Kaliteli bir hayatın sırrı: Kendiniz için yaşamanın getirdiği özgürlük

Kendin için yaşamak kaliteli bir hayatın anahtarı. Durun durun, hemen bencilce olduğu fikri, hissi uyanmadan dinleyin ne demek istediğimi. Geçen gün bir şarkı dinlerken, aklımdan ilk geçen düşüncenin “Bu şarkıyı X ile paylaşsam, o da ne çok beğenir” olduğunu fark ettim. Bir de ben bulup gönderdiğim için zihnimde yarattığım vizyonda bunun hikayesini saniyeler içinde yaratıp sevinç ve tatmin duyguları hissettiğimi fark ettim.

Sonra zihnimi gören göz olarak “Dilek, bu güzel bir şarkı, neden onun tadını çıkarmıyorsun. Sen ne zevk alıyorsun?” Yani bırak başkasının aldığı zevki tahmin etmeyi, bırak başkasını tatmin etmenin getirdiği onaylanma ve aferin alma hissini, sen nasıl zevk alıyorsun?

Bu andan sonra bir başka anım da canlandı zihnimde, geçen gün yine bir mağazada kıyafet bakarken, kıyafetleri gireceğim ortamlardaki insanların gözlerinden değerlendirdiğimi fark ettim. Örneğin “İş yerinde nasıl görünürüm bu kıyafetle? Beni nasıl görürler veya gideceğim kampta nasıl görünür?” Bırak nasıl GÖRÜNECEĞİNİ, SEN NASIL GÖRÜYORSUN kendini bu kıyafetle aynaya baktığında? “Sen kendin için giyin, kendin için dinle, KENDİN İÇİN YAŞA!” dedi içimden bir ses. Özgüven mi bu? Olabilir. Kendini sevmek mi? Olabilir. Kendinle yakın ilişki kurmak bence. Kendinin en iyi arkadaşı olmak… Kendini, kendi hazlarını, kendi duygularını ve düşüncelerini YOK SAYMAYI bırakmak bence! O kadar önemli ve değerli ki…

“Başkalarının takdirini, onaylamasını, beğenisini… sevgisini, ilgisini almak için… aidiyet hissetmek için KENDİMİ YOK SAYMAYI bırakıyorum” dediğim an enerjimin içeriden yükseldiğini hissettim. Bu düşünce tarzının benim enerjimi dışarıya dağıttığını o an anladım. Şimdi dışarıya verdiğim tüm enerjiyi içimde, kendi muhteşem yaşamıma, kendime akıtıyorum.

Başkalarının seninle ilgili düşüncelerini okumaya çalışma, tahmin etmeye çalışma veya varsayımda bulunma.

Kendimle ilgilenmediğim ve kendi tercihlerime, kendi beğenime özen göstermediğim, bu zamana kadar verebileceğim ilgiyi, özeni kendime göstermediğim için şimdi kendimden özür diliyorum. Dikkatim dağılmıştı sevgili kendim. Başkalarının onayının beni mutlu edeceğini sanmıştım. Bugün yanıldığımı apaçık görüyorum.

Başkaları bitmez sevgili ruh. Bu, enerjini boşluğa akıtmak ve ziyan etmektir. Sen enerjini kalbindeki bilgiye, onaya yönlendirirsen muhtemelen güçlenir ve güzelleşirsin.

Mesela şimdi bu yazıyı yazarken “Hangi kelimeleri seçersem, ne anlatırsam beğenilir, ilgi çekici olur?” diye sormak yerine, “Ne yazarsam beğenirim ve hangi konular benim ilgilimi çekiyor, hangi konu benim kalbimi heyecanlandırır?” diye soruyorum.

Deneyin, ilginizi aşkla, özlemle bekleyen bir KENDİNİZ var.

Son olarak, “Başkası olma kendin ol, böyle çok daha güzelsin!” cümlesini şöyle modifiye ediyorum: “Başkası için OLMA, kendin için Var ol, böyle çok daha güzelsin!”

Kendinizi sevmek konusu sonsuz bir konudur. Her insan kendini bir ölçüde sever, ancak her zaman şu soru sorulmalıdır: Kendinizi sevmenin hangi boyutunda olursanız olun, ister hamburger ve abur cubur tüketen, bedenine özen göstermeyen biri olun, ister sürekli sağlıklı beslenen, kendini iyiliği için düzenli yoga yapan biri olun, “Kendimi daha çok nasıl sevebilirim?” diye sormaya devam edin. İçinizde sonsuzluk yatıyor. Ve bu oyun giderek daha keyifli hale geliyor.

Eğer zorlandığınızı düşünüyorsanız, bilinçaltınızdaki bazı blokajların kaldırılması, bazı travmaların temizlenmesi gerektiğini hissediyorsanız, bireysel olarak görüşmek ve çalışmak için bana bu konuda @dilekcantimur_ Instagram hesabımdan ulaşabilirsiniz.

Sevgilerimle…

İlginizi çekebilir: Kendine acımayı bırak: İçindeki güç ve ışık parlasın!

Dilek Cantimur
Dilek Cantimur, 20 Kasım 1988, İstanbul doğumluyum. 2011 yılında Yeditepe Üniversitesi Uluslararası Finans bölümünü burslu okuyup onur derecesiyle mezun olduktan sonra 5 yıl finans ... Devam