Her şeye rağmen kendin olabilmek: Kendi özüne uygun yaşamayan ağacın öyküsü

Bir ağaç olduğunu düşün. Hikaye bu ya sen akasya ağacıymışsın. Ama her nedense sen çocukken ailen ya da hayatındaki diğer otorite figürleri senin manolya ağacı olman gerektiğine karar vermişler. Seni kendi isteklerine ve arzularına göre yoğurmak istemişler. Senin sen olmana izin vermemişler. Senin varlığında bir hata varmış gibi davranmışlar sana. Ya çok sessizmişsin onlara göre ya da çok konuşkan. Ya çok duygusal ya da çok aklı bir karış havada.

Uzun lafın kısası sende bir tuhaflık olduğunu düşünmüşler ve bunu da sana sık sık söylemişler. Ne yaparsan yap bir türlü mutlu edememişsin onları. Senin özünü ve senin özünün çiçeklerini olduğu gibi kabul etmemişler. Sen de sırf onları üzmemek ya da sinirlendirmemek için çiçek açmanı engellemeye başlamışsın. Dallarını da yerli, yersiz budamışsın. İçinde açmalarını engelleyip durduğun çiçekler, bir gün açacakları zamanın hayalini kurmuşlar. Ama senin buna müsaade etmeyeceğini anladıklarında da birer birer kurumuşlar. 

Bir türlü özüne uygun yaşayamadığın için, kendinde birtakım rahatsızlıklar hissetmeye başlamışsın. Ya çok uyuyormuşsun ya da az. Devamlı huzursuzmuşsun. İçini, nedenini bilmediğin bir endişe kemirip duruyormuş. Kendin olursan sevilmeyeceğinden korktuğun için kendini devamlı bastırıp duruyormuşsun. En ufak bir olay sabrını taşırmaya yetiyormuş. Dudağında sürekli kendi gerçeğine yakışmayan cümleler taşımaktan mutsuzmuşsun. Ne evin sana benziyormuş, ne de giydiklerin. Arkadaşların da tıpkı ailen gibi, senin sen olmanı kabul etmeyen insanlardan oluşuyormuş. 

Bazen seyrettiğin bir film ya da dinlediğin bir şarkı sana seni hatırlatırmış. Hani varlığının en kuytu köşesine sakladığın seni. Eski bir dostu özler gibi kendini özlermişsin öyle anlarda. “Ah” dermişsin, “ben kendim olabilseydim eğer, şu an hayatım nasıl olurdu? Nasıl gözükürdüm, ne iş yapardım, arkadaşlarımı nasıl insanlar arasından seçerdim?

Biliyor musun, geç değil… Sen her zaman kendin olmayı seçebilirsin. Çünkü o tohum senin içinde. Şimdi onu gerek psikoterapi aracılığıyla, gerek şiir okuyarak, gerekse de dans ederek yeşertme zamanı. Senin sen olmana izin vermeyenlere kızarak vakit harcama. Büyük bir ihtimalle onların da kendileri olmalarına izin verilmediği için sana böyle davrandılar. Unutma biz bu dünyaya özümüzü yaşamak için geldik. Bir sincap sincap olmaya, akasya akasya olmaya, sen de sen olmaya geldin. Sen kendin olarak güzelsin. Hem de çok güzelsin. Sana her daim kendin olduğun günler diliyorum.

Bu arada sizlere bir eğitim haberim var. WhatsApp ya da FaceTime üzerinden birebir görüşmeler şeklinde ilerleyen üç haftalık “Öz Sevgi” eğitimimle ilgileniyorsanız bilgi için [email protected] adresine yazabilirsiniz. 2020 yılını “Hayatı Güzelleştirme Yılı” ilan ettim. Hayatı güzelleştirmeyle ilgili psikoloji egzersizlerini ise @ranakutvan Instagram hesabımdan paylaşıyorum.

İlginizi çekebilir: Mutsuzluğu hak etmediğinize inanın: Kendini affetmek ve kabul etmek

Psikolog Rana Kutvan Psikolog
İstanbul doğumlu olan Rana Kutvan lise öğrenimini Nişantaşı Kız Lisesi’nde tamamladı. Önce LCC’de bir sene akabinde de İstasyon Sanat Merkezi’nde iki sene süren bir ... Devam