Hayatınızda mutlaka olması gereken 4 arkadaş tipi

Dostluk ve yakın arkadaşlık kavramları, zamanla değişerek kendine yeni tanımlar bulur. 20’li yaşların başında genellikle birlikte en çok eğlendiğimiz, gülüp kahkaha attığımız insanlarla arkadaşlık ederiz. Mesajlara hızlı yanıt gelmesi ve her plana dahil olması, karşı tarafta aradığımız kriterler olur. Ancak 30’lu yaşlar bizi daha olgun insanlara çevirdiğinden bu dönemde arkadaşlık anlayışımız da kökten değişir. Geniş arkadaş grupları yerini yavaş yavaş daha seçmece ve az sayıda insandan oluşan ufak bir çembere bırakır. 

Hayatın karmaşası arasında bu insanlarla geçirdiğimiz vakit bize kendimizi sadece sosyal olarak değil, ruhen de rahatlamış hissettirir. Bu nedenle karşıdaki kişinin, mesajlara hızlı yanıt vermesi ya da her aramada ulaşılır olması artık geçerli bir kriter olmamaya başlar. Herkesin kendi ayrı yetişkin hayatının olduğu bir kurguda çekirdek dostlarla kurduğumuz yakınlık, onların kişisel alanlarına duyulan saygıyı da beraberinde getirir. 

İşte bu nedenle hayat yolculuğunda size eşlik eden bu 4 arkadaş tipi etrafınızdaysa, kendinizi şanslı sayabilirsiniz:

1. Cesaret veren

İnsan, doğası gereği karşısındakiyle kendini kıyaslayan ve ne yazık ki ne kadar yakın olsa da arkadaşlarını kıskanan bir canlıdır. Bu nedenle yakın olduğunuzu düşündüğünüz bazı arkadaşlarınızın, zamanla sizinle sessiz bir rekabete girdiğini ve hayatınızdaki olumlu gelişmelere o kadar da sevinmediğini deneyimlemiş olabilirsiniz. Hatta benzer nedenlerle aranızdaki sarsılmaz sandığınız bağ kopmuş olabilir. 

İşte cesaret veren arkadaş bunun tam tersidir. Sizin mutluluğunuza yeri geldiğinde sizden daha çok sevinen bu arkadaş tipi, bir nevi kişisel amigonuz gibidir. Terfi aldığınızda, sizi heyecanlandıran biriyle tanıştığınızda ya da maddi hedeflerinize ulaştığınızda arkanızdaki en büyük destekçi olarak öne çıkar. Cesaretiniz olmayan durumlarda sizi destekleyerek harekete geçmenize yardımcı olan da işin sonunun iyi sonuçlandığını gördüğünde en çok sevinen de o olur. Bu arkadaşınızın yanında hiçbir başarınızı küçültmek ya da kıskanılır kaygısıyla mutluluğunuzu gizlemek zorunda kalmazsınız. Herkesin hayatındaki mutluluğu paylaşabileceği böyle bir arkadaşı olması gerekir.

2. Gerçeği söyleyen

Çoğu arkadaşlık ilişkisinde zorunlu bir onaylama mantığı vardır. Bu da sırf egonuzu okşamak ya da iyi hissetmenizi sağlamak adına aslında gerçek fikirlerin paylaşılmamasına yol açar. Haliyle çevrenizde her yaptığınızı alkışlayan bir arkadaş grubu birikmiş olabilir. Ancak iyi gibi görünse de böylesine bir onaylama alışkanlığı, bir yerden sonra yanlışlarınızdan ders çıkarmanızı ve kendinizi geliştirmenizi önleyen bir engele dönüşür. İnsanın, hayatta ona karşı açıkça fikirlerini söyleyen objektif bir arkadaşa ihtiyacı vardır.

Gerçeği söyleyen arkadaş, sizi üzse bile acı gerçekleri açıklamaktan çekinmez. Toksik bir ilişkiye dönmek istediğinizde sizi engelleyen ve yüzünüze duymak istemediğiniz gerçekleri söyleyen odur. Veya hayatta kendinizi sabote ettiğinizi, aile ilişkilerinde karşı taraf onaylarına fazla gereksinim duyduğunuzu söyleyerek sizi kendinize getiren de yine bu arkadaştır. Bu kadar yoğun bir gerçeklik bazen hoşunuza gitmeyebilir ve sizi sinirlendirebilir. Ancak olaylar soğuduğunda ve geri dönüp baktığınızda, bu yorumların ne kadar doğru ve yerinde olduğunu daha iyi anlarsınız.

3. Soru soran

Pek çok kişi siz konuştuğunuz zaman sizi dinlemeden sadece sıranın ona gelmesini bekler. Bu insanlarla konuşmaya çalışırken arada sağlıklı bir ilişki kuramadığınızı, daha çok sırayla kendinden bahseden insanlara dönüştüğünüzü düşünebilirsiniz. Ancak yanınızda soru soran, sorduğu sorulara verdiğiniz yanıtları dinleyen bir arkadaşınız varsa durum tam tersine döner. Bu sayede başınıza gelen kötü bir olayı ya da bir konudaki hislerinizi açıkça paylaşır, daha da güzeli anlaşıldığınızı ve duyulduğunuzu hissedersiniz. 

Soru soran arkadaşlar her zaman doğru yanıtları bilemeyebilir ama bazen önemli olan sorunu çözmektense, onu anlatacağınız ve sizi anlayan bir dosta sahip olmaktır. Tam olarak bu noktada devreye girerek omzuna yaslanabileceğiniz bir dosta dönüşen soru soran arkadaş, yanında maske takmak veya havadan sudan konuşmak zorunda olmadığınız kişidir.

4. Hisseden

Arkadaş gruplarının çok samimi ve hızlı ortamında, bazen kendinizi yorulmuş ve sohbetten dışlanmış hissedebilirsiniz. Hayatın herkesi farklı bir tempoya ve aile düzenine sürüklediği senaryoda, arkadaşlarınızla haftalarca hatta aylarca konuşma fırsatı yakalayamayabilirsiniz. Bu nedenle buluşma zamanı geldiğinde, insanların hayatına kendinizi uzak hissedebilir ve yaptıkları “Neden beni aramadın” sorgulamalarından yorulabilirsiniz. 

Karşınızda hisseden ve çözümleme yapan bir arkadaş varsa bu sorunlar doğrudan ortadan kalkar. Hisseden arkadaş, aradan ne kadar zaman geçerse geçsin, buluştuğunuzda aynı yakınlığı kurduğunuz ve sohbete en son buluşmada kaldığınız yerden devam ettiğiniz kişidir. Bu insanla buluştuğunuzda onu neden aramadığınızı ya da arayı neden bu kadar açtığınızı açıklamak zorunda kalmazsınız. Sizin özünüzü bilen, hislerinizi ve duygularınızı anlayan bu kişi iyi bir çözümlemecidir. Dolayısıyla hayatınızdaki zorlu ve yorucu süreci anlayarak sizi açıklama zahmetinden kurtarır. Onun yanında hayatın tüm gerçek sorunlarını bir kenara bırakarak özünüzü oluşturan şeylerden, hayallerinizden ve gerçek kişiliğinizden bahsedebilirsiniz.

Hayatta bu 4 özel insana sahip olmanız şüphesiz benzersiz bir zenginliktir. Unutmayın ki; bu tür dostlukların hiçbiri tesadüfen ve kendiliğinden gelişmez. Dostluk, karşılıklı beslenen ve birbirini geliştiren bir mekanizmadır. Arkadaşlık yolunda sizin de atmanız gereken adımlar vardır. 

Kaynak: psychologytoday

İlginizi çekebilir: Yaşınız kaç olursa olsun iyi bir arkadaş bulmanın yolları

Uplifers
Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!