X

Hayatın anlamını bulmak: Kendi özüne yolculuk

Aristoteles’in “eudaimonia” olarak dile getirdiği mutluluk halinden söz etmiştim daha önce. Bu hale sadece mutluluk demek de eksik kalıyordu esasen, daha doğru bir ifadeyle insanın iyi olma halini, içindeki iyiliği ortaya çıkarma halini ve iyi yaşama halini anlatan bir kavram bu. Ve buna ulaşmanın yolu da, haz yerine anlam peşinde koşmaktan geçiyor demiştik. Peki, bizler haz yerine anlam peşinde koşuyor muyuz gerçekten?

Hayatın anlamı, yüzyıllardır tartışılagelen bir konu. Filozofların ve psikologların hayatın anlamıyla ilgili farklı görüşleri olmuştur, ancak bu anlamı nasıl tanımlarlarsa tanımlasınlar hepsi insanın hayattaki anlam arayışının ne kadar önemli olduğunu vurgulamıştır. Örneğin Nietzsche, “Yaşamak için bir “neden”i olan insan, her türlü “nasıl”a göğüs gerebilir” der. Buradaki neden, kişiden kişiye göre değişir pek tabii, ancak bu nedenin adını koyabilen kişi için karşılaştığı zorluklar hayatın akışında üstesinden geleceği adımlar olarak yerini alır. Çünkü kişinin yürüdüğü yolun bir anlamı vardır.

Analitik psikolojinin kurucusu Carl Gustav Jung da, “Hayatta bir anlamı olan en küçük şey bile, anlamı olmayan en büyük şeyden daha değerlidir” der. Hayatımızdaki bir şeyin değerini belirleyen, bizim için anlamının ne olduğudur. Dolayısıyla, hayatın anlamını hep en büyük, en parlak yerlerde aramaya da gerek yoktur. Buralarda da aramak mümkündür, çok farklı yerlerde de.

Hatta aramak kelimesinin de tam olarak uygun olduğunu düşünmüyorum. Anlam oralarda bir yerlerde kendiliğinden olan ve bizim gidip bulduğumuz bir hazineden ziyade, bizim ortaya çıkardığımız bir şeydir çünkü. Bir şeye, sahip olduğu anlamı aslında biz veririz. Yani “kendilik” çok önemlidir. Kişinin, herkes için geçerli olacak sihirli bir hayat anlamı değil, kendi hayatının anlamının ne olduğunu sorması ve onu bulması gerekiyor.

Dönem dönem hepimiz boşluğa düşebiliyoruz, hayatımızda bir şeylerin eksik olduğu hissine kapılabiliyoruz. İşte bu zamanlar, hayatımızın anlamıyla ilgili netliğimizi kaybettiğimiz zamanlar. Bazen kendimize seçtiğimiz bir neden artık ona ulaşınca anlamını kaybediyor, bazen de farklı sebeplerden, örneğin düşüncelerimiz, duygularımız değiştiği için daha önce net olduğunu sandığımız şeyler bulanıklaşıyor. Bunların hepsi, hayatın akışında hepimizin karşılaştığı durumlar. Dolayısıyla önemli olan, bu konu üzerine kafa yormaya devam etmek. Eğer boşluğa düştüysek, kendi nedenimizin adını koymak için yola çıkmak. Rota her zaman yeniden hesaplanabilir.

Bu kadar kişisel olan bir hayat anlamını bulmanın tek yolu da, kendi içimize dönmekten geçiyor. Ancak kendimizi iyi tanırsak, bizim için anlamlı olan şeylerin farkına varabilir ve onların değerini bilebiliriz. Bizlere öğretilen, başkasında gördüğümüz için elde etmemiz gerektiğini zannettiğimiz şeylerin ve bize ait olmayan ama bizim zannettiğimiz seslerin biraz ötesine geçmeye ihtiyacımız var. Burada bizi özgür kılan şey ise, hemen hemen her şeyin bir anlamı olabileceğidir. Kendi özümüze yaptığımız bu yolculuk sayesinde, hayatımızda eksikliğini hissettiğimiz anlamı bulmanın yanında, belki de bizim için anlamı olan şeylerle meşgul olduğumuzu ancak bunun farkında olmadığımız için eksikliğini hissettiğimizi keşfetmemiz de mümkün.

İlginizi çekebilir: İnsanın mutluluk arayışı: Hedonik adaptasyon ve eudaimonia

Ceyda Tepret: İstanbul Teknik Üniversitesi İşletme Mühendisliği bölümü mezunudur. Koç Üniversitesi’nde MBA eğitimi alıp, Madrid’deki IE Business School’da International MBA programında eğitimini tamamlamıştır. Pazarlama alanında bir kariyer tercih etmiştir ve bu alandaki çalışmalarına devam etmektedir. İnsan davranışları ve psikolojiye duyduğu ilgi onu koçluk eğitimi almaya yöneltmiştir. ICF sertifikalı profesyonel bir koç olarak, danışanlarına kendi yolculuklarında destek vermektedir. Pazarlama profesyoneli kimliğiyle marka hikayelerinin, profesyonel koç kimliğiyle de insan hikayelerinin peşindedir.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale