X

Hiçbir şey göründüğü gibi değil!

Görünenin ardında bambaşka olaylar var. Yüzleşmek, özgürleşmek isteyen, merak eden herkesin farkındalıkla okumasını ve cesaretle deneyimlemesini diliyorum.

Erken boşalma sorunun ardında kaybetme korkusunun, kedi fobisinin ardında suçluluk ve çaresizlik duygularının, sosyal fobinin ardında utancın ve öfkenin, ilgi bağımlılığının ardında derin acı ve üzüntünün yer aldığını biliyor muydunuz? Elbette herkes için genelleyemeyiz ama anlatmaya çalıştığım şu; görünenin ardında hiç ummadığınız, çoktan unuttuğunuz olaylardan kalan duygular ve korkular var.

Danışanlarımla çalıştığım regresyon seanslarında gözlemlediğim; kararlarımızı etkileyen, davranışlarımızı belirleyenin her zaman bilinçaltımız olduğu.

Bilinçaltı; kararlarımızı etkileyen ve davranışlarımızı belirleyen bir kontrol merkezi.

Çocuk halimiz karar veriyor her şeye, biz farkında bile değiliz. Bu çocuk, yaşadığı ve ilk izlenimlerini aldığı olayların; duyguları ve korkularıyla davranıyor, karar veriyor. Geçmişte bir şekilde baş ettiği, hayatta kalmayı başardığı olaylar karşısında ifade edemediği sıkışmış duygular ve korkular var.

Bu bastırılan sıkışmış duygusal enerjiler de bir şekilde fobilere ve bazı sorunlara sebep oluyor.

Bilinçaltı; fobilerle bir nevi kişiyi oyalıyor ve esas olan derindeki duygularla kişinin yüzleşmesini engelliyor. Ya da hastalık gibi sorunlar yaratarak yaşadığı çatışmayı çözmeye çalışıyor.

İlgili yazı: Bilinçaltımızda yer alan duygular günlük yaşantımızdaki davranışlarımızı nasıl etkiliyor?

Aslında kendi kendimizin şifacısıyız

Dr. Bülent Uran’ın son kitabı ‘Regresyon Hipnoterapisi’ düşünce kalıplarını, duygu ve korkuları çözmek adına önemli bir eser.

Yıllarını hastalıkların ardındaki düşünce kalıplarını, duygu ve korkuları çözmeye adayan sevgili hocam Dr. Bülent Uran’ın seans çözümlemelerinin yer aldığı son kitabı ‘Regresyon Hipnoterapisi’ni okudum. Elimden bırakamadım. ‘Kadın Olmak’ adlı kitabımda yazdığım regresyon hikayelerini okuyanlar da, geçmişte yaşadıkları pek çok olayı hatırladıklarını ve duygularının yoğunlaştığını, bedenlerinde fiziksel bir his olarak duyguyu hissettiklerini ifade ettiler. İşte; kendi kendimizin şifacısı olduğumuzun kanıtı bu aslında. Hissi hissetmek, duygularımıza götürüyor. O an tek yapılması gereken duyguyu boşaltmak.

Öfkeyse eğer alın bir yastık vurun, üzüntüyse eğer gözyaşlarınızı tutmayın akıtın. Ağlamak şifadır. Ya da başka hangi duygu, korku geliyorsa sadece ellerinize enerjiyi topladığınızı hayal edin. Yastığa vururken bu enerjinin aktığını hissedin ve hayal edin.

Cevabını bulamadığınız sorularınız varsa, kendinizi biraz daha yakından tanımak ve keşfetmek istiyorsanız, fobilerinizle vedalaşma zamanı geldiyse, bağımlılıklarınızdan özgürleşme isteği varsa ve daha da önemlisi bilinçli farkındalığınızla yaşamınızı sürdürmek istiyorsanız belki de regresyon ile birikmiş duygularınızı serbest bırakma zamanı gelmiştir.

Duygu, korku dediğimiz şey enerjidir. Ve bize yük yaratan enerjileri ifade ederek serbest bıraktığımızda hem bedenen hem de zihnen rahatlarız. İşte o zaman iyi hissederiz.

İyi hissettiğimizde zaten MUTLU ve HUZURluyuz. Öyle değil mi 🙂

Hande Akın: 5 Şubat 1977 İstanbul doğumluyum. Şişli Terakki Lisesi’nde okudum. Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo-TV Sinema Bölümü’nden mezun oldum. 15 yıl reklam sektöründe prodüksiyon ve müşteri ilişkileri yöneticilikleri yaptım. 28 yaşlarında başlayan sorgulama, kendimi keşfetme, tanıma, anlama maceramda 33. yaşım milat oldu. Reklamcılıkla vedalaştım. Aldığım ve almakta olduğum sayısını artık hatırlamadığım pek çok eğitim, seminer oldu. Kişisel gelişim alanında yaşam koçluğu yapmaya başladım yıl 2010... “Ben zamanı”nın kurucusuyum, Bu slogandan hareketle; EFT (Duygulardan Özgürleşme Tekniği), REGRESYON, Ezoterik şifa teknikleriyle harmanladığım kalbimin rehberliğinde özgün bireysel seanslarımın yanı sıra kişisel gelişime dair eğitimler, seminerler veriyorum. Kadın Olmak ve AŞK’a gel özellikle dişil enerji üzerine çalıştığım workshoplarım. İlham veren, motive eden, umudu yeniden yeşerten kitlelere özel konuşmalar yapıyorum. Kitabım “Kadın Olmak” 2014’te çıktı. 2015 ve 2016 yıllarında televizyon programı hazırlayıp, sundum. Akışta kalma deyimini içselleştirerek yapabildiğimce teslimiyetle gelişmek ve geliştirmek bana keyif veriyor. Birbirimizden öğrenerek, birbirimize destek vererek geliştiğimize, hepimizin birbirinden ilham aldığına ve her bireyin kendini şifalandırabileceğine inanıyorum.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale