X

İlişkilerde yaralanmak: Nasıl köklerimizi güçlendiririz

“It’s six years of never being different. But this is it… I am done. Don’t call me, ever again. Forget you know my number. In fact, forget you know my name. And you can drive down this street all you want… Because I don’t live here anymore.”

Sex and the City izleyenlerin belki de benim gibi ezbere bildiği Carrie ve Mr. Big sahnelerinden biri bu. Geçen gün sosyal medyada yine karşıma çıktı. Ve o an anladım ki, bu sahneyi hepimiz hayatımızın farklı zamanlarında yaşadık.

Siz de en çok yakın ilişkilerden yara aldığımızı düşünmüyor musunuz? Nedeni insanın var oluşuna kadar uzanan bir şey.

Hepimizin görülme ve sevilme ihtiyacının yanına bağ kurma isteği eklenince tabi ki yara alıyoruz. Ve bu yaralanma hali de hayat boyu bizimle kalıyor. Bazen aynı ilişkinin içinde yara alıp birlikte onarmaya, bazen de başka ilişkilerde aynı yaraları tekrar tekrar deneyimlemeye kadar uzanıyor.

Ben en son “artık bir ilişki için üzülmeyeceğim, artık anladım” dedikten çok kısa bir süre sonra kendimi yaranın içinde oradan da eski bir yaralarıma doğru itildiğimi fark etmiştim. Çünkü bir kere bir yer kanadığında, aslında hep orası kanar. İlk yara aldığın yer, sonraki tüm yaraların köküdür. O yüzden orayı tanıyabildikçe, yarayı yok etmeye çalışmak yerine onunla oturmayı öğrenirsin.

Her yara aldığında bu pratik yeniden başlar. Yani insanlığımız, aslında yaralarıyla savaşmaktan vazgeçip onları sevebilme niyetinde saklıdır.

Repliğe dönersek, benim de bir “Mr. Big”im vardı. Ne onunla ne onsuz olabildiğim, toksik bir ilişkide yıllarımı harcadım. Her gidişinde başka yollara açıldım; tam “sağlıklı bir şey buldum” dediğim anda o yeniden belirirdi ve ben yine ona koştum. Kaç yıl böyle geçti, kaç ihtimali harcadım bilmiyorum.

Pişman mıyım? Hayır. O zamanlar başka türlü bir şey seçme olanağım yoktu. Çok koştum, çok sevdim, çok yara aldım. Hayalperesttim. Karşımdakinin bile öldüremeyeceği bir sevgiyi kalbimde yaşatmaya çalıştım.

Sonra hayatıma yoga girdi. Zamanla öğrendim, büyüdüm. Bir gece yine Mr. Big’den mesaj geldi. Ama bu kez kalbimde bir tepki yoktu. İlk kez sınır koyabilmiştim. İşte o an Mr. Big’in aslında çoktan ölmüş, hatta belki hiç var olmamış olduğunu fark ettim.

Hepimiz bu noktada tökezliyoruz. Ya karşı tarafı suçluyoruz ya da vermediklerini. Sınır koyamıyoruz. Ve fark etmeden kendimizi bir karmaşanın ortasında buluyoruz.

Oysa sınır koyabilmenin gücünü asla küçümsemeyin! Sınır koyabilmek, kişisel sevgiden geliyor. Terapilere, çalışmalara gidebilirsiniz; hepsi çok değerli. Ama siz eyleme geçmedikçe hiçbir şeyin anlamı yok. Çünkü asıl güneş sizsiniz! Siz aydınlattığınız için, siz anlam verdiğiniz için oradalar.

Hayatın küçük önemsiz gibi gördüğünüz anlarında kocaman bir yaşam saklıdır. Geçen gün onlardan birini yaşadım. Kocaman bir çiçek yana doğru eğilmeye başlamıştı. Ben kendi yöntemimle bağladım ama işe yaramadı. Sonra bilen biri geldi ve ilk yaptığı şey köküne bakmak oldu.

“Kökü sallanıyor” dedi. “Toprağı sağlamlaştırmak lazım.” Biraz toprak ekledi ve o çiçek yeniden dimdik ayakta durdu. Hayat da böyle değil mi? Var olmak biraz sallanmak, biraz yapraklarını dökmek. Ama kökünü derinleştirebildiğinde yeniden çiçek açabilmek.

Peki, bu nasıl olacak? Kendinle en son ne zaman vakit geçirdin?

Sadhguru’nun sorusu hep kulağımda çınlıyor: “Kendine iyi bir eşlikçi misin?” Çünkü kendine iyi bir eşlikçi olmayan, başkasına nasıl olabilir ki? Olsa bile sağlıksız dinamikleri nasıl görebilir?

Tıpkı ağacın her sonbaharda solmuş yapraklarını toprağa bırakması gibi, biz de artık bize hizmet etmeyenleri bırakabiliriz. Bunun için köklerimizi sağlamlaştırmamız ve yüzümüzü güneşe çevirebilmemiz yeterli.
Ve unutmayın…

Güneş her zaman sizsiniz.

İlginizi çekebilir: Değişime kalp gözünden bakmak

Özde Çolakoğlu: Çalışma Ekonomisinden mezun oldu. Mezun olduktan sonra metin yazarlığı, editörlük, sosyal medya uzmanlığı gibi farklı alanlarda uzun yıllar çalıştı. 2009 yılında yoga ile tanışmasının ardından farklı uzmanlar ve stillerle çalışma şansı yakaladı. Bedende başlayan bu öğretiyi daha da derinleştirmek isteyen Çolakoğlu bu amaçla ilk temel yoga uzmanlık eğitimini 2012 yılında aldı. O zamandan itibaren farklı birçok eğitime katıldı ve katılmaya devam ediyor. Ocak 2018’de Yoga Alliance’ın E- RYT 500 Sertifikasını almaya hak kazandı. 2013 senesinden itibaren çeşitli yoga merkezlerinde ders vermeye başlayan Çolakoğlu, 2017 yılında Githa Yoga ekibine katıldı ve stüdyonun ana hocalarından biri oldu. Bu dönemde stüdyonun büyümesi için kurucu ekip ile birlikte çalıştı, atölyeler ve eğitimler verdi. Çolakoğlu, yoga uzmanlık programları düzenleyerek uzmanlar yetişiyor. 200 ve 300 saatlik temel ve ileri yoga uzmanlık programları ve kamplar düzenliyor. 2021’de bu mesleğini stüdyo sahipliğine dönüştürmüştür. Kadıköy, Moda’da kurulan, Yoga ve Ayurveda merkezi Goa Yoga’nın kurucu ortağıdır.

Dyson Airwrap Co-anda2x™’ya geçmek için 5 geçerli sebep

Sabah aynanın karşısında saçlarla geçirilen birkaç dakika, aslında günün enerjisini ve ruh halini belirliyor. Günün keyifli anlarından biri olan saç şekillendirme ritüeli, doğru araçlarla birleştiğinde tüm günün enerjisini pozitif yönde değiştirebilir. 



Dyson saç şekillendirme ürünleri hayatımıza girdiğinden beri saçlarımızı istediğimiz şekle sokmamıza yardımcı oluyor hem de bunu yaparken ısı hasarından koruyor. Şimdi ise saç şekillendirmenin bir adım ötesine geçerek bambaşka bir deneyim sunuyor. Dyson Airwrap Co-anda2x™ iki kat daha fazla hava basıncı yaratıyor. Böylece saç kurutma ve şekillendirme süresi neredeyse yarıya düşüyor.               

1. Farklı başlık seçenekleriyle hem günlük kullanımda hem özel günlerde kullanım imkanı

Saç şekillendirme artık tek bir forma sığdırılmıyor. Yeni Airwrap, sahip olduğu başlık çeşitliliği ile güzellik anlayışına farklı bir boyut getiriyor. İster hacimli bukleler, ister pürüzsüz düz fönler, ister doğal dalgalar olsun; her saç tipi ve ruh hali için bir çözüm sunuluyor.

Dyson Airwrap Co-anda2x™  modeliyle, sadece başlık değiştirerek, kuaför kalitesinde sonuçları ev konforuna taşıyarak herkesin kendi stilini özgürce yansıtması hedefleniyor.

2. Düz-dalgalı saçlar ve bukleli saçlar için farklı setler

Dyson, yeni  Airwrap Co-anda2x™   imodeliyle kullanıcı deneyimini bir adım daha ileri taşıyor. Artık herkesin saç şekline göre tasarlanmış bir başlık setine sahip olması mümkün.

  • Kıvırcık ve Bukleli Saçlar için farklı  bir set ve Düz veya Dalgalı Saçlar için farklı bir set sunuluyor.
  • Bu sayede, farklı saç şekillerine sahip insanların farklı ihtiyaçları karşılanırken hiçbir zaman kullanmayacak başlıklar elinize dolanmıyor.      



3. Kullanım alışkanlıklarınızı hatırlıyor

Dyson’ın teknolojik üstünlüğü, ürünün kullanım alışkanlıklarını hatırlama yeteneği ile pekişiyor. Bluetooth bağlantısı sayesinde kullanıcılar, saç şeklini, uzunluğunu ve şekillendirme tercihlerini uygulamaya kaydedebiliyor.

Bu özellik, Airwrap’ın sıcaklık ve hava akışını, kullanıcının ihtiyaçlarına göre ayarlamasını sağlıyor. Başlık değiştirildiğinde ise o başlıkla ilgili yapılan ayarı hatırlıyor. Bu kişiselleştirme, cihazın çok daha pratik bir şekilde kullanılmasının önünü açıyor.

4. Yeni nesil motor,daha hızlı sonuçlar

Modern yaşamın temposunda her dakika değerli. Dyson Airwrap Co-anda2x™ , yenilenen motor teknolojisiyle bu zamanı size geri kazandırıyor. Artık saç kurutmak ya da şekillendirmek uzun bir hazırlık süreci olmaktan çıkıyor; güçlü hava akışı sayesinde saçlar daha kısa sürede kuruyor, daha hızlı şekilleniyor. İster belirgin bukleler, ister dalgalı ve düz modeller elde etmek daha kolay. 

5. Teknoloji ve güzelliğin buluşma noktası

Dyson Airwrap Co-anda2x™  sadece bir saç şekillendirici değil; teknolojinin zarafetle buluştuğu yeni bir güzellik anlayışı sunuyor. Her detayı, kendinizi en iyi hissettiğiniz anlara eşlik etmek için tasarlandı. Hızlı, kişisel ve etkili… Çünkü Dyson’a göre güzellik; bir kalıba sığmak değil, kendi en iyi halinizi bulmakla başlıyor.

*Bu yazı Dyson’ın katkılarıyla hazırlanmıştır.

İlgili Makale