X

Hayat sanatı 3: Hayata yaydığımız enerjiyi değiştirmek mümkün mü?

“(…) Etkili bir biçimde uygulandığında dolaylı taktikler gökyüzü ve dünya gibi sınırsızdır, nehirlerin ve derelerin akışı gibi sonsuzdur, güneş ve ay gibidir, sona erer ama tekrar ortaya çıkar, dört mevsim gibidirler, geçip gider ama sonra yine gelirler.

Sadece beş müzik notası var ama bu beşinin kombinasyonları hiç duyulmamış melodilerin ortaya çıkmasını sağlar.

Beş ana renk var (mavi, sarı, kırmızı, siyah ve beyaz) ama bir arada hiç görülmemiş renkler üretirler.

Sadece beş büyük tat var (ekşi, buruk, acı, tatlı, tuzlu) ama bunların kombinasyonları hiç bitmeyecek kadar çok tat üretir.

(…) Akıllı savaşçı, birleşik enerjinin etkisine güvenir ve bireylerden çok fazla şey beklemez. Bu nedenle doğru insanları seçer ve birleşik enerjiyi kullanır.

Birleşik enerjiyi kullandığında savaşan adamlar yuvarlanan kütükler veya kayalar gibi olurlar. Çünkü bir kütük veya kaya, doğası gereği düz zeminde hareketsiz kalır ve eğimde harekete geçer; dört köşeli olursa kıpırdamaz ama yuvarlak şekilliyse yuvarlanmaya devam eder.

Bu nedenle iyi savaşan askerler tarafından üretilen enerji, bin adım yüksekliğindeki dağdan aşağı yuvarlanan kayanın momentumuna benzer.”

Sun Tzu, Savaş Sanatı

Bu yeni yazı dizim Hayat Sanatı’nın üçüncü yazısı. Kısa bir giriş ile serinin daha önceki yazılarını henüz okuyamamış olanlar için yeniden paylaşıyorum. İlham kaynağım ilk bölümde yer alan Sun Tzu ve Savaş Sanatı isimli eseri. Eser ilk kez Çin’de yayınlanmış. Savaş Sanatı, özünde savaşın temel prensiplerini anlatıyor ve askeri liderlere ne zaman ve nasıl savaşmaları gerektiğini açıklıyor. Büyük ölçekli şirket yöneticileri, avukatlar ve akademisyenler birçok alanda verdikleri mücadeleleri kazanmak için bu kitaba başvurmaktadırlar. Kısaca 2.500 yıldan bu yana bu kitap halen kendisine yeni okurlar bulmayı başarabilmiş. İşte bu okurlardan bir tanesi de benim.

Geçtiğimiz haftalarda okuma listemde yer alan bu eseri elime aldığım andan itibaren birçok farklı not aldım ve ismini değiştirerek hayatımızı bu kadar kritik önemde etkileyen konularda sizlerle birlikte bir Hayat Sanatı yolculuğuna çıkalım istedim. Bugün Hayat Sanatı dizimizin üçünücü durağındayız…

Konumuz ise hayatımızın her alanında çok büyük etkisi olan enerji kavramı. Öncelikle bireysel enerjiye dokunacağız. “Enerji” duyduğumuzda bile modumuzu yükseltmeye yeten bir kelime aslında. Peki nedir bu enerji kavramını bu derece önemli yapan? Bir radyo düşünelim ve kulağımıza gelen müzik türü klasik müzik olsun. İşte enerji de aynı bu örnekte olduğu gibi diğerlerine neyi yaydığımızdır. Yani bizler farkında olarak veya olmadan enerjimizi bir radyonun müziği yansıtması gibi dışarı yansıtmaktayız. Kimileri için bu şikayet tonu, kimileri için bu neşe tonu, bazılarımız için mağduriyet tonu ve diğerlerimiz için ise dünyaya büyük şeyler getirmek üzere yola çıkmanın tonu! İşte hepimiz farkında olmadan farklı tonlarda enerji üretmekteyiz. Hayatta seçtiğimiz yolları, hedeflerimizi ve yaşamımızı etkileyen de bu enerji tonları.

Bir de birleşik enerjiye bakalım istiyorum sizlerle. Bu sefer iki radyoyu yan yana koyduğumuzda ve bu iki radyo birebir aynı müziği çalmasalar da iki radyodan gelen tınıların büyük bir uyum yarattıklarını düşünelim. Ve ortaya her ikisine de benzemeyen bir sonuç çıktığını hayal edelim. İşte enerjilerin de bir araya gelmesi bu şekilde oluyor. Doğru parçalar, doğru yerde ve doğru zamanda bir araya geldiğinde mükemmel bir sinerji, bir güç ortaya çıkıyor. Kişisel olarak yayılan tonlar birbirine karıştıkça, uyumla, varlıkla, daha büyük enerjilere yol oluyor.

Sun Tzu girişteki örneği ile bunu bir ordu özelinde anlatmış. Enerjilerin bir araya geldiği, savaşçıların aynı hedefe kilitlendikleri ve tüm enerjilerini kazanmaya yönlendirdikleri anı bizlerle paylamış. Buna çok benzer örneği, bir damla su ile tsunami dalgası elde edemezken, milyonlarca damla ile kimsenin önünde duramayacağı enerjide dalgalar elde ettiğimizde görmekteyiz. Başka bir örnek ise tek tuğlanın bir başyapıt üretmeye yetmemesine rağmen, binlerce tuğlanın bir araya gelmesiyle görsel şölene dönüşen binaların ortaya çıkmasını verebiliriz.

Bireysel enerji işte böyle olağanüstü bir kavramdır. Herhangi bir anda içinde sakladığı potansiyelleri göremesek de, bu potansiyeli ortaya çıkarmak yine bizlerin elinde. Ve bir araya geldiğinde kendisinden çok daha büyük potansiyellere yol olabilir. Bugün bu yazımda bana eşlik ediyorsanız enerjinize bakmanızı dilerim, yaydığınız ton hangisi? Ölümsüzlük, hedeflere yürümek, sevmek, annelik, aşk, şikayet, huzursuzluk, huzur, barış, savaş veya bambaşka bir şey mi?

Unutmayın, hayata yaydığınız enerji ile dağları bile yerinden oynatmak mümkün!

İlginizi çekebilir: Hayat sanatı 2: Hayatta zaferler kazanmak üzerine

Pınar Özeken (Ulus): 2007 yılında Boğaziçi Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik bölümü ile Kimya bölümlerini bitirdi. Aynı üniversitede Biyomedikal Mühendisliği ve İspanya Pompeu Fabra üniversitesinde master derecelerini aldı. Özellikle 2011’den bu yana moda ile ilgili çalışmalara ağırlık verdi ve hala moda üzerine yazı dizileri, farklı moda kaynaklarında yayınlanmaktadır. Yoga eğitmeni olma yolunda ilerleyen Pınar, bir Arjantin Tango aşığı. Gerçek tutkularından bir diğeri ise seyahat etmek."Dünya üzerinde ayak basılmadık toprak kalmasın" mottosu ile dünyayı dolaşmaya devam ediyor.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale