X

Kadınlar için daha sağlıklı bir iş-yaşam dengesi nasıl kurulur?

Başta ebeveynler olmak üzere, her cinsiyetten çalışan iş yerindeki ve evdeki sorumluluklarını bir arada yürütmekte zorluk çekiyor. Toplumsal baskılar ve beklentiler ise bu zorluğu kadın çalışanlar açısından daha çok yoğunlaştırıyor. Bu yazımızda, kadın bir çalışan olarak sağlıklı bir iş-yaşam dengesi için yapabileceklerinizi kaleme aldık.

Çalışma biçimini etkileyen sistemsel sorunlar

İş-yaşam dengesi pratiklerine geçmeden önce, iş yerlerinde kadınları fazlasıyla etkileyen sorunlardan bahsetmek istiyoruz. Bu sorunlar, kadınların saygı ve değer görmesini engelliyor:

  • Cinsiyetçilik: Ev işlerinin yalnızca kadının görevi olduğunun düşünülmesi ve kadınların ‘’zayıf’’ görülmesi gibi kültürel tutumlar ve damgalamalar ne yazık ki hala varlıklarını sürdürüyorlar. Bu cinsiyetçi düşünceler, tutumlar ve söylemler, kadınların hem fiziksel hem de ruhsal sağlığını olumsuz etkiliyor. Pek çok kadın çalışan, cinsiyetçilik yüzünden kendisiyle aynı pozisyondaki erkeklerden daha düşük bir maaşa çalışıyor veya hak ettiği terfiyi asla alamıyor.
  • Destek eksikliği: Birçok kadın, çocuk sahibi olduktan sonra destek eksikliği yüzünden iş hayatına geri dönemiyor. Bu durum, hem mevcut kazancı hem gelecek kazancı hem de potansiyel fırsatları etkiliyor.
  • Cinsel taciz: Kadın çalışanlar, iş yerlerinde cinsel taciz ve istismarla sık sık karşılaşıyor. #MeToo hareketi gibi kadın hareketleri, kolektif bir deneyim yaratarak bu duruma yönelik farkındalığı artırmayı hedefliyor.
  • Eşitsiz standartlar: Kadınlar, sırf cinsiyetlerinden ötürü iş yerlerinde kendilerini kanıtlama ihtiyacı hissediyorlar. Bu durum, temelde iş yerlerindeki cinsiyet eşitsizliğini gözler önüne seriyor.

İş-yaşam dengesini iyileştirmek için uygulayabileceğiniz pratikler

Eğer daha sağlıklı bir iş-yaşam dengesine sahip olmak istiyorsanız ilk olarak daha proaktif bir yaklaşım geliştirmelisiniz. Bu yaklaşımla birlikte, aşağıdaki pratikleri uygulayarak refahınızın kontrolünü elinize alabilirsiniz.

Kendinize vakit ayırmayı önceliklendirin

İşiniz ve özel hayatınız arasında koşuşturup dururken kendinize vakit ayırmayı unutuyor olabilirsiniz. Bu durumun iş-yaşam dengenizi fazlasıyla etkilediğini kabul ederek öz bakımı önceliklendirmelisiniz. Araştırmalar, öz bakım rutininin yaşam kalitesini yükselttiğini ve stresi azalttığını gösteriyor.

Öz bakım herkes için farklı olduğundan ötürü, başkalarının rutinlerini uygulamak yerine kendi istek ve ihtiyaçlarınıza özel bir rutin geliştirmelisiniz. Yeteri kadar su tüketimi, sağlıklı beslenme ve düzenli egzersiz üçlüsü ise mutlaka öz bakım rutininizde yer almalı. Bununla birlikte, günlük tutmak, meditasyon, nefes egzersizleri ve yoga gibi pratikleri de değerlendirebilirsiniz.

Sevdiğiniz bir iş bulmaya çalışın

Her işin stresli bir tarafı bulunuyor fakat yapılan iş yeteri kadar sevildiği zaman sağlıklı bir iş-yaşam dengesi söz konusu oluyor. Bu noktada, yaptığınız işi gerçekten sevip sevmediğinizin farkına varmanız büyük bir önem taşıyor.

Eğer bulunduğunuz şirketten hoşlanmadığınızı düşünüyorsanız öz geçmişinizi diğer şirketlere göndermeye başlayabilirsiniz. Şirketinizi seviyor fakat pozisyonunuzdan hoşlanmıyorsanız şirketinizin içinde size uygun olabilecek diğer pozisyonları alakalı kişilerle görüşebilirsiniz.

Sınırlar koyun

Evden çalışmak da iş-yaşam dengesini etkileyebiliyor. Bu model normalde çok rahat gözükse de bazı zamanlar stresi aşırıya kaçırabiliyor.

Evden çalışırken sizinle birlikte evde olan diğer insanlara sizi rahatsız etmemelerini söyleyebilirsiniz. Çalışırken alanınıza saygı duyulmasıyla dengeyi yakalayabilirsiniz. Ayrıca, mesai saatiniz biter bitmez bilgisayarı kapatmaya da özen göstermelisiniz. Bunlara ek olarak, iş bitince kıyafetlerinizi değiştirerek, yürüyüşe çıkarak veya sevdiklerinizle sohbet ederek ev moduna geçmeye de dikkat etmelisiniz.

Ara verin

Robot olmadığınız için bazı dönemlerde işe ara vermeniz gerektiğini asla unutmayın. Arada bir izin alarak hem fiziksel hem de ruhsal sağlığınızı iyileştirebilirsiniz. Ayrıca, ara sıra vereceğiniz günlük molalarla burnout (tükenmişlik) riskini de azaltabilirsiniz.

Yardım isteyin

Bazı dönemlerde kendinizi bunalmış, stresli ve sıkılmış hissetmeniz çok doğal. Bu dönemlerde çevrenizdeki insanlardan yardım isteyebilirsiniz. Örneğin, tamamlanması gereken bir dosya için ekip arkadaşlarınızdan destek alabilirsiniz. Ev işleri için de partnerinizin, arkadaşlarınızın veya ailenizin yardımına koşabilirsiniz. Aynı zamanda, yoğun duygularınızı sevdiklerinizle paylaşarak içinizi dökmeyi de ihmal etmemelisiniz.

İşverenler sağlıklı iş-yaşam dengesini nasıl destekleyebilir?

Bireysel pratiklerle birlikte, işverenlerin de olumlu değişim için çaba harcaması gerekiyor. İşverenlerin uygulayabileceği aşağıdaki stratejiler, çalışanların güvende hissetmesine yardımcı olabiliyor:

  • Ücretli aile izni: Ebeveynlik rolünü üstlenen çalışanları iş hayatına geri kazandırmak için ücretli izinler büyük bir önem taşıyor; ücretli annelik ve babalık izinleri, çalışanların çalışma hayatını yeniden kucaklamasına yardımcı oluyor.
  • Esnek programlar: İşverenler, sabit programlar yerine verimliliğe ve üretkenliğe odaklanan akışlar sunarak iş-yaşam dengesini destekleyebiliyorlar. Örneğin, çalışanların bireysel istek ve ihtiyaçlarına göre çalışabilecekleri en uygun saatleri seçebilmeleri bu dengeyi iyileştiriyor. Saat seçimine ek olarak, evden çalışma modeli de pek çok çalışan tarafından talep ediliyor.
  • Kapsamlı yan haklar: Her ay düzenlenen pizza partileri, kapsamlı yan haklar kadar değerli değil. Çalışanlar, güçlü bir sağlık sigortası, aile üyelerine özel sunumlar, psikolojik destek, ücretsiz fitness dersleri ve şirket aracı gibi yan haklar istiyorlar.

Sonuç olarak, kadınlar için iş-yaşam dengesini sağlamanın tek bir yolu bulunmuyor. Bu dengeyi somutlaştırabilmek için hem çalışanların hem de işverenlerin adım atması gerekiyor.

İlginizi çekebilir: ‘’Hadi hadi’’ kültürü: Hız baskısının yorduğu insanlar, yavaşlamayı unutmuş organizasyonlar

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale