Mutsuzluğu hak etmediğinize inanın: Kendini affetmek ve kabul etmek

Merhaba. Hadi bugün Coronavirüs gündeminden biraz uzaklaşıp başka bir konudan bahsedelim; mutluluğu hak etmediğini düşünen insanlardan. Evet dünya maalesef mutlu olmayı hak etmediğini düşünen insanlarla dolu. Peki ya siz mutluluğu hak ettiğinize inanıyor musunuz? Yoksa ne zaman mutlu olsanız içinizde garip bir tedirginlik mi duyuyorsunuz?

Eğer çocukken mutluluğu hak etmek için örneğin iyi not almak ya da uysal olmak gibi şartları yerine getirmeniz gerektiği düşüncelerine inandırılarak büyüdüyseniz, siz şu an mutluluğu hak etmediğini düşünen bir yetişkine dönüşmüş olabilirsiniz. Ya da yine çocukken duygusal ya da fiziksel istismara uğramışsanız şimdi bir yetişkin olarak mutluluğu hak etmediğinizi düşünüyor olabilirsiniz. Mutluluğu hak etmek nedir? Kimin mutluluğu hak ettiğine karar veren bir konsey mi var? Çoğu insan mutluluğu hak etmediğini düşündüğü için kendini sabote ediyor ve mutluluğu sürekli, ne zaman geleceği belli olmayan bir zaman dilimine erteliyor.

Genelde mutluluğu hak etmediğimizi düşünmemizin temelinde, yaptığımız hatalar vardır. Diyelim seneler önce bir hata yaptınız. Yine senelerdir bu hata yüzünden kendinize eziyet ediyorsunuz, kendinizi bir türlü affedemediğiniz için de kendinize iyi bir hayat yaşatmıyorsunuz. Kendinizi güzelliklerden mahrum ediyorsunuz. Doya doya mutlu olmanıza izin vermiyorsunuz. Durmadan kendinizi sabote ediyorsunuz. Tanıdık geldi mi? Eğer geldiyse ve bu satırları okuyorsanız artık bu davranışları kesme zamanı gelmiş demektir.

Genelde kendimizi “ben çok iyi bir insanım” oyunu oynadığımız için affetmeyiz. Yani kendimizi affedersek kötü, affetmezsek de iyi bir insan olduğumuzu düşünürüz garip bir şekilde. “Evet ben bir hata yaptım, ama bak iyi bir insan olduğum için kendimi hala affetmiyorum” mesajı veririz kendimize. Ama bu esnada harcanan biri vardır; kendimiz. Yaptığımız hata ya da hatalar yüzünden kendimize böyle davranmaya, eziyet etmeye hakkımız yok. Tabii ki önemli bir hata yaptıysak ya da birinin kalbini kırdıysak bunu hemen ertesi gün unutup hayatımıza devam edelim demiyorum. Ama eğer kendimizi bir olay yüzünden senelerdir affetmediysek bu durum, bizim mutlu olmamızı engelliyor olabilir.

Ayrıca kendimizi bir türlü affetmediğimiz için kendimize güzel bir hayat da yaşatmıyor olabiliriz. Artık geçmişin hatalarını geçmişte bırakın ve kendinizi affedin. Gerçek olgunluğa giden yol yaptığımız hatalar yüzünden kendimizi yerden yere vurmaktan değil, hatalarımızdan ders çıkarmaktan geçer. Bu arada durmadan yaptığınız hatalara odaklanma huyunuzdan da vazgeçin. Siz sadece hatalarınız değilsiniz. Tıpkı Yin Yang sembolü gibi hatalarınız, doğrularınız, başarısızlıklarınız ve başarılarınızla bir bütünsünüz.

Bilinçli ya da bilinçsiz bir şekilde kendi mutluluğunuzu engelliyor oluşunuz birçok psikolojik problemin sebebi olabilir. Bu konular üzerinde bir psikoloğa danışarak mutluluğu hak etmediğinize dair olan inancınızı çözümleyebilirsiniz. Dilerseniz yazımızı güzel bir mesajla bitirelim. İlk bakışta izleyende sabun köpüğü bir film olduğu izlenimi uyandıran, ama aslında derin mesajlara sahip bir film seyretmiştim iki sene önce. Filmin en can alıcı sahnelerinden birinde Nazi Almanyası’ndan Amerika’ya kaçan bir kadın, kendinden hoşlanan adama şu cümleyi söyledi: “Dünyada bu kadar mutsuzluk varken, mutluluğu hak etmiyormuşum gibi geliyor.” Adamın verdiği cevap çarpıcıydı: “Mutsuzluğu da hak etmiyorsun.

Gelin kendinize bir iyilik yapın ve mutsuzluğu hak etmediğinize inanın. Bu arada sizlere bir eğitim haberim var. WhatsApp ya da FaceTime üzerinden birebir görüşmeler şeklinde ilerleyen üç haftalık “Öz Sevgi” eğitimimle ilgileniyorsanız bilgi için [email protected] adresine yazabilirsiniz. Hayatı güzelleştirmeyle ilgili psikoloji egzersizlerini ise @ranakutvan Instagram hesabımdan paylaşıyorum.

İlginizi çekebilir: Psikolojide umut kavramı: Motivasyonunuzu ve umut seviyenizi yükseltmek için 5 öneri

Psikolog Rana Kutvan Psikolog
İstanbul doğumlu olan Rana Kutvan lise öğrenimini Nişantaşı Kız Lisesi’nde tamamladı. Önce LCC’de bir sene akabinde de İstasyon Sanat Merkezi’nde iki sene süren bir ... Devam