöngüye sokuyoruz.

Erteleme alışkanlığı kararlılığın önündeki en büyük engel. Kararsızlığın ve ertelemenin depresif bir durum olduğunu söyleyebiliriz. Depresiflik de temelde öfke ile ilişkili. Yapacağımız işleri erteledikçe kendimize kızıyor ve temelde öfke durumundan kaynaklanan bu alışkanlığı farkında olmadan bir kısırdöngüye sokuyoruz.

Kararlılık ile karın bölgesi ilişkisi

Karın bölgesini çalıştıran egzersizlerin depresif belirtileri azalttığına dair birçok araştırma var. Binlerce yıllık Çin tıbbında da karın bölgesi çakrasının (üçüncü çakra) kararlılıkla ilişkili olduğu bilinir. Üçüncü çakramız zayıf ise, dağınık, konsantrasyon eksikliği çeken, sürekli erteleyen, düşüncelerini gerçeğe dönüştürme enerjisi olmayan ve hayatın kendisine sundukları nedeniyle hayal kırıklığı ve öfke yaşayan biri olarak görünürüz.

Üçüncü çakramız iyi çalışıyor ise genellikle enerji dolu, düzenli ve amaçları doğrultusunda sağlam adımlarla yürüyen biri haline geliriz, güçlü bir iradeye, kararlılığa, büyük bir kişisel güce ve dayanıklılığa sahibizdir. Karın merkezimiz güçlü ise, kararlı olduğumuz gibi eylemlerimiz üzerinde de denetimimiz vardır.

Peki, karın bölgesini çalıştırarak kararlı olmak ve erteleme alışkanlığından kurtulmak için ne yapabiliriz?

Kararlılık için yapmamız gereken tek şey, doğru nefes almaktır.

Bunun için akciğerlerimizden nefes almaktan vazgeçip karnımızdan nefes almaya başlamalıyız. Nefes alırken karın kaslarımızı tamamen serbest bırakırsak diyaframımız açılır ve tam kapasiteyle dolar. Bu esnada karın boşluğunu doldurur ve nefesin tüm kan dolaşımımız boyunca dolaşmasına izin veririz. Bu noktada, kanımızdaki oksijen miktarı son derece artar ve bu da özellikle beynimizdeki tüm sinir hücreleri ile tüm organlarımızı doldurur ve daha berrak bir şekilde düşünmeye başlarız.

Kararlılık için yapmamız gereken tek şey, doğru nefes almaktır.
Doğru nefes alma egzersizi

Her gün 10 dakikayı kendinize ayırın (10 dakika gözünüze büyüyorsa 5 dakikayla başlayın, sonraki hafta 10 dakikaya çıkarırsınız). Alarmınızı 10 (veya 5) dakikaya kurun. Sessiz, sakin bir odaya geçin. Omurganız dik ve rahat bir şekilde oturun. Gözlerinizi kapayın. Elleriniz fazla baskı yapmadan karnınızın üzerinde dursun. Sakin ve yumuşak bir şekilde karnınızdan nefes almaya başlayın. Yine sakince aldığınız nefesi verin. Nefes alırken karnınız ellerinizi itsin. Nefes verirken de karnınızın aşağı indiğini fark edin. Bu egzersizi her gün yapın. 

Bu şekilde nefes almak için bilinçli bir çaba göstermek, zihnimize “kontrolün bizde olduğu” mesajını gönderir. Nefes alma konusunda kararlı olursak her şeyde kararlı oluruz. Kararlı olduğumuzda da işleri öncelik sırasına göre halleder, ertelemenin üzerimizdeki ağırlığından kurtuluruz. En önemlisi de, sürekli erteleyerek kendimizi iradesiz ve tembel olarak yaftalayarak kızmaktan vazgeçeriz. Kendinizle kurduğunuz ilişki her şeyin belirleyicisi olduğu için, varsa bu kısırdöngüden çıkmanızı tavsiye ederim. Kendi başınıza yapamıyorsanız, profesyonel destek alabilirsiniz. Bana www.ayselkeskin.netten kolaylıkla ulaşabilirsiniz.

Sağlıkla ve sevgiyle kalın…

İlginizi çekebilir: Yaşam kalitenizi yükseltmek için sorunlarınızın çözümünü ertelemeyin

Yazarın diğer yazıları için tıklayın.

Aysel Keskin
2006 yılında Marmara Üniversitesi’nden mezun olduğumdan beri, henüz on yaşındayken karar verdiğim ve severek yaptığım Psikolojik Danışmanlık mesleğini yapıyorum. Yedi senelik kurumsal hayat tecrübemin ... Devam