X

Gölge yanınla yüzleş: Carl Jung’un analitik psikolojisi

“İnsanın var oluşunun biricik amacı, varlığın karanlığına bir ışık yakmaktır. Dünyanın öbür kutbuna yapılan bu keşif gezisi pek rağbet görmez; çünkü belirsizlikler ve tehlikelerle doludur.”
Carl Gustav Jung

Hayat yolculuğunda kendini keşfetmeye cesaretliysen, kendinle ilgili kabul etmekte zorlanacağın, hatta seni rahatsız edecek birçok yönün ile karşılaşacaksın. Analitik Psikolojinin kurucusu Carl Jung, insanın kendinde kabul etmekte zorlandığı bu karanlık yönüne “gölge arketipi” der. Persona (maske), olmayı arzu ettiğin ve dünyanın sende görmesini istediğin tarafın ise, gölge bunun tam zıttıdır. Gölge arketipi bilinçdışı veya bilinçaltının bir parçasını oluşturan ve bastırılmış fikirlerden, içgüdülerden, dürtülerden, zayıflıklardan, arzu ve isteklerden, toplumun kabul görmeyeceği eğilimlerden ve utanç verici korkulardan oluşan tarafındır. Gölge, insan doğasının vahşi, karmaşık ve bilinmeyen karanlık yüzüdür. Bu gizli dinamik herkeste vardır ve çok güçlü bir yaratıcı enerjiye sahiptir.

Henüz bir bebekken benliğin bir bütündü. Fakat çocukluk yaşantıların ve sonrasındaki deneyimlerin “şeyleri” iyi veya kötü olarak ayırmana sebep oldu. Ergenliğe girdiğinde artık sorumluluk duygusu devreye girdi ve bir birey olma yolculuğun başladı. Bunlar iç çatışmalarını, yani içindeki savaşı başlattı. İşte bu çatışmaların sebebi gölgenin doğması ve benliğinin bölünmeye başlamasıydı.

İçinde bulunduğun toplumun seni kabul etmesi için, sende çatışma yaratan bu gölge yanları bastırmaya başladın çünkü gölgen, kişiliğinin kabul etmek istemediğin yanlarıydı. Sen bastırdıkça bunlar bilinçdışı bir güç olarak varlığını korudu. Başkalarında yargıladığın özelliklerin sende de var olma ihtimalindendir ki bu yanlarınla yüzleşmekten kaçındın.

Buraya kadar anlatılanlar sana gölgenin korkunç bir şey olduğunu düşündürmüş olabilir. Gölge, yüzleşmekten ve acı çekmekten korktuğun taraflarını ve zayıflıklarını temsil ettiğinden, seni aslında “sen” yapacak şeyi de reddetmene sebep oldu. Ancak gölge çok güçlü bir enerjiye sahip. Sen gölgeni inkar ettikçe o daha kuvvetli bir şekilde yüzeye çıkmak ister. Fizikte olduğu gibi, her etkiye karşılık kendisine eşit ve ters yönde bir tepki vardır.

Gölgene verdiğin güç senin hayata bakışına ve özgüven seviyene bağlı. Gölge senin için belki öfke, kızgınlık, suçluluk ve kıskançlık, belki de güç arzusu, özgürlük veya zayıf görünmekten korkmak. Dışarıdan ne kadar mutlu görünürsen görün gölgen hep orada. Gölgenden kurtulmak veya onu düzeltmek söz konusu bile değil. Gölgenle ancak onunla yüzleşerek onu anladığında uzlaşabilirsin. Gölgeni tanımak ve kabul etmek, ironik bir şekilde seni güçlendirir.

Aslında güçlü ve yaratıcı yanın tam olarak gölge yanındadır. Gölge yanını kabul ederek doğuştan bütün olan benliğini yeniden bütünlersin. Kendi öfkeni ve kırgınlığını kabul edersen diğerlerinin de bunları yaşadığını kabul etmen kolaylaşır. Böylece diğerleri ile sınırlarını daha iyi çizer ve daha sağlıklı ilişkiler kurarsın. Kendinde kabul ettiğin bir şeyi başkalarında anlayıp kabul etmek daha kolay olurdu öyle değil mi?

Bastırıp inkar ettiğin bir şey maalesef yok olmaz. Aksine daha çok güçlenir ve artık gizlenmesi mümkün olmayan bir hale gelir. Gölgenin devrede olduğunu anlamanın en kolay yolu, yargılama ve suçlamadır. Başkalarını sürekli yargıladığın veya suçladığın şey senin gölge yanında mevcuttur. Bunlarla yüzleşmek acı ve utanç verici olabilir. “Asla şunu yapmam” veya “asla şöyle biri değilim” dediğin ne varsa, senin gölge yanına ışık tutar. “Gölge” yanını nelerin oluşturduğunu unutma. Bunlar korkuların, geçmişteki travmaların, hayal kırıklıkların ve korku nedeniyle asla gerçekleşmeyen hayallerindir. Bütün bu iç şeytanları gizlersen, daha şiddetli olurlar. Eğer onları susturursan, seni kontrol ederler, hiç beğenmediğin ya da kabul etmediğin bir resmini yansıtırlar.

Kendini bulmanın ve psikolojik iyi oluşunun her zaman bu gölgeleri ışık haline getirme yeteneğine bağlı olduğunu unutma. Bu cesur çabanın karşılığını aldığında, hassas ama değerli bir iyileşme çalışması da başlar. Ancak o zaman huzur ve mutluluğu bulabilirsin. Psikolojik danışmanlık almak istersen bana ayselkeskin2004@yahoo.com vasıtasıyla ulaşabilirsin. Yazımı Carl Jung’dan bir alıntıyla bitirmek istiyorum:

“Ne yazık ki insanın, bir bütün olarak, kendisini hayal ettiğinden ya da olmak istediğinden daha az iyi olduğu konusunda hiçbir şüphe yoktur. Her bir insan bir gölge taşıyor ve bireyin bilinçli yaşamında ne kadar az somutlaşıyorsa, o kadar karanlık ve daha yoğun oluyor. Eğer aşağılık duygusu bilinçliyse onu düzeltmek için her zaman bir şansı vardır. Dahası, sürekli olarak diğer ilgi alanlarıyla temas halindedir, böylece sürekli olarak değişikliklere tabi tutulur. Fakat eğer bastırılmış ve bilinçten yalıtılmış ise, asla düzeltilmez. Ayrıca, bir bilinçsizlik anında patlak vermekle sonuçlanabilir. Tüm olaylarda, en son girişimleri engelleyen bilinçsiz bir engel oluşturur.”
Carl Jung

Aysel Keskin: Merhaba ben Aysel Keskin. Psikolojik Danışman ve Psikoterapistim. 2006 yılında Marmara Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık bölümünden mezun olduktan sonra, Türk Deniz Kuvvetlerinde yedi senelik bir kurumsal hayat deneyimim oldu. Kurumsal hayat deneyimimin ardından, çocukluk tutkum olan psikolojiye bir de seyahat tutkum eklendiği için okyanus ötesine giderek bir süre Amerika’nın Kalifornia ve Oregon eyaletlerinde yaşadım. Tüm psikoterapi yaklaşımlarını bilmekle beraber uzmanlaşmanın gerekliliğine inanarak, kanıta dayalı terapi yaklaşımlarından Süre Sınırlı Psikanalitik Psikoterapi (SSPP), Jungian Psikoterapi ve Rasyonel Psikoloji Enstitüsü Preferred Partner of The Albert Ellis Institute onaylı, APA (American Psychological Association) Kredili Rasyonel Duygucu & Bilişsel Davranışçı Terapi Eğitimlerini (süpervizyonlar dahil) tamamladım. Sorunların bütüncül ele alınması gerektiğine, beden ve zihnin dengesini kurduğumuzda hayatımızda olumlu değişimler olacağına inanıyorum. Beden ve zihin sağlığınız her şeyden önemli. Bana ayselkeskin2004@yahoo.com eposta adresinden ulaşabilirsiniz. Sağlık ve sevgi ile kalın. Instagram: ayselkeskin.psk.dan

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale