X

Hafta sonunu televizyon karşısında geçirmek isteyenler için tek oturuşta bitirebileceğiniz dizi/film önerileri 2026

Soğuk havaların en güzel tarafı, tüm hafta sonunu eve kapanıp televizyon karşısında geçirme fırsatıdır. Sıcacık battaniyenin altına kıvrılıp enfes atıştırmalıklar eşliğinde kendini ekrana bırakmanın, inanılmaz rahatlatıcı bir yanı vardır. Özellikle kent kalabalığından ve gürültüden kaçmak isteyenler için tek oturuşta bitirilecek diziler veya sürükleyici filmler, tüm haftanın stresinden kurtulmaya birebirdir. Eğer siz de son dönemde izleyecek bir şeyler arıyor fakat bu kadar fazla yapım arasından hangisini seçmeniz gerektiğini bilmiyorsanız, işte sorunlarınızı çözecek liste. 2026’nın ilk günlerinden itibaren zirveye yerleşen ve yerli yabancı sinefililerin dilinden düşmeyen en iyi dizi/film seçkisini sizler için derledik!

The Pitt 

(Görsel: imdb)

İlk sezonuyla son yılların en favori acil servis dramalarından olan The Pitt, Ocak ayına 15 bölümlük heyecanlı bir sezonla başladı. Pittsburgh hastanesindeki sağlık çalışanlarının yüksek çalışma temposu ve hastane kaosuna odaklanan yapım, aynı zamanda aile barbeküleri, eğlenceli hafta sonu planları ve elbette romantik kaçamaklarıyla da gündemde. Bu sezon uzman hekim kadrosuna yeni isimler katılırken hastanede yaşanan dramların ardı arkası kesilmiyor. İnsan ilişkilerinden global sorunlara kadar hemen her şeye referans gönderen güçlü yapım, hafta sonu dizi partisi için harika bir seçenek.

His & Hers

(Görsel: vitalthrills)

Westworld’den tanıdığımız Tessa Thompson’ın başrolü üstlendiği bu mini dizi, etkisi uzun süre geçmeyen psikolojik gerilim hikayelerinden biri. Kasabasından uzaklaşarak kariyerine ünlü bir haber spikeri olarak devam eden bir kadının, yıllar sonra bir cinayet haberinin izini sürmek için kasabasına dönmesini konu ediniyor. Yaptığı araştırmada aynı zamanda geçmişe doğru yolculuğa çıkan karakter, hem çevresine hem kendine dair rahatsız edici gerçeklerle yüzleşiyor. Beklenmedik gelişmeler ve sürpriz dönüşler ile izleyici hayret içinde bırakan bir serüvene dönüşüyor.

How to Get Heaven From Belfast

(Görsel: magazine)

Kendi döneminin en ses getiren lise komedilerinden olan Derry Girls’ün yaratıcısı Lisa McGee imzalı bu yapım, kara mizah severler için harika bir alternatif. Eski okul arkadaşı olan üç kadının, ortak arkadaşlarının ölümünün ardından İrlanda’ya dönmesiyle birlikte başlayan hikaye, gizem ve komedi unsurlarını ustalıkla harmanlıyor. Cenaze töreninde yaşanan bir dizi ürkünç olay, bu yakın arkadaş grubunu biraz karanlık ve tehlikeli bir maceraya atılmak zorunda bırakıyor. Hafıza, arkadaşlık ve hayat ile ilgili zeki bir kurgu.

Industry

(Görsel: deadline)

Ocak ayında 4. sezonuyla yayınlandıktan sonra tüm listeleri altüst eden Industry, hala başlamamış olanların kesinlikle şans vermesi gereken bir yapım. İş yeri draması gibi günümüz profesyonel hayatı için oldukça tanıdık olan bir temaya odaklanan seri, finansal dünyadaki ve şirket içindeki kaos ortamını gözler önüne seriyor. Yolsuzluklar, gizli anlaşmalar, ego savaşları ve aldatmayla dolu senaryo herkese hitap eden anlatısıyla öne çıkıyor. 

A Knight of The Seven Kingdoms

(Görsel: thenewyorker)

Game of Thrones severleri, yaşananlardan tam bir yüzyıl öncesine götüren bu yeni hikaye, fantastik macera arayanlar için adeta bir altın madeni. George R. R. Martin imzalı romandan uyarlanan yapım, genç ve cesur bir şövalyenin hayatını ele alıyor. Demir Taht’ın Targaryen Hanedanı elinde olduğu bir dönemde, gökyüzünün ejderha silüetleriyle dolu bir yüzyılda geçiyor ve beklenmedik maceralara, zeki senaryo dönüşlerine ev sahipliği yapıyor.

The Beauty

(Görsel: fxnetworks)

Bu yılın en heyecanla beklenen yapımlarından olan The Beauty, body horror kategorisinin en çarpıcı işlerinden. Başrollerindeki Ashton Kutcher, Bella Hadid ve Evan Peters gibi isimlerle ortalığı kasıp kavuran yapım, günümüzün en büyük sorunlarından beden algısına ve standartlaşmaya odaklanıyor. Süper modellerin gizemli ölümleriyle başlayan hikaye, kısa sürede FBI ajanlarının en kapsamlı sorgulamalarından birine dönüşüyor. Fiziksel mükemmelliği tetikleyen bir virüsün keşfedilmesi, ardından trilyon dolarlık bir güzellik imparatorluğunun kurulması ve derinlerde yatan çok daha karanlık gerçekleri konu ediniyor.

Shrinking

(Görsel: mubi)

3. sezonuyla tekrar ekranlara dönen Shrinking, usta aktör Harrison Ford ve HIMYM’den tanıdığımız Jason Segel’ın başrollerini paylaştığı komedi türü bir yapım. Sıcacık ve keyifli bir hikaye arayanlar için mükemmel bir seçenek olan yapım, kızı üniversite için evden ayrılan bir terapistin yaşadığı geçiş sürecini ele alıyor. Bu sırada hayatına giren yeni aşk ihtimalini kabullenmeye çalışması ve profesyonel hayatında yaşadığı kırılım, yalnız bir baba olarak hayattaki rolünü daha farklı bir konuma taşıyor. Komik, düşündüren, yine de keyifli bir hafta sonu seyri için biçilmiş kaftan.

Hamnet

(Görsel: variety)

Shakespeare’in ünlü eseri Hamlet’e adını veren oğlu Hamnet’in hikayesini anlatan bu biyografi ve dram kategorisindeki yapım, ünlü şairin ve eşinin yaşadığı yas sürecine odaklanıyor. Anne sevgisinin en saf halini gözler önüne seren etkileyici anlatım, 16. yüzyıl dünyasının veba salgını dönemlerinde geçen olayları da ekrana getiriyor. Oscar ödüllü yönetmen Chloe Zhao’nun yaklaşımıyla yeniden yorumlanan olaylar, Paul Mescal oyunculuğuyla birleştiğinde dokunaklı bir hikayeye dönüşüyor.

Wuthering Heights

(Görsel: hollywoodreporter)

Emily Blonte imzalı romandan uyarlanan bu yeni yapım, son dönemde özellikle sosyal medyada sürekli karşımıza çıkan başarılı işlerden. Euphoria’dan Jacob Elordi ve Barbie’den Margot Robbie’yi bir araya getiren bu dram temalı hikaye, 18. yüzyıl İngilteresi’ni ekrana getiriyor. Varlıklı bir ailenin kızı ile yetim bir erkek arasında filizlenen yoğun aşkı ele alırken, yıkıcı ve trajedik olaylara da ev sahipliği yapıyor. İki başrolün arasındaki uyum ile gündemden düşmeyen yapım, aynı zamanda modern ilişkilerdeki eksikliklere dair de çarpıcı bir sorguya dönüşüyor.

People We Meet on Vacation

(Görsel: imdb)

Kafa dağıtmak ve iyi vakit geçirmek için muhteşem bir seçenek olan bu eğlenceli yapım, yaz tatilinin sıcaklığını oturma odalarına getiriyor. Yaz tatillerini birlikte geçiren iki arkadaş arasında, zamanla romantik bir şeylerin filizlenmesini ele alıyor. Uzun yıllar birlikte geçirdikleri tatillerin anıları ve bugünün çekimleriyle birleşen dinamik kurgu, seyirciyi sürekli bir zaman yolculuğuna çıkarıyor. İki arkadaşın gezi günlüğü havasındaki seyahati ise her an yüzde bir gülümseme bırakacak romantik bir anıya dönüşme vaatleri sunuyor.

İlginizi çekebilir: Son yılların en çok konuşulan romanları

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Ailelerin gizli seyahat ritüelleri ve keyifli rota önerileri

Her ailenin dışarıdan görünmeyen, yalnızca kendine ait küçük yolculuk alışkanlıkları vardır. Aynı playlist, aynı mola noktası, aynı atıştırmalık, aynı yolculuk telaşı… Bu ritüeller bazen gidilen yerden bile daha kıymetlidir. İstanbul’a yakın rotalar ise bu alışkanlıkları en keyifli haliyle yaşatır. Doğru yol arkadaşıyla, alanı, esnekliği ve pratikliğiyle Kangoo Multix gibi bir araçla, bu yolculuklar hem daha konforlu hem de daha özgür bir deneyime dönüşür.



Rota değil ritüel

Bir aile seyahatini özel kılan şey çoğu zaman manzara değildir.

Camın hafif aralanmasıyla içeri dolan rüzgar, arka koltuktan yükselen kahkaha, mola verildiğinde bagajdan çıkarılan atıştırmalıklar… Asıl hatırlanan, bu küçük anların toplamıdır.

Aileler için yolculuk artık yalnızca yeni yerler görmek, keşfetmek değildir. Birlikte geçirilen zamanın kendisidir. Yolculuklar planlanan kadar spontane gelişen, organize olduğu kadar özgür olan bir deneyimdir.

Bu deneyimde araç görünmez ama yolculuğun keyfini belirleyici bir karakterdir. Eşyaları, planları, alışverişleri ve anlık kararları taşıyan güvenli bir alan sunar. Kangoo Multix’in geniş iç hacmi, modüler koltuk düzeni ve kolay erişilen bagaj yapısı, yolculuğu zorlaştırmaz. Aksine aile ritüellerini destekler ve süreci daha akıcı hale getirir.

Ailelerin gizli seyahat ritüelleri

Yola çıkış seremonisi

Her yolculuk daha kapıdan çıkmadan önce evin içindeki telaşla başlar. Matara doldurulur, yedek kıyafet yerleştirilir, termos hazırlanır, çocukların ihtiyaçları kontrol edilir.



Bagaj kapağı kapatırken hissedilen o küçük rahatlama, aslında yolculuğun ilk anıdır.

Kangoo Multix’in geniş bagaj hacmi, yolculuk için gerekli eşyaların sığma kaygısını ortadan kaldırır. Aileniz için gerekli olan her şey bagajda yerini bulur. Bu da yola daha hafif bir zihinle çıkmayı mümkün kılar.

Aynı şarkı aynı gülüş



Her ailenin bir yolda dinlemelik müzik listesi vardır. İlk şarkı çaldığında mesafe kısalır, anlar uzar.

Yolculuk boyunca paylaşılan müzik yalnızca bir arka plan değildir. Ortak bir hafızanın parçasıdır.

Kangoo Multix’in ferah kabini ve yüksek görüş açısı, sıkışıklık hissini azaltır ve yolculuğu gerçek bir paylaşım alanına dönüştürür. Böylece araç içinde geçirilen zaman sabırsızlıkla beklenen bir ana dönüşür.

Spontane mola

Haritada işaretlenmemiş bir göl, yol kenarında açmış kır çiçekleri ya da küçük bir köy fırını…

En güzel anlar çoğu zaman planlanmamış olanlardır.

Bagajdan çıkan termos, katlanır sandalye ya da piknik örtüsü birkaç dakikada küçük bir mola alanı yaratır. Kangoo Multix bu anları zahmetsiz hale getirir. Çünkü spontane kararlar pratik çözümlerle desteklendiğinde gerçekten keyifli olur. 

Bagajdan kurulan gün

Varış noktası bazen sadece bir başlangıçtır.

Bagaj açılır, masa kurulur, sandalyeler yerleştirilir, çocuklar koşmaya başlar. Piknik hazırlığı bir aile ritüeline dönüşür.

Kangoo Multix bu noktada yalnızca bir ulaşım aracı değildir. Mobil bir yaşam alanı gibi işlev görür. Ekipman taşımak zorlaşmaz, günün keyfi bölünmez.

İstanbul’a yakın keyifli rotalar

Şile ve Ağva sahil yolu: Gün batımı rotası



Şile’den Ağva’ya uzanan kıvrımlı sahil yolu, yolculuğun kendisini deneyime dönüştürür.

Kerpe ya da Kovanağzı’nda denize girebilir, gün batımında bagajdan piknik örtüsünü çıkararak kısa bir mola verebilirsiniz. Dönüşte aynı playlisti açmak ise yolculuğu tamamlayan küçük ama anlamlı bir detaydır.

Islak havlular, plaj çantaları ve şemsiyeler için geniş alan sunan Kangoo Multix, dönüş karmaşasını ortadan kaldırır.

Polonezköy ve Beykoz orman rotası

İstanbul’dan uzaklaşmadan doğayla temas etmek isteyen aileler için ideal bir kaçamak noktasıdır.

Tabiat parkında yürüyüş yapabilir, beğendiğiniz bir noktada durarak bagajdan katlanır masa çıkarıp kahvenizi yudumlayabilirsiniz.

Renault Kangoo Multix’ in geniş bagaj hacmi sayesinde masa, sandalye ve çocuk ekipmanları rahatça taşınır. Hazırlık süresi kısalır, keyif süresi uzar.

Sapanca Gölü: Sessizlik ve oyun rotası

Sakin, çocuk dostu ve doğayla iç içe bir atmosfer sunar.

Göl kenarında yürüyüş yapabilir, çimlerde oyun oynayabilir ve bagajdan çıkardığınız battaniye ile kısa bir piknik organize edebilirsiniz.

Bisiklet, top ya da oyun ekipmanları için de alan sunan Kangoo Multix, ailece geçirilen zamanı kesintisiz hale getirir.

Kilyos ve Terkos yolu: Plansızın güzelliği

Denizden ormana geçiş hissi sunan bu rota, kısa ama etkili bir kaçamak alternatifi oluşturur.

Rüzgarlı bir tepede fotoğraf çekilme molası verebilir, termostan kahvenizi çıkararak manzaranın tadını çıkarabilirsiniz.

Kolay erişilen bagaj yapısı, bu kısa durakları pratik ve zahmetsiz hâle getirir.

Yolculuk birlikte güzeldir

En güzel rota, haritada çizili olan değil; sevdiklerinizle birlikte deneyimlenenlerdir.

Ailelerin gizli seyahat ritüelleri, paylaşılan anların hafızasını oluşturur. Bu hafızayı taşıyan şey ise çoğu zaman arka planda duran ama her detayı mümkün kılan bir yol arkadaşıdır.

Kangoo Multix alanı, esnekliği ve pratikliğiyle hem aile yaşamına hem de yeni nesil girişimcilerin temposuna uyum sağlar. Çünkü yolculuk yalnızca varış değildir. Birlikte geçirilen zamandır.

*Bu yazı Renault katkılarıyla hazırlanmıştır. 





Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.



Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.







İlgili Makale