‘İki yabancı’ sendromu: İlişkide yalnız hissetmenin sebepleri ve yalnızlık hissini azaltmanıza yardımcı olabilecek öneriler

Yalnız, tek başımıza, sadece kendimizle geçirdiğimiz zaman dilimleri hayatın gürültüsünden, yoğunluğundan ve yorgunluğundan kaçmak, iyi hissetmek ve konsantrasyonu artırmak için harika bir mola olabilirken; yalnızlık hissi tam tersine kişinin kendini kötü hissetmesine, odaklanamamasına, sorumluluklarını ertelemesine ve olumsuz düşünceler girdabında kaybolarak daha da aşağı çekilmesine sebep olabilecek bir duygu durumu.

Gerçekten yalnızken, yalnızlık hissi kolayca rasyonelleştirilebiliyor olsa da içinde yaşadığımız kalabalık, iyi ya da kötü sahip olduğumuz arkadaşlıklar, derin ya da yüzeysel ilişkilerimiz, hatta hayatı paylaştığımız bir partnerimiz varken yalnız hissetmek tutarsız geliyor olabilir. Aynı çatının altında yaşadığımız, yediğimiz yemeği ve yatağımızı paylaştığımız kişiyle yabancılaşmak acı verici bir deneyim. Peki bir ilişkinin içindeyken, evliyken ya da uzun süreli bir partnerimiz varken ve bu kişiyle tüm hayatımızı paylaşıyorken nasıl yalnız hissedebiliyoruz? ‘Birlikte ama yalnız iki yabancı’ olmamızda hangi faktörler rol oynuyor?

İlginizi çekebilir: Yalnız olmak ve yalnız hissetmek arasındaki ince çizgi: Yalnızlık tercihiniz mi kaderiniz mi?

İlişkide yalnız hissetmenin sebepleri

2018 yılında Pew Araştırma Merkezi tarafından yapılan bir anket çalışması, aile hayatından memnun olmayan bireylerin %28’inin kendini yalnız hissettiğini ortaya koydu. Araştırma sonuçları, ilişkideki yalnızlık duygusunun genelde çiftlerden birinin karşısındakiyle kurduğu duygusal bağın kaybolması sonucu ortaya çıktığını gösteriyor. Dolayısıyla en iyi ilişkilerde bile taraflardan birinin ya da her ikisinin birbirine yabancılaştığı ve mesafeli davrandığı zamanlar olabiliyor. Yalnızlık hissiyse, bu yabancılaşma ve mesafelenme durumunun kronikleştiği noktada ortaya çıkıyor.

Kırılgan, zayıf ve savunmasız yanlarımızı gizlemeye çalışmak

How to Be Single and Happy (Nasıl Yalnız ve Mutlu Olunur) kitabının yazarı Psikolog Jenny Taitz’e göre savunmasız, kırılgan ve zayıf yanlarımızı karşımızdaki kişiden gizlemeye çalışmak ve sürekli mükemmel görünme çabası ilişkide yalnızlık hissinin deneyimlenmesine aracı olabiliyor. Duygularımız hakkında konuşamamak, güvensizlik ve hayal kırıklığı korkusuyla kırılgan yanlarımızı gösterememek paylaşımlarımızın derinliğini azalttığı için ilişkide zamanla yalnız hissetmemize neden olabiliyor.

Sosyal medya kullanım alışkanlıkları

Sosyal medya, hayatımızın her alanında olduğu gibi ilişkide yalnızlık hissinin oluşması üzerinde de önemli bir role sahip. 2017 yılında American Journal of Preventive Medicine’de yayınlanan bir araştırma, sosyal medyada günde iki saatten fazla zaman geçiren kişilerin, yarım saat zaman geçirenlere oranla kendilerini iki kat daha fazla yalnız hissettiklerini gösteriyor.

Kendi ilişkimizi sosyal medyada gördüğümüz ilişkilerle karşılaştırmak yalnızlık hissinin tetiklenmesine zemin hazırlayabiliyor. Sürekli mutluymuş gibi bir algı yaratan samimi fotoğraflar, hediyeler, sürprizler kendi ilişkimizdeki eksikliklere odaklanmamıza, başkaları kadar mutlu olmadığımız algısının oluşmasına ve dolayısıyla kendimizi değersiz, sevilmeyen ve yalnız bırakılmış biri gibi hissetmemize neden olabiliyor. Kendi ilişkimizi başkalarının ilişkileriyle karşılaştırdıkça farkında olmadan partnerimize mesafe koyabiliyoruz. Dolayısıyla sosyal medyada ne kadar uzun süre geçirirsek, kendimizi de bir o kadar yalnız hissedebiliyoruz.

Genetik yatkınlık

Yalnızlık hissinin nedenleri çevresel olabileceği gibi, kişinin kalıtsal mirası da yalnız hissetmesinde rol oynayabiliyor. 2016 yılında Nature Dergisi’nde yayınlanan bir araştırmanın sonuçları, yalnızlık hissinin kalıtsal bir özellik olabileceğini ve bazı insanların ne kadar tatmin edici, derin ve iyi ilişkiler kursalar da yaşamları boyunca yalnız hissetmeye daha yatkın olabileceklerini gösteriyor. Genetik olarak yalnız hissetmeye daha yatkın olan insanlar, kurdukları ilişkilerin yalnızlık hissini giderebileceği yanılgısına kapılarak hayal kırıklığı yaşayabiliyorlar. Başka bir insanın varoluşsal yalnızlık sancılarını dindirebileceğine inanarak sürekli ‘doğru kişi’yi bulma çabasıyla arayışta olsalar da, sonunda yalnızlık hissinden kurtulmaları mümkün olabiliyor.

Samimiyetin azalması

Bazı ilişkiler üzerinden zaman geçtikçe pırıltısını ve canlılığını yitirebilir. Partnerlerin arasındaki bağın zayıflaması ve yaşanan problemlerde şefkatli bir tutum yerine eleştirel, yargılayıcı, suçlayıcı bir bakış açısı geliştirmeleri ilişkiyi yüzeyselleştirebilir. İlişkideki samimiyet, aradaki bağın korunmasında önemli bir rol oynar. Aranızdaki bağın zayıflaması yalnızlık duygusunu besleyebilecek güçte bir izole olma halini ve yabancılaşma hissini beraberinde getirebilir.

Uyumsuzluk

Ne kadar çok ortak ilgi alanına sahip olsanız da, henüz keşfedemediğiniz ya da zamanla değişen özelliklerinizden dolayı partnerinizle ilişkinizin herhangi bir noktasında fikir ayrılığı yaşamanız olası. Öfke, hoşgörü eksikliği, sabırsızlık ve mutsuzluk zamanla ortaya çıkabilirken, ilişkide zamanla duyulmadığınızı, anlaşılmadığınızı, değer görmediğinizi hissetmenize neden olarak yalnızlık duygusunu deneyimlemenize sebep olabilir.

Fiziksel mesafe

Çok nadiren olsa da, iş ya da askerlik gibi fiziksel olarak uzaklaşmayı ve araya mesafe girmesini gerektiren durumlar da ilişkide yalnızlık hissinin tetiklenmesine neden olabiliyor. Genelde güçlü bağ kurabilen, iletişimleri sağlıklı olan ve birlikteyken yalnız hissetmeyen çiftlerin arasına fiziksel olarak mesafe girse de yalnızlık hissetmediklerinin altını da çizmek gerekiyor.

Psikolojik sorunlar

Yukarıda da bahsettiğimiz gibi, partnerlerden birinin duygusal sorunlarının olması, bağımlılık, depresyon, anksiyete ve öfke kontrolü gibi psikolojik problemler yaşaması ilişkisinden çok odağını kendisine çevirmesine neden olacağı için diğer tarafın kendisini yalnız hissetmesine sebep olabiliyor. Benzer şekilde ilişkide ya da kişinin geçmiş ilişkilerinde fiziksel ya da duygusal istismarın olması da yalnızlık hissinin en önemli sebeplerinden biri.

İlişkinizde deneyimlediğiniz yalnızlık hissinin kaynağını nasıl anlayabilirsiniz?

Çevresel faktörlere olduğu kadar genetik yatkınlığa da bağlı olan yalnızlık hissinin kaynağını bulmak her zaman o kadar da kolay olmayabilir. Bu nedenle ilişkideki yalnız hissinin kökenine inmenin ilk ve en önemli adımı yalnız hissettiğinizi partnerinizle paylaşmak olacaktır. Eğer konuşmanız sırasında partneriniz sizi duygusal olarak tatmin etmeye çalıştığına dair somut örnekler gösterebiliyorsa ve gerçekten sevilme, ilgi görme, değer görme gibi temel ihtiyaçlarınızın karşılandığı apaçık ortadaysa yalnızlık hissinizin sebebi ilişkinizle değil sizin kendi duygusal, davranışsal ya da zihinsel durumunuzla ilgili olabilir.

Eğer deneyimlediğiniz yalnızlık hissinin kendinizle ilgili bir durumdan kaynaklandığını düşünüyorsanız, sadece şu anki ilişkinizde değil geçmişte yaşadığınız hem romantik, hem arkadaşlık hem de ailevi ilişkilerde hangi davranış kalıplarının baskın olduğuna yakından bakmanız gerekebilir. İlişkilerinizin ilk zamanlarında yalnızlık hissinden kurtulup sonraki zamanlarda yine yalnız mı hissediyorsunuz? İlişkilerinizdeki bu dinamiği yaratan sebepler neler? Bu soruların cevabı, ilişkinizde neden yalnız hissettiğinizin kaynağını keşfetmenize yardımcı olabilir.

Diğer taraftan 2009 yılında Journal of Personality and Social Psychology’de yayınlanan bir araştırma, yalnızlık hissinin bulaşıcı olabildiğini, ilişkide bir tarafın kendisini yalnız hissetmesinin karşı tarafın yalnızlık hissiyle bağlantılı olabileceğini gösteriyor. Dolayısıyla eğer partneriniz de sizin gibi ilişkide kendisini yalnız hissediyorsa, bu hissin sebebi bireysel olmaktan çok kurduğunuz ilişkiyle de bağlantılı olabilir. Böyle bir durumda iki tarafın da yaşadığı duyguların bireysel değil ilişkisel bağlamda ele alınması gerekir. Yalnızlık hissinizin bir aradayken daha yoğun olduğunu düşünüyor musunuz? İlişkinizin eskiden daha tatmin edici olduğunu ancak şu an bir şeylerin değiştiğini gözlemliyor musunuz? Bu soruların cevabı evetse, ilişkinizde bir şeyler yolunda gitmiyor olabilir. Aşağıdaki sorular da, ilişkideki yalnızlık hissinin sebeplerini fark etmeniz konusunda yol gösterici olacaktır.

  • İlişkimizde ne değişmiş olabilir? Ne zamandır kendimi bu kadar yalnız hissediyorum? Ne olmasaydı kendimi daha az yalnız hissederdim?
  • Yalnızlık hissimin kaynağı stres olabilir mi? İş yerimde, ailemle ilgili konularda ya da finansal olarak kendimi stres altında hissettiğim bir zamanda olabilir miyim?
  • Partnerim de kendini yalnız hissediyor olabilir mi? Onun ilişkideki yalnızlık hissiyle benim kendimi yalnız hissetmem arasında bir tutarlılık var mı?
  • Yalnızlık duygusu benim için bir örüntü olabilir mi? Diğer insanlarla olan ilişkilerimde de kendimi sık sık yalnız hissediyor muyum? Yalnızlık hissi sadece romantik ilişkilerimde mi yoksa tüm sosyal ilişkilerimde mi ortaya çıkıyor?
  • Sosyal medyada ne kadar zaman geçiriyorum? Kendi ilişkimi başkalarının ilişkileriyle ne kadar kıyaslıyorum? Başkalarının paylaştığı mutlu fotoğrafları gördüğümde kendimi nasıl hissediyorum?
  • Kendimi genel olarak nasıl hissediyorum? İlişkimden sıkılmış olabilir miyim? Beklentilerim ve ilişkideki sorumluluklarım yorgunluk, hayal kırıklığı, tükenmişlik gibi duyguları tetikleyerek yalnız hissiyle kendini gösteriyor olabilir mi? Bu ilişkinin içinde kendime ne kadar zaman ayırabiliyorum?

İlişkideki yalnızlık hissiyle nasıl başa çıkabilirsiniz?

İlişkide yalnız hissetmek çoğumuzun zaman zaman deneyimlediği bir durum. Ancak deneyimlediğiniz yalnızlık hissi hayatınızın her alanında sizi zorluyorsa ve gittikçe daha da yoğunlaştığını hissediyorsanız, aşağıdaki öneriler size yardımcı olabilir.

Kendiniz olun

Yalnızlık hissini azaltmanın en önemli adımlarından biri, bu hissi tetikleyen şeylerin kendinizden mi yoksa ilişkinizle ilgili bir durumdan mı kaynaklandığını keşfedebilmek. Çevresel durumları kontrol etmek çoğu zaman mümkün olmasa da, ilişkiniz ve deneyimlerinizle ilgili algınızı değiştirmek sizin elinizde. Bu nedenle kendi deneyimlediğiniz yalnızlık hissiyle baş edebilmek için önce kendinizi çok iyi tanımalı, duygularınızı kabul etmeyi öğrenmeli ve kendiniz olarak ilişkide var olabilme becerinizi geliştirmelisiniz. Kendimizin, duygularımızın, düşüncelerimizin ve davranışlarımızın farkında olabilmek; fark ettiğimiz özelliklere yargısız, şefkatli ve kucaklayıcı yaklaşarak kabul edebilmek başkalarına karşı da aynı derecede açık, net ve samimi olmamızın en önemli gerekliliklerinden. Kendiniz olmak ve güçlü yanlarınız kadar kırılganlıklarınızı da karşınızdaki insanla paylaşabilmek o kişinin size destek olması için alan yaratacak ve bu destek yalnızlık hissiyle baş etmenizi kolaylaştıracaktır.

Risk almaktan korkmayın

Kendiniz olabilmek her şeyden önce zayıflıklarınızı, kırılgan olduğunuz noktaları, eksiklerinizi ve hatalarınızı hem kabul etmek hem de karşınızdaki kişiyle paylaşma riskini göze alabilmeniz gerekiyor. Çünkü kendinizin bile kabul etmekte zorlandığı şeyleri başka biriyle paylaşmak, konfor alanınızın dışına çıkmak sizi rahatsız ve güvensiz hissettirebilir. Karşınızdaki kişinin paylaştıklarınızdan rahatsız olup olmayacağını önceden kestiremeyebilirsiniz. Ancak sırlarınızı ve zayıflıklarınızı en yakınınızdaki kişiyle paylaşıyor olmak onu da kendi dünyanıza dahil etmenize ve iç dünyanızdaki yalnızlık hissinden kurtulmanıza yardımcı olacak.

Kendinizi değerlendirin

İlişkinizde kendinizi yalnız hissediyorsanız, içinize dönmek için zaman ayırın ve bu hissin neden kaynaklandığını bulabilmek için kendinize karşı dürüst olun. Araştırmalar, ilişki konusunda hissettiklerimizi genelde dış kaynaklara bağlama ve hissettiklerimiz için karşımızdakini suçlama eğiliminde olduğumuzu gösteriyor. Ancak ilişkiler karşılıklı iletişime dayanan bir dinamiğe sahip ve hissettikleriniz konusunda en az karşınızdaki kişi kadar sizin de sorumluluğunuz olabileceğini unutmamalısınız.

Varsayımlarla hareket etmeyin

Kimsenin zihin okumak gibi doğa üstü bir yeteneği yok ancak ilişkide çoğu zaman konuşmadan, derdimizi anlatmadan ve hissettiklerimizi paylaşmadan karşımızdaki kişinin bizi anlamasını beklemek gibi bir yanılgıya düşebiliyoruz. Karşımızdaki kişi özellikle uzun süredir birlikte olduğumuz biriyse bizi nelerin kırdığını, üzdüğünü ve kötü hissettirdiğini kendiliğinden anlamasını bekleyebiliyoruz. Ancak bu varsayım problemlerimizi daha ortaya çıkmadan çözümleyebilecekken ancak patlama noktasında karşımızdaki kişiye aktarmamıza neden oluyor.

Konuşun ve dinleyin

İlişkide yalnızlık hissiyle başa çıkabilmenin yolu ihtiyacınız olan şeyi açık, net ve nazik bir tutumla karşınızdaki kişiye iletebilmekten geçiyor. Duygularınızı ve düşüncelerinizi çekinmeden ifade edebilmek, karşılıklı saygıya dayalı bir iletişimin anahtarı. Karşınızdaki kişinin sizi dinlemesi ve ihtiyaçlarınıza cevap vermesi, dolayısıyla size değer verdiğini gösterebilmesi için ihtiyaç duyduğunuz desteği çekinmeden isteyebilmeniz gerekiyor. Partnerinize karşı dürüst olmak ve açık şekilde konuşmak kadar önemli olan bir başka şey de onun tarafında neler olup bittiğini dinleyebilmek. Hem açıkça konuşabilmek hem de karşınızdakini dinleyerek empati kurup ortak bir noktada buluşabilmek, ilişkide yalnız hissetmemek için gerekli olan bağlantıyı ve iletişimi kurmanız için son derece önemli.

İlişkide yalnız hissetmek, ‘birlikte ama yalnız iki yabancı’ olarak aynı çatı altında yaşamak, duyulmamak, anlaşılmamak, değer görmemek gibi durumların kaynağı hem bireysel hem de ilişkinin dinamiğiyle ilgili problemler olabiliyor. Yalnızlık duygusu içinde hem kendimizi hem karşımızdaki kişiyi tüketmemek için yapmamız gereken şey bu hisse nelerin sebep olduğunu iyi analiz etmek ve problemlerin çözümü için birlikte yol alabilmek.

 

Kaynaklar: Psychology Today, My Domaine, Medium, Relate.org, Time.

 

 

Uplifers
Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!