Gerçekçi olmayan değerler üzerine bir deneme: Gölgelerinizin nedeni siz olabilir misiniz?

Hayatımızdaki gölgelerin çoğu kendi güneşimizin önünde durmamızdan oluşur” demiş Ralph Waldo Emerson. Yaşamlarımızda neyi tamamlamaya, neyi oldurmaya çalışırsak çalışalım o gölge düşünceler bizleri bir adım geride tutmak, hatta yola çıkmaktan tamamen alıkoymak için fırsat kollarlar adeta.

O kadar sık aldığım bir soru ki; “Hocam ben yogaya başlamayı çok istiyorum ama biraz kilo fazlam var, sizce ben de yapabilir miyim?” Bu sorunun gelmesine bile sevinir olduğum durum şu ki, biz eğitmenlerin haberi bile olmadan büyük bir çoğunluk kendi kendine yoga yapmak için yeterince fit olmadığına karar veriyor ve belki de kendisinin yaşam çizgisini değiştirecek bu yolculuğa çıkmaya bile yeltenmiyor. Yapmak istenilen, iyi gelebileceğinin bilindiği bir şeyi yapmak için yeterli olunmadığı inancı ise stresin temellerini derinleştiriyor. Bu baskı mevcutken rahatlamaya giden yol olarak görülen yemek yeme arzusu artıyor ve belki de sıradan aksiliklerle geçmiş bir günün ağırlığı ile bozulan diyet listesi ile kendini öncesinden de kötü, başarısız ve değersiz hissetme hali oluşuyor.

Değersizlik hissi öyle farklı kılıklara bürünerek yaşamlarımıza etki ediyor ki… Belki de çok haklı sebeplerle bitirilmiş uzun süren bir ilişkinin ardından ayrılınan partnerin yeni biri ile mutlu gözüktüğü bir fotoğrafa şahit olmakla tetiklenen “Neden benimle değil de onunla? Bende eksik olan neydi? Neden bana böyle davranmadı?” vb. iç kemiren sorgular tanıdık geliyor olabilir mi?

Ne yaparsak yapalım o ses içimizde ve hiç susmuyor. Üstelik zaman zaman çok da sinsi. Bizlere cılız ve sözde şefkatli bir tonla “Aman bugünlük de pis şeyler ye ne olacak ki? Yarın tekrar başlarsın diyete” veya “Ne var yani önceki partnerinle neredeyse aynı özelliklere sahipse, herkes aynı olacak değil ya” diyerek farkında olmadan bile isteye, yine yeniden günün sonunda kendimizi acımasızca eleştireceğimiz yeni hatalar yapmaya sürükleyebiliyor bizleri.

Peki bu tutum nereden geldi?
İçeriden dur durak bilmeden yükselen ses kimin sesine benziyor?
Bu cümleler, bu tonlama, bu tavır kimin tavrı?

Herkesin hikayesinde kahramanlar değişmekle birlikte cevaplar çoğunlukla çocukluk dönemimizden çıkar. Çocuklarını her anlamda en bilinçli şekilde korumak, beslemek isteyen ebeveynler bile farkında olmadan bu kayıtları bırakır. Biz yetişkinlerin iç sesleri aslında çocukken yaşadıklarımızdan ziyade, yaşadığımız şeyi nasıl algıladığımızdır çünkü. Sadece kötü bir zamanlama neticesinde neşemiz bastırılmış, sessiz olmamız gereken, istenen bir ortamda bulunmuş ve neşeli olmanın, bunu paylaşmanın yanlış bir şey olduğuna kanaat getirmiş, neşelenmeyi, mutlu olmayı kendimize değer bulmamaya o an karar vermiş olabiliriz.

Bu öyle bir şey ki öğretmenimiz, ebeveynlerimiz, otorite olarak gördüğümüz herhangi bir bireyin kazara gelişen bir olay neticesinde bile “İnsanlık hali” demek yerine, kendini suçlayan, kendisi için beceriksiz, sakar, dikkatsiz ve hatta aptal gibi ifadeler kullanan hallerine sıklıkla şahitlik etmişsek bile kendimize hata yapma izni vermeyen acımasız tavrı geliştirmiş olabiliriz.

Bu yanılsamalar neticesinde olduğumuzdan farklı kimliklere bürünmüş olmak mümkün olabilir mi, ne dersiniz? Hep birlikte gerçek olmayan değerler yaratmış olabilir miyiz? Bizi mutlu ettiği ve iyi hissettirdiği ve yapmaktan keyif aldığımız için değil, kendimizi değerli hissetme duygumuzu tatmin ettiği için aslında sığınmışlığımızı güvende hissetmek diye tanımlayıp, günün sonunda bu sözde güvende ve değerli hissetme hisleri uğruna adını mecburiyet ve yaşam gailesi koyduğumuz seçimlerimiz olabilir mi?

Mecbur olduğumuza inandığımız şeyleri yapmaya, seçmeye devam ederken, olabilecek en kötü senaryolardan biri belki de bu şeylerde başarılı (!) olmak olabilir. Neticesi başarı ile tanımlanmış kavramların mutluluk getirdiğine dair bir değer de yarattık çünkü. Başarılıysak mutlu olmalıyız. Oysa ki olsa olsa bizi mecbur hissettiren şeyin aynı anda güvende hissettirebileceği yanılsaması kadar mutlu olabiliriz başarılı olduğumuzda.

Kendimizi arkadaşça algılamaya çalışmak, içimizde bizi kemiren o sesten ayrılmamızı kolaylaştırabilir ve bu sayede yaşama ve kendimize karşı daha adil, daha şefkatli, daha gerçekçi bir tutum geliştirmeyi öğrenebiliriz. Çocukluğumuzun bizleri üzen, acı veren tecrübelerine, yaşamlarımızın geri kalanını etkileyecek şekilde anlamlandırdığımız gözlemlerimize bugünkü aklımızla, samimi bir tutumla yaklaşarak o iç sesin farkına varabilir ve gerçekte kim olduğumuz kritik sorusunun cevabını daha rahat bulabilir, kendi hikayemizden gerçek manada mutlu, özgüvenli, yaşamdan keyif alan bireyler yaratabiliriz.

Belki bir süredir yazılarımı takip ediyorsunuz, belki bugün ilk defa karşılaştık. Bu yargısız ve arkadaşça tavrın herhangi bir zorlama olmadan kolaylıkla içinizden yükselebilme ihtimaline dair içinizde bir merak, bir heves uyandıysa eğer, size yaşama dair duyumlarınızı daha derinden anlamak, bu uyanıklık halini devam ettirmek, bu deneyimini yaşamak ve bunu korumak isteyenlere destek olmak için hazırladığım 6 hafta sürecek olan programım “Hazineni Fark Et”in bir kez daha başladığını müjdelemek isterim.

Program içeriğinde yoga, meditasyon ve bilinçli farkındalık alanlarında edindiğim profesyonel birikimlerim ile kendi yaşantımda fark yaratmama katkı olan tüm dünyada bilinen, uygulanan ve pozitif sonuçları ile binlerce insanı peşinden sürükleyen yöntem ve bilgileri sizlere sunmak üzere harmanladım.

Yaşam hepimiz için çok kıymetli. Amacım, benim yaşamımda da büyük fark yaratan bu araçlar ve bilgiler vasıtasıyla daha çoğumuzun düzenli olarak kendi yaşam alanlarının zenginliği ile temas kurmasına ve daha çok yaşamasına katkı olmak.

İzninizle son olarak henüz biten ve ondan önce gerçekleştirmiş olduğum programı tamamlayanlardan birkaç yorumu da dikkatinize sunmak istiyorum.

1. yorum: Anlattığı her şey kendi içinde, kalbinde deneyimlemiş, içselleştirmiş, sımsıcak gülümsemesi olan dünya tatlısı eğitmenden ince ince, ilmek ilmek hazırlanmış, son derece anlaşılır, yalın, tertemiz bir eğitim. Kargaşadan uzak, sanatla harmanlanmış, her şey tek tek düşünülmüş, çok keyifli bir eğitimdi. Hayatıma, dünyama, kalbime dokunduğun için minnettarım,

2. yorum: Meditasyon sonrası üzerimden bir kabuk atıp, hafiflemiş huzurlu hali, yönlendirmeli meditasyon ile gelen sakinliği, anda kalmayı, günlük pratiklerle yakaladığım farkındalıklı hali, anda kalmanın sağladığı mutluluğu, nefesimi takip edip “hayattayım, burdayım işte” hissini fark etmemi, geliştirmemi sağlayan, duygu ve düşüncelerimde farkındalık yaratan pratiklerimize, paylaşımlara çok teşekkür ediyorum .İyi ki varsın ve yollarımız kesişti


3. yorum: Meditasyona başlarken beklentim, duygusal stresimi yönetebilmeyi öğrenmekti. Eğitimde aşama aşama ilerlerken, öğrendiğim teknikler sayesinde farkındalığımı nasıl artırabileceğimi ve bu hızlı yaşam akışında bir an olsun durup kendime odaklanabilmeyi öğrendim.

Gün akışında kendime verdigim bu molalar, bir yandan farkındalığımı artırırken, diğer yandan odaklanma ve konsantrasyon süremi de artırdı. Her hafta, bir ruh halinden diğerine geçtiğimi hissederken, alt yapıda bir sükunetin oluştuğunu fark ettim. Bu sakinlik, verdigim tepkilere, gün akışına ve insani ilişkilerime yansıdıkça, bu alanlarda da olumlu değişimler yasamaya başladım.

Bu pratikte hoşuma giden diğer bir nokta ise meditasyon çeşitliliği ve günlük hayata entegre etme kolaylığıydı. Yaptığım birçok işi zevk alarak yapmaya başladım mesela. Aslında beklentilerin ne kadar yorucu oldugunu anladım. Bunun yerine meraklı bir bakış açısı içerisinde olmak, olayları kabullenmemize veya olayların içerisindeki ilerleyişimize daha da fayda sağladığını anladım.

Ve son olarak, Birce, alanında kendini durmadan eğitmeye devam eden, öğrenci ruhlu bir eğitmen. Aklınızdaki her soruya aydınlık getiren, minik ayaklı bir kütüphane resmen. Işık saçan gülüşü, enerji saçan var oluşu, bizi de bu yöne davet ediyor. Bu vesile ile bana kattığın onca bilgi, ilim, teknik, pratik vb. şeyler icin teşekkür ederim. Namaste.

Yaşamak deneyiminin yerini hiçbir şey tutamaz. Bu yolculukta birlikte olalım derseniz kaydolmak, tanışmak ve detaylı bilgi almak için [email protected] adresimden ve @birceileyoga Instagram hesabımdan bana ulaşabilirsiniz.

Sevgiyle…

İlginizi çekebilir: Nezaketten doğan güç ve şefkat: “Karşılaştığınız herkes farkında olmadığınız zorluklarla boğuşuyor”

Birce Sinem Tezer
Merhaba, ben Birce. Yoga ile lise yıllarımda tanıştım. 200 saatlik temel eğitimimi 2014 yılında aldım. İçlerinde Godfrey Devereux gibi pek çok kıymetli eğitmenlerin olduğu ... Devam