X

Her hikaye senin değil: Performans çağında kendi zamanın

Son yazımda duramamak ve yetersizlik hissi hakkında konuştuk. Bu konuyla ilgili sizinle biraz daha konuşmak istiyorum. Yazıya gelen geri dönüşlere baktığımda, bu hislerin sadece bana değil, pek çoğumuza tanıdık geldiğini gördüm.
Artık tamamen performans odaklı ve beklenti içinde olduğumuz bir çağdayız. Çünkü ailemiz, arkadaşlarımız, eşimiz, çocuklarımız, sosyal medya, işimiz…
Hatta biz bile kendimizden sürekli bir performans bekliyoruz.
Bunun hayal kırıklıklarını yaşıyoruz. Özellikle sosyal medya ve internet; dünyanın her yerindeki hayatlara, başarı hikâyelerine, “mükemmel” anlara anında ulaşmamızı sağlarken, her gün yeniden bir uyarı veriyor gibi:
“Daha fazla yap. Daha iyi ol. Daha çok göster.”

Sadece başkalarının bizden performans beklentisi yok;
bizim de herkes ve her şeyden performans beklentimiz var. Arabamızdan, internetten, telefondan, giysilerimizden, arkadaşlarımızdan, sevdiklerimizden, okulumuzdan, işimizden, çocuğumuzdan… aklınıza gelen daha birçok şeyden.

Şöyle bir düşünün:
Karşılıklı performans beklemeden yaptığınız, yaşadığınız kaç şey kaldı hayatınızda?

Bir ilişkide bile…
“İyi sevgili – kötü sevgili”,
“yeterli baba – yetersiz baba”,
“iyi patron – kötü patron”
gibi etiketlerle değerlendirmeler yapıyoruz.
Bu listeyi dilediğiniz kadar uzatabilirsiniz.

Eskiden birçok şeyin değeri daha çok biliniyordu.
Bu bir oyuncak olabilirdi, bir sevgili, bir iş, bir kitap…
Hayatınızda önceden olan ve daha fazla değer verdiğiniz şeyleri bir düşünün.

Onunla vakit geçirebildiğimiz için, o imkana sahip olduğumuz için mutlu olurduk.
Salt sahip olduğumuz için değil, onunla gerçekten yaşayabildiğimiz için değer verirdik. Bugün ise sanki herkes “en iyi, en güzel, en süper insan” olmak zorundaymış gibi.
En azından öyle görünmeye çalışıyoruz. Sosyal medyada ya da kendi çevremizde performans göstermiyorsak, yargılanma ihtimalimiz çok yüksekmiş gibi hissediyoruz. Bu yıl az tatile, az sergiye, sinemaya, yemeğe, alışverişe, spora gittiyseniz…
Az ilişki yaşadıysanız, az sevgiliniz olduysa ya da çok sevgiliniz olduysa…
Hiç evlenmediyseniz ya da birkaç kez evlenip boşandıysanız…
Çocuğunuz olduysa ya da olmadıysa…

Aklınıza gelecek daha pek çok örnekle,
hem kendi performansınızı hem de başkalarının performansını çok kolay yargılayabiliyoruz. Arkadaşlar, hayat sadece bu kadar acımasız bir yer değil.
Evet, hayat bazen çok acı ve bazen çok tatlı.
Ama bunu anlamlandırmak, kendi yolunuzun derslerini ve anlamını okuyabilmek,
öğrenebilmek, tadını çıkarabilmek ve onunla şükredebilmek de sizin elinizde.

Buraya iki örnek koymak istiyorum.

Bunlardan biri Cem Yılmaz’ın bir röportajında söylediği şu söz:
“Siz işi seviyorsunuz ama bakalım iş sizi seviyor mu?”

Yani hayatın her alanında, sadece bizim istememiz yetmeyebiliyor.
Aklınıza gelen her konuda sorulabilecek bir soru bu:
“Ben bunu çok istiyorum ama gerçekten buna uygun muyum?
Vaktim, koşullarım, yolculuğum buna hazır mı?”

Diğer örnek ise sevdiğim bir kitaptan, Dokuz Kehanet ’ten.
Belki aranızda okuyanlarınız vardır. Kısaca, kehanetleri aramaya çıkan insanların yolculuğu anlatılıyor. Her kehanet, hayatla ve ruhsal gelişimle ilgili bir içgörü.
Bu içgörüler, tesadüfen değil; sırayla açılıyor. Kitapta kahramanlar bazen dördüncü kehaneti arıyorlar ama ikinci ve üçüncüyü tam olarak kavramadan,
ne kadar çabalasalar da o kehanete ulaşamıyorlar. Metin orada, işaret orada;
ama zamanı gelmeden, önceki adımları sindirmeden, yanı başında olsa bile onu göremiyorlar, anlayamıyorlar.

Bu bana şunu hatırlatıyor:
Siz ne kadar isteseniz de ne kadar çabalasanız da
zamanı gelmediyse ya da sizin hikayenizde yeri yoksa, bazı şeyler olmaz.

Zamanı değildir.
Siz hazır değilsinizdir.
Belki de o hikaye gerçekten sizin hikayeniz değildir.

Gördüğünüz, imrendiğiniz, “benim de olsun” dediğiniz her hikaye,
sizin yaşamanız gereken hikaye olmayabilir.

Tam da bu yüzden, kendi performansınızı hayatta hiçbir alanda başkasının hikayesiyle kıyaslamayın. Kendinize acımasız davranmayın. Kendinize bir yarış atı muamelesi yapmayın. Sistemin ya da başkalarının da size bunu yapmasına izin vermeyin.

Kendi yolunuzu, kendi zamanınızı, kendi ritminizi keşfetmeye çalışın.
Bazı şeylerin siz durdukça, acele etmedikçe, kendinize alan açtıkça daha anlamlı ilerlediğini fark edeceksiniz.

Hayatın performansından çok,
hayatınızın değerini keşfetmeniz dileğiyle…

İlginizi çekebilir: Bazen hayat zaman ister: Yavaşlayarak güç bulmak

Mert Bağ: Merhabalar, ben Mert Bağ. Erken yaşlarda ilk olarak voleybol branşını hayatıma kattıktan sonra basketbolla tanıştım ve uzun yıllar basketbol ve voleybol branşlarında çeşitli takımlarda oynadım. 2012 yılında aktif sporculuk hayatımı bırakarak, Marmara Üniversitesi Spor Yöneticiliği bölümünü bitirdim. Üniversitedeyken pazarlama, iletişim ve psikoloji alanlarında daha çok uzmanlaşmaya çalıştım ve birçok farklı spor branşını da tecrübe etme şansı buldum. Kısa bir süre spor pazarlaması alanında çalıştıktan sonra, 2017 yılından itibaren insan bedeni üzerine egzersiz, nefes, fiziksel ve zihinsel beden travmaları gibi alanlarda yurt içinden ve yurt dışından eğitimler alarak bu alanlarda çalışmaya ve kendimi geliştirmeye devam ediyorum. Kendi bedensel travmalarımı çözmek adına çıktığım bu yolculukta çok fazla farklı keşiflerin içerisinden geçtim ve insanı anlamaya dair her bilimsel alanın içerisinde dolanmaya çalışıyorum. O yüzden burada yazmaya, sizlerle paylaşmaya çalışacağım şeylerde kendi geçtiğim yollardan, bu yolda karşılaştığım farklı öğrencilerim ve danışanlarımla tecrübe ettiğimiz deneyimlerden, araştırmış olduğum farklı konulardan bahsetmek olacak. Bir gün psikoloji ile ilgili bir yazıya denk gelmişken, bir sonraki yazıda egzersiz, bir sonrakinde biyolojiden, bir başka yazıda nefesten bahsetmiş olabilirim sizlere, insanın işleyişi ve bağlantılı olduğu veya yoldayken karşılaşmış olduğum ne varsa bütün bu deneyimleri sizlerle paylaşacağım. Bu uzun ince karışık bir adamın insanı, işleyişi ve evreni keşfetmek adına çıkmış olduğu bir serüven, bu serüvenin içerisinde durağımız şu anda burası. Burada olmaktan umarım siz de keyif alırsınız.

Dyson Airwrap Co-anda2x™’ya geçmek için 5 geçerli sebep

Sabah aynanın karşısında saçlarla geçirilen birkaç dakika, aslında günün enerjisini ve ruh halini belirliyor. Günün keyifli anlarından biri olan saç şekillendirme ritüeli, doğru araçlarla birleştiğinde tüm günün enerjisini pozitif yönde değiştirebilir. 



Dyson saç şekillendirme ürünleri hayatımıza girdiğinden beri saçlarımızı istediğimiz şekle sokmamıza yardımcı oluyor hem de bunu yaparken ısı hasarından koruyor. Şimdi ise saç şekillendirmenin bir adım ötesine geçerek bambaşka bir deneyim sunuyor. Dyson Airwrap Co-anda2x™ iki kat daha fazla hava basıncı yaratıyor. Böylece saç kurutma ve şekillendirme süresi neredeyse yarıya düşüyor.               

1. Farklı başlık seçenekleriyle hem günlük kullanımda hem özel günlerde kullanım imkanı

Saç şekillendirme artık tek bir forma sığdırılmıyor. Yeni Airwrap, sahip olduğu başlık çeşitliliği ile güzellik anlayışına farklı bir boyut getiriyor. İster hacimli bukleler, ister pürüzsüz düz fönler, ister doğal dalgalar olsun; her saç tipi ve ruh hali için bir çözüm sunuluyor.

Dyson Airwrap Co-anda2x™  modeliyle, sadece başlık değiştirerek, kuaför kalitesinde sonuçları ev konforuna taşıyarak herkesin kendi stilini özgürce yansıtması hedefleniyor.

2. Düz-dalgalı saçlar ve bukleli saçlar için farklı setler

Dyson, yeni  Airwrap Co-anda2x™   imodeliyle kullanıcı deneyimini bir adım daha ileri taşıyor. Artık herkesin saç şekline göre tasarlanmış bir başlık setine sahip olması mümkün.

  • Kıvırcık ve Bukleli Saçlar için farklı  bir set ve Düz veya Dalgalı Saçlar için farklı bir set sunuluyor.
  • Bu sayede, farklı saç şekillerine sahip insanların farklı ihtiyaçları karşılanırken hiçbir zaman kullanmayacak başlıklar elinize dolanmıyor.      



3. Kullanım alışkanlıklarınızı hatırlıyor

Dyson’ın teknolojik üstünlüğü, ürünün kullanım alışkanlıklarını hatırlama yeteneği ile pekişiyor. Bluetooth bağlantısı sayesinde kullanıcılar, saç şeklini, uzunluğunu ve şekillendirme tercihlerini uygulamaya kaydedebiliyor.

Bu özellik, Airwrap’ın sıcaklık ve hava akışını, kullanıcının ihtiyaçlarına göre ayarlamasını sağlıyor. Başlık değiştirildiğinde ise o başlıkla ilgili yapılan ayarı hatırlıyor. Bu kişiselleştirme, cihazın çok daha pratik bir şekilde kullanılmasının önünü açıyor.

4. Yeni nesil motor,daha hızlı sonuçlar

Modern yaşamın temposunda her dakika değerli. Dyson Airwrap Co-anda2x™ , yenilenen motor teknolojisiyle bu zamanı size geri kazandırıyor. Artık saç kurutmak ya da şekillendirmek uzun bir hazırlık süreci olmaktan çıkıyor; güçlü hava akışı sayesinde saçlar daha kısa sürede kuruyor, daha hızlı şekilleniyor. İster belirgin bukleler, ister dalgalı ve düz modeller elde etmek daha kolay. 

5. Teknoloji ve güzelliğin buluşma noktası

Dyson Airwrap Co-anda2x™  sadece bir saç şekillendirici değil; teknolojinin zarafetle buluştuğu yeni bir güzellik anlayışı sunuyor. Her detayı, kendinizi en iyi hissettiğiniz anlara eşlik etmek için tasarlandı. Hızlı, kişisel ve etkili… Çünkü Dyson’a göre güzellik; bir kalıba sığmak değil, kendi en iyi halinizi bulmakla başlıyor.

*Bu yazı Dyson’ın katkılarıyla hazırlanmıştır.

İlgili Makale