Haftada 72 saati nasıl kendinize ayırabilirsiniz?

Bir haftada toplam 168 saat var fakat bunun kaçını kendimize ayırıyoruz? Modern yaşamın içinde zaman genellikle parmaklarımızın arasından kayıp giden kum taneleri gibi hissettiriyor. Gecede ortalama 7-8 saat uyuduğunuz ve 8-9 saat çalıştığınız bir düzlemde geriye yaklaşık 72 saatlik bir dilim kalıyor. Peki 3 güne denk gelen bu zamanı hobilerinize, sevdiklerinize veya kendinize ayırarak geçirmek varken neden tüm hafta boyunca sanki hiç dinlenmiyor gibi hissediyorsunuz, merak ettiniz mi? Cevap aslında oldukça basit: Niyetsiz koşuşturma!

Çoğumuz için iş yerindeki verimlilik, hayattaki kalite ve tatmin ile eş değer konumlanıyor. Üretkenliğin temel gereksinim olduğu bir toplumda yaşarken işler ya da görevler arası koşuşturma olmadan geçirilen vakit de boşa geçiyor. Üstelik günlük dilime yayıldığında ortalama 10 koca saate denk gelen bu vakit, verimli değerlendirilmeden kendiliğinden akıp gidiyor. Büyük kariyer hedefleri pahasına boşa harcanan bu vakit, gün sonunda yoğun tükenmişliğe ve tatminsizliğe dönüşüyor. Oysa 3 adımlık birkaç stratejik hamle, haftalık zaman algınızda büyük fark yaratarak size daha dolu bir yaşam sunabilir:

1. Karakterinizi tanıyın

Psikolojide “Karakter Teorisi” olarak adlandırılan bu yaklaşım, sahip olunan kişilik özelliklerini tanımlayarak duygu, düşünce ve davranış kalıpları arası ilişkiyi incelemek için kullanılır. Bu sistemi günlük hayata ve iş hayatına uyarlamak, iç karakterle tanışarak sorunun nerede olduğunu anlamaya yardımcıdır. Çünkü herkesin içinde aidiyet duygusunu benimseyen bir arkadaş, yakınlık ihtiyacına yanıt veren bir aşık, merak duygusunu pekiştiren bir kaşif ve öz bakım gereksinimi olan bir doktor karakteri bulunur. Dolayısıyla bazen kendinize ve düşüncelerinize uzak hissetmenizin sebebi, bu karakterler arası dengenin bozulmasından kaynaklanıyor olabilir. Özellikle de içinizdeki işkolik tüm hakimiyeti ele geçirip diğerlerine yeterince alan tanımadığında hayattan beklediğiniz tatmini almamanız da normaldir. 

Sonuç olarak haftada ihtiyacınız olan süreyi geri kazanmanın ilk adımı, karakterlerinizi yakından tanıyarak liderlik statüsüne hangisini getireceğinizde saklıdır. Dengeli ve huzurlu bir yaşam için karakterleri mevsimler gibi düşünebilir ve doğayla, zamanla, güncel gereksinimlerle uyumlu bir sistem oluşturabilirsiniz.

2. Hırs detoksuna girin

İş hayatında bizi sürekli çalışmaya ve üretken olmaya zorlayan temel motivasyon hırstır. Hırs, bir seviyeye kadar kişisel gelişim açısından son derece faydalı ve gerekli olsa da aşırıya kaçtığında tam anlamıyla bir zehre dönüşebilir. Sadece bir tanıtım daha, son bir mail daha, bir içerik daha tadında yapılan işler, bir yerden sonra tüm haftaya yayılarak dinlenme zamanını kapsayabilir. Listeye uzayan mesai süreleri, hafta sonlarına sarkan işler ve diğer sorumluluklar da eklendiğinde geriye elinizde dinlenecek hiç zaman kalmayabilir. Bu da neşe ve mutluluk önündeki en büyük engellerden biridir. 

Kısır döngüden çıkmak için benimsemeniz gereken altın kural ise hiçbir şeyin aslında o kadar acil olmadığı gerçeğidir. Özellikle mesleki yaşamda her şey acil ve önemliymiş gibi gelse de aslında öyle değildir ve birkaç işin aksaması dünyanın sonunu getirmez. Hırs ve önem tuzağından çıkarak görevlere değer sırasına göre hiyerarşi getirmek ise hem elinizdeki zamanı verimli kullanmanızı sağlar hem de sorumlulukları takip etmeye yardımcı olur. Bunun için;

  • Her gün için iki maddelik bir yapılacaklar listesi hazırlayın ve gün içindeki en önemli iki işi sıralayın.
  • Haftalık takviminize sadece iyileşme odaklı “ben zamanı” ekleyin.
  • İçinde bulunduğunuz yoğun dönemi tanımlayın ve bu dönemin bitişi için dinlenme veya kutlama aralığı planlayın.

Bu üç adımlı basit teknik sayesinde işlerin toksik bir hal alarak sizi tüketmesini önleyebilirsiniz.

3. İş saatlerinden arta kalan zamanı geri kazanın

Ortalama 9-5 çalıştığınız bir ofisten çocuğu okuldan almak veya trafiğe kalmamak için biraz erken çıktığınızda pek sorun olmaz. Ancak iş yerine spor salonuna gitmek veya bir arkadaşınızla buluşmak için erken çıkmak istediğinizi söyleyemezsiniz bile. Çünkü zamanı kendimize ayırmak nedense bize suçlu hissettirir. İş dünyası belirli ofis saatlerine takıntılı olduğundan, kendine ayrılan zaman dilimleri ya iş öncesi ya da iş sonrası aralığa sarkıtılır. Ancak günün büyük bölümünü profesyonel alan kapladığından bu aralıklar da pek iyi değerlendirilmez. Sosyal medyanın pompaladığı her ana bir farkındalık ve öz bakım sıkıştırmaya çalışan sağlıklı yaşam trendleri ise nadiren vaat ettiği kadar faydalıdır. Dolayısıyla haftalık plan oluştururken her ikisi arasında denge kurmak gerekir. İş saatleri dışındaki zamanı daha iyi değerlendirmek için haftanın her gününe farklı karakterler belirleyebilir ve kişisel gereksinimlerinizi daha dengeli şekilde dağıtabilirsiniz. Örneğin;

  • Pazartesi, atlet moduna bürünerek 30 dakikalık yürüyüş yapabilir,
  • Salı, sosyal karakteri özümseyerek iş çıkışı bir arkadaşla buluşabilir,
  • Çarşamba, yaratıcı yönünüze odaklanarak akşam saatlerini hobilerinize ayırabilir,
  • Perşembe, aşık rolünü üstlenerek partnerinizle film izleyebilir,
  • Cuma, kaşif tarafınızı öne çıkararak yeni bir tarif deneyebilirsiniz.

Her biri kısa sürmesine rağmen günlük yaşama tatmin ve farklılık getirecek bu tür basit pratikler, hayata karşı yeniden heyecan beslemenizi sağlayarak içinde bulunduğunuz ekran kaydırma rutinini kırabilir.

Kaynak: self, medium

İlginizi çekebilir: Kendine zaman ayırmak lüks değil, ihtiyaçtır

Uplifers
Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!