X

İyi miyim, kime göre?

Genellikle yazılarımı yazarken, içinizden bir yerden “bunu ben de yaşıyorum” diyebileceğiniz hikayeler üzerinden ilerlemeye çalışıyorum. Çünkü çoğu zaman anlattığım şey, benim de defalarca içinde bulunduğum bir hikaye oluyor. Yazıların birbiriyle bağlantılı olmasına da özellikle dikkat ediyorum.

Bunu zamanında üniversitede çok sevdiğim bir hocamdan öğrenmiştim.
Bilirsiniz, sınavlarda klasik bir öğrenci sorusu vardır:
“İstediğimiz sorudan başlayabilir miyiz?”

Çoğu hocadan “Başlayabilirsin.” cevabını alırız.
Bu hocam ise insan kaynakları sınavında bize şunu söylemişti:

“İstediğiniz sorudan başlamasanız iyi olur. Soruları sıralı çözerseniz cevapları daha rahat hatırlarsınız.”

Çünkü soruları zihin haritası şeklinde hazırlamıştı.
Derse gelip dersi dinlediyseniz, ilk soruyu cevaplarken ikinciyi hatırlamaya başlıyordunuz.

Bu yaklaşım o zaman çok hoşuma gitmişti. Sonrasında zihin haritası tekniğini ben de öğrenmeye, kendi hayatımda ve işimde kullanmaya devam ettim.
Şimdi de elimden geldiğince yazılarımda bu bağlantıyı kurmaya çalışıyorum.
Dikkat ederseniz, bir önceki yazı çoğu zaman bir sonrakine bağlanır.

Bugün de hayatımızdaki en önemli konulardan birine biraz daha yakından bakmak istiyorum: Performans.

Peki sizin performansınızı ne belirler?

Bugün hepimiz, birilerinden, bir şeylerden ya da “herkes bizden” bir konuda performans bekliyor gibi hissediyoruz. İtiraf etmek gerekirse, son iki yazım da bunun etrafında dolanıyordu.

Şimdi size basit gibi görünen ama içerisi oldukça dolu bir soru sormak istiyorum:

Sizce performansı ne belirler?

Örneğin:

  • İyi bir eş olmanın?
  • İyi bir çocuk olmanın?
  • İyi bir anne/baba olmanın?
  • İyi bir öğretmen olmanın?
  • İyi bir doktor olmanın?
  • İyi bir araba olmanın?
  • İyi bir telefonun?
  • İyi bir kıyafetin?
  • İyi bir sporcu olmanın performansını ne belirler?

İsterseniz listeyi uzatabilirsiniz: İyi bir arkadaş, iyi bir çalışan, iyi bir yönetici, iyi bir sevgili…

Tabii ki aklımızda bunlar için oluşturduğumuz bazı kriterler var.
Peki bu kriterleri ne belirliyor?

Kimi zaman ailemiz, kimi zaman kültür, kimi zaman sosyal medya, kimi zaman da içinde bulunduğumuz sistem.

Bir eş bazı konularda çok “iyi performans” gösterirken, başka bir konuda zorlanabilir.
Bir araba çok hızlıyken, dayanıklı olmayabilir.
Bir çocuk çok zekiyken, okul başarısı düşük olabilir.
Bir sporcu fiziksel olarak çok güçlü olup mental tarafta zorlanabilir.

Örnekleri rahatlıkla çoğaltabiliriz.

Bu kadar performans odaklı olmayı nereden öğrendik?

Aslında bunun cevabını hepimiz az çok biliyoruz:
İnsan, performans göstermese doğada hayatta kalamaz.

Tarihsel olarak baktığımızda, güçlü olmak, uyum sağlamak, çevik olmak zorundaydık.
Yıllar içinde gelişen sistem de bu tarafımızı beslemeye devam etti.
Güçlü olma, başarılı olma, daha iyi olma isteği, içimizdeki o “açlığı” büyüttü.

Bugün geldiğimiz noktada, çoğu zaman sadece performanstan ibaretmişiz gibi hissedebiliyoruz. “Ne yaptım?”, “Ne kadar ürettim?”, “Kim ne düşündü?” üzerinden kendimizi ölçüyoruz.

Fakat burada dikkat etmemiz gereken çok önemli bir nokta var:
Bedenimiz ve zihnimiz tek parça, izole sistemler değil. Tanımlarken her ne kadar parçalara ayırsak da içeride işler bağımlı bir modelle yürüyor.

Bir sistemdeki düzelme, başka bir sistemi olumlu etkileyebilir. Aynı şekilde, bir sistemdeki bozulma, başka yerden sinyal verebilir.

  • Fizyolojik bir bozulma psikolojinizi değiştirebilir.
  • Psikolojik bir zorluk bedeninizde farklı belirtilerle ortaya çıkabilir.

Özellikle hormonlarımızla ve nörotransmiterlerimizle ilgili bir dengesizlik, bizi bir döngünün içinde sıkışıp kalmış gibi hissettirebilir.

Ya performans sorunu sandığınız şey, aslında başka bir yerde başlıyorsa?

Yeme alışkanlıklarınız, haz peşinde koşma biçiminiz, sosyal medyada geçirdiğiniz süre, sürekli “hızlı dopamin” peşinde koşmak…

Tüm bunlar, beyninizin dopamin sistemi üzerinde etkili.
Sürekli, hızlı ve yoğun uyarılar aldığınızda,
temel dopamin seviyeleriniz zamanla bozulabiliyor.

Bir noktadan sonra,

  • “Hiçbir şeyden keyif alamıyorum.”
  • “Motivasyonum yok.”
  • “Başlamak istiyorum ama başlayamıyorum.” hissine çok daha açık hale geliyoruz.

Yani bazen performans gösterememenizin sebebi, “yetersiz irade” ya da “tembellik” değil; tamamen farklı bir yerde, biyolojik ve psikolojik bir dengede olabilir.

Bu yazıyı burada noktalarken, biraz bu sorularla kalmanızı istiyorum:

  • Gerçekten “başarısız” mısınız, yoksa sisteminiz yorgun mu?
  • Yeterince iyi değilsiniz, yoksa kriterler mi fazla acımasız?
  • Performans gösteremiyorsunuz, yoksa performans göstermeniz istenen şey, zaten sizin hikâyeniz değil mi?

Bir dahaki yazımda sizlere dopamin konusu hakkında daha detaylı anlatacağım.
Dopamin sistemini, dopamin detoksu tartışmalarını ve tüm bunların günlük hayatımızdaki performans duygusuyla bağlantısını konuşacağız.

O güne kadar, kendinize biraz daha şefkatle davranmanız ve gereğinden fazla performans hırsına kapılmamanız dileğiyle.

İlginizi çekebilir: Kaçmak mı, hazır olmamak mı?

Mert Bağ: Merhabalar, ben Mert Bağ. Erken yaşlarda ilk olarak voleybol branşını hayatıma kattıktan sonra basketbolla tanıştım ve uzun yıllar basketbol ve voleybol branşlarında çeşitli takımlarda oynadım. 2012 yılında aktif sporculuk hayatımı bırakarak, Marmara Üniversitesi Spor Yöneticiliği bölümünü bitirdim. Üniversitedeyken pazarlama, iletişim ve psikoloji alanlarında daha çok uzmanlaşmaya çalıştım ve birçok farklı spor branşını da tecrübe etme şansı buldum. Kısa bir süre spor pazarlaması alanında çalıştıktan sonra, 2017 yılından itibaren insan bedeni üzerine egzersiz, nefes, fiziksel ve zihinsel beden travmaları gibi alanlarda yurt içinden ve yurt dışından eğitimler alarak bu alanlarda çalışmaya ve kendimi geliştirmeye devam ediyorum. Kendi bedensel travmalarımı çözmek adına çıktığım bu yolculukta çok fazla farklı keşiflerin içerisinden geçtim ve insanı anlamaya dair her bilimsel alanın içerisinde dolanmaya çalışıyorum. O yüzden burada yazmaya, sizlerle paylaşmaya çalışacağım şeylerde kendi geçtiğim yollardan, bu yolda karşılaştığım farklı öğrencilerim ve danışanlarımla tecrübe ettiğimiz deneyimlerden, araştırmış olduğum farklı konulardan bahsetmek olacak. Bir gün psikoloji ile ilgili bir yazıya denk gelmişken, bir sonraki yazıda egzersiz, bir sonrakinde biyolojiden, bir başka yazıda nefesten bahsetmiş olabilirim sizlere, insanın işleyişi ve bağlantılı olduğu veya yoldayken karşılaşmış olduğum ne varsa bütün bu deneyimleri sizlerle paylaşacağım. Bu uzun ince karışık bir adamın insanı, işleyişi ve evreni keşfetmek adına çıkmış olduğu bir serüven, bu serüvenin içerisinde durağımız şu anda burası. Burada olmaktan umarım siz de keyif alırsınız.

Temizliğin Geleceği: Dyson V16 Piston Animal Hayatımızda Neleri Değiştiriyor?

Hafta sonu yapılan huzur dolu kahvaltının ardından, sandalye altına dökülen ekmek parçaları, fark etmeden yere damlayan çay izleri… Keyif dolu bir başlangıcın ardından göze batan detaylar, günün devamını dinlenerek değil temizlikle devam ettirebilir. Dyson V16 Piston Animal tam da bu anlar için zamanınızı maksimum verimlilikle, güçlü temizlemeyle hayatınızı kolaylaştırmak için geliştirilmiş.  



Dyson teknolojisini daha da iyileştirerek, yeni ürünü V16 Piston ile bugüne kadarki en güçlü ve en akıllı süpürge teknolojisiyle süpürmeyi yorucu bir zorunluluktan çıkarıp, yaşam kalitenizi yükselten bir ritüele dönüştürür.  

En güçlü çekim gücü 



Motoru ve tasarımı itibariyle Dyson’ın en güçlü süpürgesi olan V16 Piston Animal, evinizde temizlik yapmayı bambaşka bir deneyim haline getiriyor. Halılarınızın derinliklerine sinmiş tozlar, tatil dönüşü toz kaplanan zeminler… Üstün emiş gücü ve performansı artıran tasarımı sayesinde tek bir geçişte en etkili şekilde temizler. Her detay, maksimum performans ve kullanıcı konforu göz önünde bulundurularak tasarlanmış.  Zemindeki incecik tozları bile çekip yerleri adeta silinmiş gibi yapan Dyson V16 Piston Animal’ı kullanırken parkelere de hassas davrandığından emin olabiliyorsunuz. 



Tek başlıkta zeminler arası kesintisiz geçiş      

Salonun yumuşak halısından mutfağın soğuk zeminine geçerken genelde başlık değiştirmek, eğilmek, ayarlamak gerekir. Ama Dyson V16 Piston Animal, bu geçişleri sizin için hızla algılar. Koni biçimli özel başlığıyla halı ilmeklerindeki inatçı tozları söküp çıkarırken, parke yüzeylerdeki tozu zahmetsizce toplar. Yeni başlığı sayesinde derinlemesine temizlik sağlarken, yeşil ışık teknolojisiyle çıplak gözle göremediğiniz mikro partikülleri bile aydınlatarak görünmez kirleri görünür hale getirir. 

Islak zemin temizliğinin en kolay hali 

Zahmetsiz ve etkili bir süpürmeden sonra ıslak temizliğe geçmek sadece anlık bir hareket. Yeni Submarine başlık ile kurumuş kahve, kurumuş soya sosu lekesi ve sertleşmiş yemek lekeleri gözünüzde büyümeyecek… Submarine başlığa eğilmeye bile gerek kalmadan geçebilir, lekenin zorluğuna göre normal ve Max ıslaklık modlarından birini seçebilirsiniz. İster Normal mod ile sabah işe gitmeden önce yere damlayan sütü temizleyin, ister akşam gelince Max modu ile kurumuş lekeleri zahmetsizce çıkarın. Üstelik temizlik rulosunun her seferinde temiz su kullandığını bilerek!  

Akıllı temizlik partneri 

Dyson V16, sadece güçlü değil; aynı zamanda evinizin akıllı yardımcısıdır. Farklı zemin türlerini otomatik olarak tanır, gücünü saniyeler içinde ayarlar. Siz salonu süpürürken, o halıdan parkeye geçtiğinizi algılar ve performansını buna göre optimize eder. MyDyson uygulaması sayesinde temizlik verilerinizi anlık olarak takip edebilirsiniz; ne kadar süre temizlik yaptığınızı ve hangi kirleri topladığınızı görebilirsiniz. Dyson V16 Piston Animal, temizlikte sezgisel bir ortağınız değil, akıllı bir asistanınız haline gelir. 

Dyson V16 Piston Animal dokunuşu: Dolanmadan, takılmadan, kusursuz temizlik 

Banyo zeminine dökülen diş macunu lekesi, yatağınızın içine işleyen tozlar, koltuğun üzerine yapışan evcil hayvan tüyleri… Dyson V16 Piston Animal’ın konik tasarımlı başlıkları ile, uzun saçları ve tüyleri fırçaya dolamadan doğrudan hazneye yönlendirir. Böylece başlığa dolanan saçları kesme veya çekiştirerek çıkarmaya çalışma zahmetini ortadan kaldırıyor.       



Eğilmeden başlık değişimi  

Temizliğin akışına kaptırmışken, koltuk veya masa altı için eğilmek zorunda kalırsınız. Ancak Dyson V16 Piston Animal,Dyson Dyson  altındaki ikonik kırmızı halka sayesinde tek bir dokunuşla kuru temizlikten ıslak temizleme Submarine başlığa veya borunun içine gizlenmiş aralık temizleme başlığına geçiş yapmanızı sağlar. Böylece temizlik ritmi hiç bozulmaz; koltuk altları, mobilya kenarları ve dar köşeler bile zahmetsizce temizlenir. Tek hareketle başlık değişikliği, eğilmeye gerek olmadan hızlı ve pratik bir deneyim sunar. Dyson V16 Piston Animal, sadece güçlü bir emiş gücü sunmakla kalmaz; temizliği konforlu, kesintisiz ve keyifli bir ritme dönüştürür. 

​​Daha küçük hazne ile daha fazla kapasite​​​​  

   ​​ 

Dyson V16 temizliği derinlemesine yapmasının yanında yeni hazne sistemi ile kirlerin daha fazla depolanabilmesini sağlıyor. Toplanan kirleri, tek bir hareketle sıkıştırmaya yarayan mandal sayesinde hazne kapasitesi üç katına kadar çıkabiliyor. Bu sayede 30 güne kadar toz saklanabilecek kapasite sağlanabiliyor.       

Dyson V16 Piston Animal,Dyson Dyson  yalnızca bir süpürge değil; evinizde hijyenkolay kullanım ve güçlü performans sunan bir teknoloji. Temizlik artık zahmet değil, konforun bir parçası. Dyson V16 ile farkı keşfedin ve her köşeyi zahmetsizce temizleyin.

*Bu makale Dyson’ın katkılarıyla hazırlanmıştır. 





İlgili Makale