İp üstünde yürümek zordur: Dönüşümü kabul ederek dengeyi bulmak

İnsan türü mükemmel bir düşünme kapasitesine sahipken nasıl oluyor da duygusal konular işin içine girince kendine rağmen, kendine bu kadar acı çektirebiliyor? Bu neyin ihtiyacı? Hatta bazılarımız acı derinleştikçe kendilerine itiraf edemeseler bile bundan zevk alıyor… Bu kendi değerinin farkında olmamanın son noktasıdır diye düşünüyorum.

Herkes aşık olur, sever, tüm kalbiyle bir bütün hisseder, güzel zamanlar geçirir veya hissettikleriniz platoniktir, güzel zamanlar geçiremeden duygularınız ve siz başbaşasınızdır…

Her şeyden önce hayatta sizden bir tane daha olmadığının farkına varmalıdır insan!

Her birey tek başına, ayrı ayrı değerlidir. Kendi değerinizin, ne kadar özel olduğunuzun farkında olsaydınız kendinize bile bile bu acıyı yaşatmak istemezdiniz… Sözlerim belki de çok duygusuzca gelebilir kulağa, fakat asıl duygusuzluk emin olun yok yere kendinizi heba edip, sevdiklerinizin size bakıp üzüldüğünün farkında olmamaktır…

Peki “Duygular benim elimde değil, ne yapabilirim saçma sapan konuşma!” dediğinizi duyar gibiyim. Evet hissedeceklerimizi bir yere kadar “aa dur bir aşık olayım” diyerek seçmiyoruz. Fakat işler yolunda gitmiyorsa o noktada hayatın seçimlerden ibaret olduğunu hatırlamak ve her şeyin gelip geçici olduğu gerçeğini kendinize hatırlatmak gerekiyor.

Her insan yalnız doğar, yalnız ölür.” Hayatınız boyunca çok güzel bir evliliğiniz olabilir, boy boy çocuklarınız olabilir, mükemmel arkadaşlara sahip olabilirsiniz, istediğiniz kadar kalabalık ortamlara girin, partilerin bir numaralı kızı/erkeği olun, mükemmel bir aşkınız, bağlılığınız olsun, tek bir acı gerçeğe karşı duvarınız olsun: “Her şey dönüşür, her şey gelip geçebilir “ Bu gamsızlık mı sizce? Hayır sadece gerçek bu!

“İnsan ancak kendine rağmen kendisi için seçimler yapabiliyorsa ve kendi değerinin farkındaysa mutluluk yolunda adımlar atabilir.” İnsan önce kendine değer vermezse ve kendi değerinin farkında olmazsa bir başkasından saygı sevgi görmeyi nasıl bekleyebilir ki? Bir başkası sizin değerinizin nasıl farkına varabilir ki? Kendinize söyleyeceğiniz iki kelime içinizdeki benlik ateşini alevlendirecektir: “Ben değerliyim!

Bu konu sadece aşkla alakalı değil… Arkadaşlıkta, iş dünyasında, aile yaşamında kişi her ne yaşarsa yaşasın ilk önce kendi değerinin farkında olarak adımlarını atmalıdır. Bu tamamen kişinin kendine olan öz saygısı ile ilgili bir konu…

“İçinizdeki ırmağın yönünü değiştirecek olan sizsiniz ve o yönü değiştirecek olan barikatlar inşa edecek olan kişi de sizden başkası değil…”

“Koca bir fırtınayı dindirecek olan da, onu dönüştürüp başka baharlara çevirecek olan da, koca bir enkazın altından sağ çıkabilecek olan da, güçlü girdaplara kapılmayacak kadar zeki ve güçlü olan da kendimizden başkası değil…”

İçinizdeki muhteşem gücün farkında mısınız?

İncecik ip üstünde yürümeye benzer bazı ilişkiler… Aşağı düşerseniz duman olursunuz! İçimizdeki o dengeyi kurup, o incecik ip üstünden yürüyüp karşıya ulaşacak olan biziz!

Bu bir savaş değil… Bu aşka inat, dostluğa inat, sevgiye veya nefrete inat yol alabileceğiniz bir yol değil… Bu bizim yolumuz! Hiç kimse olmadan da kendimizi sevme ve mutlu olma sanatı…

Bu yolda bize değer verecek olanlar zaten elimizden tutacaktır. Gerisini olduğu yerde, olduğu şekliyle bırakın gitsin!

Sen yoluna bak ve arada bir durup dinlensen de, ilerle… Hep ilerle…

Sevgilerimle…

İlginizi çekebilir: 30’lu yaşlar bedellidir: Kendi isteklerinizi fark etmeyi ötelemeyin

Gamze Okutan
15 Aralık 1986 Beykoz doğumlu olan Gamze Okutan 2004 yılında Paşabahçe Ferit İnal Lisesi’nden mezun oldu. 18 yaşında kendi ayakları üstünde durma heyecanına kapılıp ... Devam