X

Hayatı yorumlamak: Zor, daha zor, daha da zor!

“Zor diyorsun, zor olacak ki imtihan olsun…”
Mevlana Celaleddin Rumi

Tek başına hayata tutunmak zordur. Anne olmak zordur. Spor yapmak ve yorulmak zordur. Yemek yapmak, buna zaman ayırmak, sonra iyi yemek yapabilmek zordur. Yıllarca okula gitmek ve tüm bunlar yetmiyormuş gibi üniversiteye gitmek ve hatta iki bölüm, belki üzerine master veya doktora yapabilmek zordur. Baba olmak, zordur. Yeni bir dil öğrenmek, zordur. Rejim yapmak da zordur. Bambaşka, bilmediğimiz bir ülkeye seyahat etmek zordur, sonra orada yaşamak ve çalışmak, orada yepyeni bir hayat kurmak, bunlar zordur!

Zordur, hayatımız zordur… Geçinmeye çalışmak ve çalıştıkça daha da çok çalışmak durumunda kalmak hep zordur. Anne-baba olduğumuzda kendimiz için değil de, çok sevdiğimiz miniklerimiz için, çocuklarımızın geleceği için düşünmek, hatta uykusuz kalmak zordur! Zordur bir evliliği bitirip dönüp gitmek, hayata yeniden tutunmak, belki bir eşi ölüm ile kaybetmek, sonra yeniden, yeni bir güne hiçbir şey olmamış gibi uyanabilmek. Zordur.
 
İşte hayatımız böyledir. Güzel olan neye baksak “zor” gözükmektedir bize değil mi? Örneğin “Yedi, sekiz saat aralıksız koşar mısınız?” diye sorulsaydı, sadece bazılarımız “Evet, ben bunu zaten yapıyorum” derdik… Bazılarımız “Deli misin? Neden o kadar uzun koşayım?” derdik. Bazılarımız “O çok zor” der, bir kenara iterdik.

Tüm cümlelerimiz yorumdan ibaret. Buraya kadar okuduğunuz (benim de yazarken kendimce yorumlamaya çalıştığım!) tüm cümlelerimiz aslında kendimize ait veya bize öğretilmiş olan yorumlar… Kim bilebilir ki bir karıncanın yuvasına kocaman bir kabak çekirdeği kabuğu taşımasına göre benim koşacağım yedi saatlik yarışın daha zor olacağını? Kim bilebilir ki bir bebeğin anne karnındaki mucizevi değişimlerini idrak bile edebilmenin (değil yaşamanın!) benim “zor” diyerek bir kenara itiverdiğim bir hedeften daha kolay veya daha zor olduğunu? Kim gerçekten bilebilir ki karşıdan karşıya geçmeye çalışan seksen yaşındaki amcanın karşılaştığı zorluğun, benim bugün verdiğim savaşların yanında daha “hafif” kaldığını?

İşte bunların tümü bizlerin yorumlarına kalmıştır. Yani hayatımızda “zor” dediklerimizi, “zor” diye bir kenara bırakıverdiklerimizi biz yaratmaktayız. Biz onlara bu anlamı yapıştırmaktayız. Bizler onları zor yapmaktayız. Bizler onları zordan da zor hale getirmekteyiz. Bizler onları yapılamaz, uğraşılamaz, ulaşılamaz ve başarılması zor yapmaktayız. Yani hayatımızı ve yorumlarımızı tercih etmekteyiz. 

Zoru seçenler ile seçmeyenler arasında ne fark vardır? Biri “zor” diyerek bir kenara atıvermiştir, sevmeden, düşünmeden, inanmadan ve uğraşmadan. Diğeri için ise “zor” yoktur… Aslında öyle bir anlam bile yoktur. Denerler ve tekrar denerler ve yeniden denerler. Ta ki sonuna kadar ve görürler ki aslında zor yoktur!

Bugün bu yazımda bana eşlik ediyorsanız, hayatınızda zor diyerek, zor diye nitelendirerek görmezden geldiklerinize, hep yapmak isteyip de bir türlü cesaret edemediklerinize daha yakından bakmanızı dilerim… O sizin zor dedikleriniz hala orada mı, o sizin zor dedikleriniz hala o kadar da zor mu?

İlginizi çekebilir: Büyük cümleler büyük gerçeklere dönüşür: Siz hayatınızda neyi büyütüyorsunuz?

Pınar Özeken (Ulus): 2007 yılında Boğaziçi Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik bölümü ile Kimya bölümlerini bitirdi. Aynı üniversitede Biyomedikal Mühendisliği ve İspanya Pompeu Fabra üniversitesinde master derecelerini aldı. Özellikle 2011’den bu yana moda ile ilgili çalışmalara ağırlık verdi ve hala moda üzerine yazı dizileri, farklı moda kaynaklarında yayınlanmaktadır. Yoga eğitmeni olma yolunda ilerleyen Pınar, bir Arjantin Tango aşığı. Gerçek tutkularından bir diğeri ise seyahat etmek."Dünya üzerinde ayak basılmadık toprak kalmasın" mottosu ile dünyayı dolaşmaya devam ediyor.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale