Hyper-independence: “Kimseye ihtiyacım yok” demek gerçekten güç mü? 

Kendi ayakları üzerinde durabilmek, kendi başına karar alabilmek ve hayatın sorumluluğunu taşıyabilmek elbette çok değerli. Bağımsızlık, insanın kendine güvenmesini ve zor zamanlarda dağılmadan kalabilmesini sağlayan önemli bir güç. Hyper-independence, yani aşırı bağımsızlık; kişinin yardım istemekte ve başkalarına duygusal olarak yaslanmakta zorlandığı bir ilişki veya başa çıkma biçimi olarak tanımlanıyor. Fakat bazen bu bağımsızlık, özgür bir tercih olmaktan çıkıp kişinin kimseye ihtiyaç duymamaya çalıştığı katı bir savunma mekanizmasına dönüşebiliyor. 

“Ben hallederim”, “kimseye yük olmak istemem”, “yardım istemek bana göre değil”, “zaten kimseye güvenilmez” gibi cümleler dışarıdan güçlü görünse de içeride çoğu zaman yorucu bir tetikte olma hali barındırıyor. Kişi her şeyi tek başına taşımaya çalıştığında doğal olarak zorlandığını belli etmek istemiyor ve destek görme ihtimalini daha baştan kapatıyor. Travma ve bağlanma üzerine yapılan bir inceleme de ilişkilerdeki kaçınmacı bağlanmanın güvensizlik, duygusal mesafe ve kendine aşırı dayanma eğilimiyle bağlantılı olabileceğini gösteriyor.

Sağlıklı bağımsızlık ile aşırı bağımsızlık arasındaki fark

Sağlıklı bağımsızlık ile aşırı bağımsızlık ilk bakışta birbirine benzeyebiliyor. İkisinde de kişi kendi kararlarını alıyor, sorumluluk üstleniyor ve ayakta kalmaya çalışıyor. Aradaki temel fark, bunun esnek bir seçim ya da zorunlu bir savunma mekanizması olmasından kaynaklanıyor:

  • Sağlıklı bağımsızlıkta kişi kendi başına kalabiliyor ama ihtiyaç duyduğunda destek istemekten çekinmiyor.
  • Aşırı bağımsızlıkta yardım istemek zayıflık, yük olmak ya da kontrolü kaybetmek gibi hissedilebiliyor.
  • Sağlıklı bağımsızlıkta kişi kime ne kadar yaklaşacağını seçip sınırlarını kendi belirliyor.
  • Aşırı bağımsızlıkta sınırlar bazen duvar gibi çalışıyor ve güvenli ilişkilerin bile içeri girmesini zorlaştırıyor.
  • Sağlıklı bağımsızlıkta kişi kendi ihtiyaçlarını fark ediyor ve onları yok saymadan yönetebiliyor.
  • Aşırı bağımsızlıkta ihtiyaç duymamak bir başarı gibi görüldüğünden; yorgunluk, kırgınlık ya da destek isteği çoğu zaman bastırılıyor.
  • Sağlıklı bağımsızlık ilişkiler içinde de var olabiliyor ve kişisel değeri pekiştiriyor.
  • Aşırı bağımsızlık ise yakınlık arttığında huzursuzluk, geri çekilme ya da fazla kontrol ihtiyacı yaratıp ilişkiyi zedeleyebiliyor.

Bu yüzden aşırı bağımsızlık her zaman güçlü karakter göstergesi olarak algılanmıyor. Bazen kişinin geçmişte güvende kalmak için öğrendiği bir şey bugün ilişkilerini ve kendi iyi oluşunu zorlayan bir başa çıkma biçimi haline gelebiliyor.

Hiper bağımsızlığın altında ne olabilir?

Aşırı bağımsızlık çoğu zaman geçmiş deneyimlerle şekillenen bir olgu. Çocuklukta ihtiyaçları düzenli olarak görülmeyen, yardım istediğinde eleştirilen ya da duygusal olarak yalnız bırakılan biri, zamanla ihtiyaç duymamayı öğrenebiliyor. Bu öğrenme başlangıçta koruyucu olsa da yetişkinlik deneyimleriyle birlikte kişi hayal kırıklığı yaşamamak adına beklentilerini azaltıp kendi kendine yetmeye çalışabiliyor. 

Esas sorun, geçmişte işe yarayan bu stratejinin yetişkinlikte de aynı sertlikle devam etmesinden kaynaklanıyor. Gerçek yaşamda daha güvenli ilişkiler mümkün olsa bile zihin eski kurallara bağlı kalıyor ve açık verme, yük olma, kontrolü kaybetme gibi geçmiş travmalara verdiği tepkileri sürdürüyor. Güvensiz bağlanma ve travma sonrası stres ilişkisini ele alan bir sistematik inceleme de bu fikri doğrulayarak; bağlanma örüntülerinin duygu düzenleme, benlik algısı ve sosyal ilişkilerle birlikte travma sonrası belirtilerle ilişkili olabileceğini gösteriyor.

Bu nedenle aşırı bağımsızlığın günlük hayattaki göstergeleri genellikle şu şekilde oluyor:

  • Yardım istemek yerine her şeyi tek başına çözmeye çalışmak
  • Destek teklif edildiğinde rahatlamak yerine huzursuz olmak
  • Duygusal ihtiyaçları küçümsemek ya da yok saymak
  • Yakın ilişkilerde fazla mesafe ihtiyacı duymak
  • Yorgun, kırgın ya da yalnız hissettiği halde bunu paylaşmamak
  • Başkalarına güvenmek yerine her ihtimali önceden kontrol etmeye çalışmak

Aşırı bağımsızlık daha esnek hale gelebilir mi?

Aşırı bağımsızlığı fark etmek sanıldığı gibi bağımsızlıktan tamamen vazgeçmek anlamına gelmiyor. Burada, kişinin kendi ayakları üzerinde dururken güvenli bir destek alma becerisi geliştirmesi amaçlanıyor. Kişi gerektiğinde yalnız kalabildiği ve gerektiğinde birine yaslanabildiği noktada gerçekten sağlıklı bağımsızlığa da kavuşuyor. 

1. İhtiyaç duymayı zayıflık gibi görmemek.

İnsanların zaman zaman desteğe, yakınlığa, anlaşılmaya ve zaman zaman yardıma ihtiyaç duyması doğal bir şey. Bu ihtiyaçları yok saymak kısa vadede kontrol hissi veriyor olabilir ama uzun vadede yalnızlık ve yorgunluk yaratıyor. İhtiyaç duymanın kişisel eksiklik ya da zayıflık olarak görülmediği noktada bu olumsuz hisler de ortadan kalkıyor.

2. Küçük destek alanları açmak.

Aşırı bağımsızlık isteğinin bir anda değişmesine gerek yok. Önce düşük riskli alanlarda destek kabul etmek daha gerçekçi bir başlangıç sunabiliyor. Destek alma fikrini normalleştirince güvenilen birinden fikir almak ya da zorlanılan bir konuda açıkça konuşmak da kolaylaşıyor.

3. Sınır ile duvar arasındaki farkı görmek.

Sağlıklı sınırlar kurmak, kişinin birçok alanda kendini korumasına ve güçlü hissetmesine yardımcı oluyor. Fakat her ilişkiye mesafe koymak ve yakınlığı sürekli kontrol altında tutmaya çalışmak zamanla sert duvarlara dönüşebiliyor. Sınır, ilişkiyi tamamen kapatmak için konulmadığında, tam tersine daha güvenli ve dengeli bağların kurulmasına yardımcı oluyor.

4. Güveni yavaş yavaş kurmak.

Güven, hiçbir zaman hızlı kurulmak zorunda değil. Özellikle geçmiş deneyimler ve travmalar nedeniyle destek almak zor geliyorsa, ilişkilerde güvenin adım adım gelişmesi daha sağlıklı oluyor. Kimin yanında daha rahat hissedildiğini, kimin sınırlarınıza saygı duyduğunu ve kiminle açık iletişim kurulabildiğini gözlemlemek açısından önem taşıyor.

Aşırı bağımsızlık ilişkileri, günlük yaşamı ya da duygusal iyi oluşu belirgin şekilde zorlamaya başladıysa bir uzmandan destek almak da fayda sağlayabiliyor. Terapi süreci, kişinin neden yardım istemekte zorlandığını, hangi deneyimlerin bu savunmayı güçlendirdiğini ve daha güvenli ilişki kurma yollarını kolay anlamasına yardımcı olabiliyor.

Kaynak: tinybuddha, verywellmind

İlginizi çekebilir: Bağlanma stilleri ve ilişkideki rolleri

Uplifers
Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!