Bunun için “daha hızlı ölmeye” değer mi?

Türkçe çok enteresan bir dil. “olumlu” ve “ölümlü” iki ayrı kelime. Görünüşte, aralarındaki tek fark 6 küçük nokta. Gerçekte öyle mi?

Evet gerçekte de öyle. “Nasıl yani? Ölümlü olmak nasıl olumlu olabilir?” derseniz ben de size “kaç kere öldünüz?” diye sorarım.

Biz hiç ölmedik ki biz hep başkalarının ölümlerini izledik. Onlar öldü biz korktuk. Onlar öldü biz ağladık. Yani ölmedik dediysek, toplumsal ölüm anlayışı için bu sözlerim. 

Topluma göre ölüm hayatımıza bir kez girip her şeyi bir anda değiştiren sihirli değnek gibidir. Bu algının sadece şu kısmına katılıyorum evet ölüm bizi balkabağıyken süslü şahane bir arabaya çevirir ama onun hayatımıza bir kez girip her şeyi bir anda değiştirdiği bir yanılgıdan ibaret.

Aksine, ölüm aynı nefes almak gibidir. Her gün her saniye her an ölürüz ama bu sürekli aynı dozda olduğundan kimse bunu fark etmez. Ölümden korkmak saçmadır, çünkü zaten her saniye seninle olan bir şeyden korkmaya gerek yoktur.

İnsan ölümden korkar, çünkü anladım ki insan doğası gereği her zaman bir şeylerden korkmak ister. Toplumsal olarak öyle kodlanmış ve bunu henüz yıkamadığı için içten içe hep korkacak bir şey yaratır.

Bu yüzden bir şeyden korkmak isterseniz bunu anlarım. Ancak, sırf bir şeyden korkmak için ölümden korkmayı seçtiyseniz size daha cazip bir teklifim var.

Sizi ölümden değil ölmeye değer bir şey yapmadan ölmekten korkmaya davet ediyorum.

İşte bu çok güzeldir.

Neden güzeldir biliyor musunuz? Çünkü o zaman ölmek çok keyif verir ve aslında hiç bir balkabağının süslü bir arabaya dönüşmesi için ölüme ihtiyacı yoktur. Bunu anlarız.

Ben ölmeye değer bir şey yapmadan ölmekten korkarım ve bu adam gibi bir korkudur. Severim. 

Bir şey daha var…

Her gün öldüğümü anladıktan sonra, ölümün de hızı olduğunu keşfettim; daha hızlı ölmek diye bir şey var.  Ölümü yok edemeyiz ama hızı bizim elimizde.

Mesela, ben hiçbir şey yapmadığımda daha yavaş, bir şeyler yaparken daha hızlı ölürüm. Bunu fark ettiğimden beri yapmayı seçtiğim her şey öncesinde bir kaç kez sorarım kendime: Bunun için daha hızlı ölmeye değer mi?

Bu basit bir arkadaş sohbeti de olabilir, bir iş projesi de, okunacak bir kitap da olabilir, izlenecek bir film de. Bunun için daha hızlı ölmeye değer mi?

Bazen değeceğini sanırım değmez. O zamanlar ağzımda buruk bir tad kalır. Sevdiğim yiyecekten zehirlenmiş gibi hüsran dolu olurum. Bazen değermiş ama seçmemişim derim. Onlara çok üzülmem. Nasılsa ölmeye değecek daha çok deneyim çıkacak karşıma derim. Bazen de sonuna kadar değer. Keyiften sarhoş olurum. Bugün de güzel öldük yahu, ohh derim.

Daha önce de yazmıştım, yine yazacağım ve belki de hep yazacağım… Bu hayatta aslolan doğru soruları bulmaktır. Doğru soruyu bulduğumuzda doğru cevap sobelenmiş olur.

İşte, benim her zaman yanımda taşımaktan çok keyif aldığım sorulardan biri de bu. Bunun için daha hızlı ölmeye değer mi?

Daha hızlı ölmeye değmeyecekse daha yavaş ölmeyi seçerim ben ve sırtımı koltuğa yaslayıp gökyüzünü izlerim.

…Ama yavaş da olsa hızlı da olsa ben her anım ölmeye değer olsun istiyorum. Sen?

İlginizi çekebilir: İnsan ne için yaşar?

Yazarın diğer yazıları için tıklayın.

Diğdem Girici
İnanıyorum ki doğru bilgiye ulaşabilen ve bu bilgiyi hayatında doğru şekilde kullanmayı öğrenen her insan hayal ettiği yaşamı yaratabilir. İşte bu yüzden yazıyorum, yaşamımı ... Devam