X

İçgüdülerimize neden güvenmeliyiz?

İçgüdülerimize neden güvenmeliyiz?

“İçgüdülerimize güvenmek” aslında günlük hayatımızda çok kullandığımız ancak anlamını tam olarak düşünmediğimiz bir söylem. Gün içinde iç sesimizi dinleyerek hareket ederken korku yaşamamızın ve karar verirken daha çok mantığımızla hareket etmemizin asıl sebebini de bu bilinmezlik oluşturuyor aslında.

Tel Aviv Üniversitesi Psikoloji bölümünden, Prof. Marius Usher’ın yürüttüğü davranışçı bir deney, insanın kendi içgüdülerine güvenmesinin olumlu sonuçlar doğurabileceğini ve içgüdülerimizin bize doğru kararlar verdirebileceğini ortaya koydu.

PNAS dergisinde yayınlanan makalede, karar alma sürecinin önemli bir kısmının değer uyumu olduğu ve bunun, bireylerin büyük resmi daha iyi değerlendirmesini sağladığı belirtildi.

Prof. Usher’ın yaptığı çalışmanın sonuçlarına göre, insanların verdikleri kararları içgüdülerine güvenerek aldıklarında, değer uyumunu daha iyi yapabildiklerini; “beyinde değer biçme ve ortalama alma gibi konularda özelleşmiş bir sistem” olabileceğini belirtti.

Bu nedenle, beyin içgüdüsel olarak değerleme yapabilecek ve karar verebilecek kapasiteye sahip. Bu da demek oluyor ki, karar verme aşamasında içgüdülerimize güvenmemiz bizi doğru sonuçlara ulaştırabilir.

İçgüdülerimize neden güvenmeliyiz?

Tüm bunlara ek olarak Prof. Usher, değer uyumunun fizyolojik boyutlarını ortaya çıkarabilmek amacıyla beyin aktivitelerini ölçmenin, bu teoriyi bir sonraki aşamaya taşıyacağına inanıyor.

Newcastle Üniversitesi psikoloji bölümünden Dr Joan Harvey’in konu ile ilgili yorumu ise şu şekilde:

“Hepimiz en rasyonel kararı verebilmek için uğraşsak da, aslında çoğumuz mantığımızı ve duygularımızı bir arada tutarız. Yani, bir karar verirken çoğu zaman hem duygularımızı hem de önümüzde mevcut olan bilgileri kullanırız. Bu birleşim, geçmişte bize (hayatta kalabilmek gibi son derece temel bir görev için bile) çok yardımcı olmuş olabilir. Karar verebilmek için gereken bütün bilgilere sahip olamadığımız zamanlarda, izlenimlerimize ve içgüdülerimize güvenmiş olabiliriz.”

İçgüdülerimize neden güvenmeliyiz?

Çoğu zaman önümüze baş edebileceğimizden çok daha fazla bilgi gelir. Bize aşina olmayan yeni bir durumlarla karşılaştığımızda, bu durum daha da fazla soruna sebep olabilir. Çünkü yeni duruma uyarlayabileceğimiz, koşullarla ilgili başvurabileceğimiz bir tecrübemiz yoktur. Böyle bir durumda da karşımızda iki seçenek bulunur: “Elinde olanı kullanarak bir karar ver, ya da hiçbir şey yapma.”

Bilgi neredeyse her zaman eksiktir. Bu nedenle bildiklerimizin yanı sıra, hissettiklerimizle ve geçmiş tecrübelerimizle de bir karar vermemiz beklenir. Bu süreçte beynin farklı bölgeleri kullanılır; ancak yine de süreç sonucunda kesin bir karara ulaşamaz, elimizdeki farklı seçeneklerle en iyiye doğru ilerlemeye çalışırız.

Bütün bildiklerimizi, hissettiklerimizi, tecrübelerimizi bir araya getirerek karar verme sürecine girdiğimizde, mükemmele en yakın olan sonucu elde edebiliriz. Tüm bu özellikleri ayrı ayrı kullanmaktansa bir arada kullanmanın, büyük resmi daha iyi görmemizi sağlayacağını ve bizi en iyiye ulaştırabileceğini biliyoruz ve kararlarımızı genelde bu yöntemi kullanarak veriyoruz. Karar verme aşamasında birçok faktörü işin içine kattığımız halde bunu yavaş ve adım adım ilerleyen bir süreçte değil, aksine, saliseler içinde, hızlıca yapıyoruz. İşte bu yüzden bu süreci içgüdüsel olarak adlandırıyoruz.

Bizler, gerçekten de akıllı ve kompleks varlıklarız!

 

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale