X

Kadın ve erkek doğasını ne kadar iyi anlayabiliyoruz?

Kadın-erkek ilişkilerinde birbirimizin doğasını anlayabiliyor muyuz? Aslında o yaftaladığımız “erkeğin” de kadınlar kadar korktuğunu, o kadar çekindiğini ve bunu saklamak için toplumun genel geçer yargılarına uygun maskeler taktığını fark edebiliyor muyuz?
Erkeklerin de, kadınlar gibi aşka ihtiyaç duyduğunu ve bunu dilediğini… Kadınların da erkekler gibi bazen “sadece sevişmek” istediğini…

Aslında ortak bir zeminden geldiğimiz ama, toplumsal roller ve yargılar yüzünden ayrışıp yabancılaştığımızı görebiliyor muyuz?
Kesin bir yargı içindeyken, karşımızdakini, ihtiyaçlarını, hislerini göremez hale geliriz. Kendimizin kendimize olan yargısını bir kenara koyarak, genellemelerin ve daha önce canı yanmışların “korku” ve “nefret” dolu inançlarının hipnozunda ilerliyoruz. Kendi ihtiyaç ve isteklerimizi görmüyor, dinlemiyor, sadece karşımızdakine odaklanıyoruz gözümüzdeki yargı gözlükleri ile.

Böyle bir durumda, yaşanan ilişkiler ne kadar samimi ve gerçek olabilir?
Kimse kendisi değil iken, bir bir kimliklerini piyonlar gibi ilişki tahtasında ilerletirken aşk nasıl mümkün olabilir?
Kendi ruhsal çıplaklığımızı sağlayamamışken, kendimize hak görmüyor, mutlu birlikteliklere inanmıyorken, her bir hal için kesin bir fikrimiz ve yargımız var iken, nasıl o “güçlü” aşkı çağırıyor olabiliriz?

Bu durumda çağırdığımız sadece korkularımız ve yargılarımız olur. Şimdiye kadar inandıklarımız ve inandırıldıklarımız.
Kendi hayatımızda yaşadığımız hayal kırıklıkları bile kendi zihin süzgecimizden geçerek dosyalanmış durumda zihnimizde. Kendi yaşadığımız deneyimin bile “yargısız gerçekliğinden” bihaber olabiliriz.
Bu yüzden, anlatılan, inandığımız ya da inandırıldığımız her şeyden bir adım geriye çekilip öyle bakmakta fayda var karşımızdakine.

Bir erkeğin sadece seks peşinde koştuğuna, ilişki istemeyeceğine, aşk istemeyeceğine, bağlanmaktan korktuğuna, hissiz olduğuna, basit olduğuna, kaba olduğuna, servis edilmesi gereken olduğuna… Bunlar gibi sonsuza uzanan yargılardan uzaklaşıp sadece bir insan olarak görmeye yöneltmeliyiz zihinlerimizi.
Bir kadının tek derdinin evlenmek olduğuna, sürekli şikayet ve naz içinde olduğuna, kafasının karışık ve komplike olduğuna, zayıf olduğuna, kıskanç olduğuna, kısıtlayıcı olduğuna… Hepsinden uzaklaşıp sadece insan olduğuna odaklanabilir miyiz?

Her iki cinsiyetin kendine has hediyeleri olmasının yanı sıra, her cinsiyetin erili ve dişili olduğunu, aslında bizi birbirimizden ayıran tek şeyin toplumsal ve kültürel yargılar olduğunu görebilir miyiz?

Her erkek ve her kadın sevişmek ister. Her ikisi de kıskanç, dırdırcı, sahiplenici, bağlanmaktan korkan, aşkı arayan ve kaçan olabilir. Kişilerin aydınlık ve karanlık yönlerini cinsiyetlerine mal etmemek bize doğal ve gerçek bir ilişki yaşama imkanı sunar, bize gerçek bir birleşmenin şansını doğurur.

Burada sorumu tekrar soruyorum: Ne kadar çıplaksın? Zihnin, gözlemin, varoluşun toplumsal hipnozlardan ne kadar özgür?
Karşındakine cinsiyetinden bağımsız, sadece “insan” olarak bakabiliyor musun?
Ve kendine de “insan” olarak bakabiliyor, isteklerini, arzularını, varoluşsal çiçeklerini korkusuzca ve sınıflandırmadan dışa vurabiliyor musun?

İlginizi çekebilir: Yalnızlık korkusu insana neler yaptırır?

Esra Uyman: Lise yıllarında başlayan kişisel gelişim, ruhsal gelişim ve metafizik konularına duyduğu yoğun merak onu yurt içi ve yurt dışında birçok özel eğitim çalışmalarına katılmaya yönlendirdi. İlk eğitmenlik diplomasını ‘World Initiatives School of Esoteric Studies’den alan Uyman’ın katıldığı çalışmaların bazıları; Organizasyon Konstelasyonu, Aile Sergileri, Vernon Frost eğitimleri, Louis Franco’dan aldığı çeşitli eğitimler, Anthony Robbins Unleash the Power Within San Jose semineri, Charlie Morlay Lucid Dreaming eğitimi, Tayland da Tantrik Yoga (RYT-200) eğitmenliği eğitimi, Peru, Amerika, Şili, G.Afrika ve Türkiye’de katıldığı Şamanik çalışmalar ve seremonilerdir. Bunların yanı sıra TGA İleri Seviye Metafizik Semineri, Ziya Azazi’nin Dervish in Progress Çalışması gibi pek çok özel çalışmaya katıldı ve eğitmenlik eğitimini aldı. Masssuma Altın Enerji I-II enerji uyumlamasını alan Esra Uyman, Avi Gören-Bar Jungian Coaching School (ICF) (ACSTH) dan koçluk sertifikasını aldı. Tüm bu çalışmalar ve eğitimlerle kendi uyanış deneyimini birleştiren Esra Uyman, farklı başlıklar altında bireylere ve kurumlara yönelik, birbirinden güçlü çalışmalar tasarlayıp sunuyor. Kişilerin iç dünyalarına yönelik farkındalıklarını artıran, çarpıcı bir vizyon ve perspektif değişimi sunan, yaşamda üstlendikleri sorumluluklarda anlam bulmalarını sağlayan, merak, heyecan ve umut duygularını yükselten, tüm insanlık deneyiminin derinliğini kavramaya yardım eden ve çarpıcı yüzleşmeleri şefkatle yaşamalarını sağlayan eğitimler gerçekleştiriyor. Yaşamın Sorumluluğunu Almak, Kendimiz Olmak, Bizi Engelleyen İnançlar, Metafizik ile Özgürleşme Yolculuğu, Seçimlerimiz ve Biz, Gözlemci Bilinci, Nefes ve Meditasyon Teknikleri başlıkları altında kurumlara webinar ve uygulamalı eğitimler veriyor.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale