X

İş yerinde sevilmeye çalışmayın: Sevilmeye çalışmak kadınları geri tutuyor

Kadınların beğenilme kaygısı, değerli fikirlerini paylaşmalarını engelliyor. İlk adımı sen at. İster aşk hayatında, ister iş dünyasında, ister hayatta. -Whitney Wolfe Herd

Bu sözler, halka arz edilen bir şirketin en genç kadın CEO’su olan Whitney Wolfe Herd’e ait. Tinder’ın kurucu ortaklarından biri olan Herd, burada yaşadığı kişisel ve profesyonel sorunların ardından 2014 yılında cinsel taciz davası açtı ve 1 milyon dolarlık bir uzlaşma sağladı.

Sonrasında Teksas’a taşındı ve kadınlara ilk adımı atma gücü veren yeni bir arkadaşlık uygulaması olan Bumble’ı kurdu. Sadece yedi yıl içinde Bumble’ı halka arz etti ve kendi çabasıyla milyarder olan en genç kadın unvanını kazandı.

Herd’in kadınlara bir başka tavsiyesi de şu: “Kendini bu kadar ciddiye alma.”

Tinder’dan kovulduktan sonra insanların onu sevmemesini dert etti mi? Hayır. Onun yerine kadınların flörtte güvenlik ve güç sahibi olması fikrini iş modeline dönüştürdü ve büyük başarı elde etti. Yani, zorluklar bazen fırsatlara dönüşebilir.

Sevilmeye çalışmak kadınları geri tutuyor

Kadınlar, erkek meslektaşlarına kıyasla iş yerinde sevilme baskısını çok daha fazla hissediyor. Bu da onları, özellikle güçlü pozisyonlardalarsa, davranışlarını ve iletişim tarzlarını değiştirmeye zorluyor.

1.000’den fazla çalışanın katıldığı bir araştırmada kadınların %56’sı “sevilme baskısı” hissettiklerini söyledi. Bu oran erkeklerde %36. Rapora göre kadınlar adeta birer “şekil değiştirici” gibi davranıyor. Raporun adı da bu zaten: “Shapeshifters: İş Yerinde Sevilmek İçin Yaptıklarımız”. Araştırmayı sosyolog Amy Kean yürüttü.

Genç kadınların büyürken sık duyduğu sıfatlara bakın: Kıymetli, çiçek gibi, utangaç, hanım hanımcık.
Oysa nadiren şu kelimelerle tanımlanıyorlar: Güçlü, etkileyici, lider, takdir edilesi.

İş hayatına geçtiklerinde ise bu koşullanmayı da beraberinde getiriyorlar. Toplum, kadınların daha “nazik” ve “uyumlu” olması gerektiğini hâlâ dikte ediyor.

Bir vaka: Sarah’ın hikayesi

30 yaşındaki Sarah, bir yazılım şirketinde çalışıyordu. Katıldığı iç toplantılardan birinde, CEO onun yanlış şeylere odaklandığını söyleyerek stratejisini değiştirmesini istedi. Sarah, CEO’nun daha önce kendisine verdiği hedeflere göre çalıştığını anlatmaya çalıştı. Fakat CEO onun sözünü kesti ve şunu söyledi: “Yine o cadaloz surat ifadesine büründün.”

Şok geçiren Sarah toplantıdan çıkıp lavaboya gitti ve orada gözyaşlarına boğuldu. (Not: Toplantıda ağlamayın. Eğer duygusal tepki verecekseniz, kendinizi dışarı atın. Bu, daha profesyonel bir yöntemdir.)

Toplantıya geri döndüğünde güçlü durmaya çalıştı. Konuyu kapattı, ama yaşananlar içini kemirdi. Kısa süre sonra şirketten ayrıldı.

Peki bu durumu farklı bir şekilde yönetebilir miydi? Eğer şoktan donup kalmasaydı, belki şöyle bir espriyle yanıt verebilirdi: “Cadaloz suratımda ne varmış, açıklasana?”

Zeka dolu bir mizah, karşı tarafın sınırı aştığını fark etmesini sağlayabilir. Bu her zaman işe yarar.

Dilimizi değiştirebiliriz

“Shapeshifter” raporu, kadınların iş yerindeki dilini gözler önüne seriyor. Kadınlar, erkeklere kıyasla iki kat daha fazla şu cümleleri kullanıyor:

  • “Yanılıyor olabilirim ama…”
  • “Bu söylediklerim mantıklı mı?”

Kadınlar çoğu zaman fazla özgüvenli görünmekten çekiniyor. O yüzden fikirlerini saklıyor, kendilerini geri planda tutuyorlar. Neden? Sevilmek için.

Ama gerçek şu: İyi fikirler, sevilme kaygısıyla bastırıldığında kimseye faydası olmaz. Cesur olun. Düşüncelerinizi söyleyin. Herkesin sizi sevmesine gerek yok. Ama kendinize saygınız olsun.

Kaynak: psychologytoday

İlginizi çekebilir: Matilda etkisi: Kadın bilim insanlarının katkılarının değersizleştirilmesi ve reddedilmesi

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale