X

İşaret Rüyaları: Psişik rüyalar gerçek mi? Herkes görebilir mi? Psikologlar ne diyor?

“İki gece önce kötü bir rüyadan uyandım. Alevler içerisinde bir uçak düşüyordu. O kadar canlıydı ki rüya. Hatta gerçekti. İkinci bir uçak daha vardı. Ona ne olduğu meçhul ama ilk uçak tam ortasından büyük alevler içerisinde ayağımın ucuna düştü. Ben hemen yanındaydım ama sanki orada değildim, her şeyi ayrıntılı olarak gördüm.”

O gün haberlerde sınır ihlaline uymayan yabancı ülke uçağının, ayaklarının her gün bastığı, ana toprağı ülkesi tarafından düşürüldüğünü, 2 uçak olduğunu ama bu uçaklardan sadece birinin ateşler içerisinde yere çakıldığını okuyan M.R. şaşırmıştı. Bu bir işaret rüyasıydı ama bu bilgi ile ne yapacağını bilmiyordu? Her gün mü görüyordu bu işaret rüyalarını? Sadece ona mı özeldi yoksa herkes bunu yapabiliyor muydu?

Nedir bu işaret rüyaları?

Eski zamanlardan beri insanlar rüyaların üst benlikten/ yüce ruhtan geldiğine inanmış, mesaj taşıdıklarına inandıklarından rüyalardan anlamlar çıkarmaya çalışmış ve rüyalar aracılığıyla gelecek hakkında tahminlerde bulunmuşlardır. Rüyalar onlara ilham vermiştir.

Bilim geliştikçe rüyalar incelenmiş, nörolojik ve biyolojik olarak nasıl oluştuğu ile ilgili bilimsel veriler elde edilmiştir. Ancak günümüzde yapay göz ve kol yapıp 3 boyutlu yazıcıdan çıkarabilen bizler halen tam olarak rüyanın biyo ve nörolojisini çözebilmiş değiliz. Hatta rüyaların beynin bir fonksiyonu mu onu dahi net olarak bilememekteyiz. Bildiklerimiz:

– Biyolojik yaklaşımda uyku sırasında öğrenilen bilgiler yeniden yorumlanıyor. REM sırasında eski bellek siliniyor, REM dışı süreçte yeni bilgiler gözden geçiriliyor.
– Bilişsel görüş, gün içinde çözüm bulamadığımız konular ile ilgili kaygıyı azaltıp, çözüm bulmak amacı ile rüya görüyoruz.
– Psikodinamik görüşler ünlü psikologlar Freud ve Jung’un çalışmalarından geliyor. Biyolojik ve bilişsel işlemlerine ek olarak rüyaların sembolik olduğu ve işaretler taşıdığı söyleniyor.
Rüya ile ilgili bilimsel kanıtlar:
– Herkes rüya görür ve uyandıktan 5-10 dk. içinde gördükleri rüyayı unutur.
– Gecede, 2 saatte bir toplamda 5 – 7 arası rüya görürüz
– İnsanların % 25 ve hatta kimi araştırmalarda % 38’ inin geleceğe dair işaret taşıyan ile rüyalar gördükleri bu kanıtlar arasında.

Gelecekle ilgili, psişik rüyalar, zihni rahatlatmak için görülen rüyalardan farklı

Psişik rüyalar çok daha net ve diğer rüyalara kıyasla daha güçlü duygusal tepki vermemize sebep oluyorlar. Rahatlama (atılım rüyaları) genellikle kişi ile ilgili, psişik rüyalar ise başka bir kişi ya da kişileri, toplumu, bütünü de içeriyor. Psişik rüyalar genellikle gece 3 ile 5 arasındaki 2 saatlik rüya döngüsünde görülüyor.

Kimler psişik rüya görebilir?
Herkes psişik rüya görebilir

Farklı kültür, din, yaş, ırktan olan veriler var. Yani herkes görebilir, kim hatırlayabilir ve doğru yorumlayabilir, işte bu ciddi bir soru.

Neden psişik rüya görülür?

Modern bilgelikte kabul gören anlayış, kişisel, ruhsal gelişimde derine inildiğinde ve / veya psişik güçlerin varlığı sebebi ile geleceğe dair işaret rüyaları görülür.

Ne zaman ve nasıl psişik rüya görülür?

Derin uyku, uykunun REM sürecinde, genellikle de sabaha karşı 3 ile 5 arası iki saatlik diliminde görülür.

Jung ve Rüyalar isimli sertifikalı bir eğitime katılmıştım. Orada bilinçaltından gelen işaretleri ve aynı zamanda arketipleri Jung yaklaşımı ile nasıl yorumlayabileceğimizi öğrenmiştik. Gerçekten enterasan bir bakış açısı, hali hazırda hem bireysel hem de kurumsal çalışmalarda gerekli olduğunda bu bilgileri kullanmaktayım. En önemli noktalardan biri rüyaları hatırlayabilmek:

Gelecek ile ilgili psişik rüyalarınızı hatırlayabilmek için:

1. Uyumadan önce baş ucunuza kalem kağıt kurun.
2. Saatin alarmını 3.30 am de uyanmak üzere kurun.
3. Uyanır uyanmaz, gördüklerinizi ve hissettiklerinizi not alın.

Şayet gördükten sonra gerçek yaşamda karşınıza çıkan rüyalardan sıkça görüyorsanız bana yazın: yeliz@yelizruzgar.com / yeliz@powercoaching.us

İlginizi çekebilecek diğer yazılar:

5 adımda rüyanızı nasıl kontrol edebilirsiniz?

Rüyaların ve kabusların anatomisi

Rüyaları hatırlamada kültürel farklılıklar ne kadar etkili oluyor?

Muse Yeliz Rüzgar: İzmir doğumlu ve uluslararası tanınırlığı olan Yeliz Rüzgar, Bütünsel Yaşam Koçu ve Enerji terapistidir. Yurt dışı ve yurt içinde ortağı olduğu koçluk ve danışmanlık şirketleri aracılığıyla bireysel olduğu kadar kurumlara da inovasyon, yeni ürünlerin Türkiye' ye ithalatı, motivasyon, satış arttırma, iş-özel yaşam dengesi üzerine danışmanlık vermektedir. 2005 yılından beri Anthony Robbins eğitimlerine katılımının ardından tüm etkinliklerinde gönüllü asistanlık yapmış, Los Angeles ve Türkiye'de "Power Groups" oluşumlarını yönetmiş bir Anthony Robbins lideridir. Yeliz, 13 yaşında ilk ilgi duymaya başladığı bilim ve ruhsal alanların birleştiği konular üzerine, Dünya çapında tanınan Dr. Bernie Siegel, Dr. Bruce Lipton, Dr. David Katz, EFT tekniğini bulan Dr. Craig, NLP tekniğinin kurucu Dr. Richard Bandler, NLP ‘de ‘Time Line – Zaman Çizgisi’ tekniğinin yaratıcısı Tad James gibi isimler ile birlikte kongre ve festivallerde konuk konuşmacı olmuş, ‘Holistik Yaşam’ ile ilgili sunumlar yapmıştır. Halen Sedona Üniversitesinde bu alanda doktora çalışmalarına devam etmektedir. Yeliz, UCLA ve North Carolina Üniversitelerinde psikolojik araştırmalarda da kullanılan AuraVS isimli bio-feedback aracılığı ile yaptığı seanslar ile Dünya çapında binlerce kişinin yaşamlarını dönüştürmeleri, ilişkilerini geliştirmeleri ve yaşam amaçlarına bağlanmalarına yardım etti. Yeliz Los Angeles ve İstanbul ‘da yaşamaktadır. Hayat mottosu: ¨İmkansız diye bir şey yoktur, İste, planla, harekete geç, inan ve sabırlı ol.¨

Saç kalitesinin sırrı yıpranmayı onarmak mı önlemek mi? 

Saçlarınız gün içinde fark etmeden düşündüğünüzden daha çok yıpranabiliyor. Sabah saçınızı kuru taramanın bıraktığı hasar, gün içinde hava kirliliğine maruz kalmak, duş sonrası yüksek ısıyla kurutma, sık şekillendirme… Tüm bu küçük adımlar zamanla birikiyor ve saç tellerinizde gözle görülmeyen hasarlar bırakıyor. Çoğu zaman “yıpranan saçları nasıl onarabileceğimize” odaklanıyoruz; oysa bilim bize çok daha kritik bir gerçeği fısıldıyor: Yıpranan saç kalıcı olarak onarmak pek mümkün değil. Çünkü saç, canlı dokular gibi kendi kendini yenileyen bir yapı değildir. Saç telini oluşturan keratin zincirleri bir kez hasar gördüğünde, uygulanan ürünler sadece yüzeyde geçici bir güçlendirme sağlar. Saç daha parlak görünür, daha yumuşak hissedilebilir fakat bu görünüm kalıcı bir onarım sunduğu anlamına gelmeyebilir.



Bu yüzden sağlıklı saç denkleminin en kritik noktası, saçın zarar görmesini engellemektir.

Türkiye’de uzun, gür ve dalgalı saçlar her zaman popülerliğini koruyor. Saçlarını uzatmak için maskeler, yağlar ve vitaminler deneyen pek çok kişi, saçlarının dipten sağlıklı bir şekilde uzamasına rağmen saç uçlarının sağlıksız göründüğünü fark edebiliyor. Peki bunun ardındaki sebep ne olabilir? Çoğu zaman bu durumun nedeni, farkına varılmayan koparak dökülme ve kırılmadır.



Trikologlar birçok insanın, saçlarının “koparak döküldüğünün” farkında bile olmadığını belirtiyor. Yüksek ısı, yanlış kurutma rutinleri ve sıcak şekillendirme araçları, saç boyunu uzatmaya çalışırken en hızlı kaybettiren etkenlerin başında geliyor.





Peki çözüm? Saçı şekillendirirken ona zarar vermemek. Yani ısıyı kontrol etmek.

Bilimin ışığında saçın anatomisi: Neden geri dönüş yok?

Saç telinin ana yapısını, tıpkı merdiven basamakları gibi sıkıca birbirine bağlanmış keratin proteinleri oluşturur. Saç telinin dış katmanı olan kütikül ise bu iç yapıyı koruyan pulcuklardan oluşur.

  • Yüksek ısı etkisi: Saçınızı aşırı yüksek ısıya maruz bıraktığınızda, bu ısı saç telindeki protein bağlarını parçalar. Saçın dış katmanı olan kütikül pulcukları zarar görür, kalkar ve saçın nemini kaybetmesine neden olur. Saçın içindeki suyu ani bir şekilde buharlaştıran aşırı ısı, protein yapısında geri dönüşü olmayan, kalıcı hasar yaratır.
  • Kalıcı hasar: Saç, tırnaklar gibi canlı olmayan bir dokudur. Cildinizde oluşan bir kesik gibi kendini yenileme yeteneği yoktur. Piyasada “onarım” iddiasıyla sunulan ürünler, hasarlı kütikül katmanını geçici olarak pürüzsüzleştiren ve saçın nem tutma kapasitesini artıran dolgu maddeleri içerir. Bu sayede saçınız bir süreliğine daha parlak ve güçlü görünebilir. Ancak saçın iç yapısındaki tahribat (kopan protein bağları) kalıcıdır ve eski haline getirilemez.

İşte bu yüzden, saç sağlığınız için hasar meydana geldikten sonra onu onarmaya çalışmak değil, baştan önlemektir.



Yıpratmamayı seçin: Dyson’ın saç bilimiyle tanışın

Saç sağlığının ilk adımı, birçok kişinin gözden kaçırdığı bir detayda gizli: Saç şekillendirmede kullanılan aşırı ısıdan kaçınmak. Dyson, bu bilimsel gerçeği merkeze alarak tüm saç şekillendirme ürünlerini, aşırı ısı hasarı olmadan etkili sonuçlar verecek şekilde tasarlar.

Dyson’Dyson’Dyson’ın temel felsefesi basittir: Saçı kuruturken ve şekillendirirken sıcaklıktan değil, akıllı mühendislikten ve güçlü, kontrollü hava akımından faydalanmak.

Yüksek teknolojiyle gelen koruma

Dyson saç şekillendirme makinelerinin tamamı, saç ve saç derinizin sağlığını korumaya odaklanan ortak bir teknolojiye sahiptir:

  1. Akıllı ısı kontrolü: Tüm Dyson ürünlerinde saniyenin çok küçük bir bölümünde sıcaklığı onlarca kez ölçen akıllı sensörler bulunur. Bu sensörler sayesinde makineler, saçın aşırı ısınmasını engelleyecek sabit ve güvenli bir sıcaklıkta kalır. Bu teknoloji, özellikle saç kurutma makinelerinin bile farkında olmadan yarattığı günlük ısı hasarını ortadan kaldırır. Örneğin, Dyson Supersonic Nural™ saç kurutma makinesi, saç ve saç derisi sıcaklığını sürekli analiz ederek, gerektiğinde ısıyı otomatik olarak düşürüp yükseltir.
  2. Dijital motor teknolojisi: Dyson’ın güçlü ve hafif dijital motoru, geleneksel makinelerin aksine ısıya bağımlı kalmadan, yüksek hızlı, kontrollü hava akışı sağlar. Bu sayede saçınızı yüksek ısıya maruz bırakmadan çok daha kısa sürede kurutabilir ve şekillendirebilirsiniz.
  3. Esnek şekillendirme gücü: Saç, ıslakken en esnek halindedir. Dyson Airwrap™ ve Dyson Airstrait™Dyson Airwrap™ gibi makineler, bu nemli halinden yararlanarak saça şekil verir. Saçınızı kuruturken ve şekillendirirken aynı zamanda saçı sabitlemek için soğutma gereklidir. Bu sebeple tüm makinelerde şekli kalıcı kılmak için saçın hızla soğumasını sağlayan Soğuk Şok (Cold Shot) özelliği bulunur.

Saç sağlığınıza yapılacak en iyi yatırım

Saç sağlığınız için sürekli olarak yüksek fiyatlı bakım maskeleri, serumlar ve kremler satın alıyorsanız, aslında hasarın sonuçlarına yatırım yapıyorsunuz demektir. Oysa Dyson, size bu hasarı kökten önleme seçeneğini sunuyor.

Unutmayın, binbir zorlukla uzattığınız saçlarınızın boyu, aşırı ısı nedeniyle her gün biraz daha koparak dökülüyorsa, hiçbir bakım ürünü bu kaybı geri getiremez. Saç tipinize en uygun Dyson ürünü (Airwrap™, Airstrait™, Supersonic™) ile tanışarak yıpratmamayı seçmek, sadece daha mantıklı değil, aynı zamanda daha kalıcı bir çözümdür.

*Bu yazı Dyson’ın katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale