X

Gerçek motivasyonunuzu bulup kendi yaratıcı işinizi kurun

Aşağıdaki yazı tamamen deneyimden derlenmiştir.

Yaratıcılık kalıplara sığmayan bir ruh hali ve zihin açıklığı olsa da bu yolda yürümek isteyen herkes için, bir gün bu yaratıcılığı sistemsel bir düzene sokmak gerekliliği doğar. Bu yüzden ister yoga öğretmenliği yapın, ister evde ürettiklerinizi satın, ister fotoğrafçı olun, bu yolda zihninizin dört bir yanını çalıştırmak, sosyal zekanızı ve yeteneklerinizi geliştirmek durumunda kalırsınız. Tabii bir adım ileri gitmek istiyorsanız… Bu da sizi genç tutan, sürekli güncel olmayı sağlayan bir farkındalığa getirir.

Yaratıcı stüdyomu ilk kurduğum zaman, kartpostallar tasarlayıp  mağazalara götürüyordum. Sonra bu kartpostallara zarflar tasarlamam, daha sonra zarfları daha güzel görünmesi için jelatin ile paketlemem gerekti. Üretim alanında geliştikçe, kartpostalları mağazalara götürürken nasıl iletişim kuracağımı öğrendim. Sağ beyin tarafında bir hediyem olsa da, maalesef analitik tarafımda öğrenmem gereken çok şey olduğunu zamanla anladım. Kartpostal satışı deneyimimden, yaratıcı girişimci olmak ile ilgili çok şey öğrenmiştim. Bunları yaparken de tam zamanlı işimde çalışmaya devam ediyordum.

Öğrendikçe zihnim ve ruhum gelişiyordu. Devam ettikçe, kartpostal tasarlamak dışında farklı yaratıcı işler gelmeye başladı. Bu yaratıcı işleri alırken de, yıllar içinde gelişen bir dil oluşturmayı öğrendim. İnsanlar “sevdiğin şeyi yap” düşüncesinden bahsederlerken, benim deneyimimde kim olmak ve nasıl bir yaşam yaratmak istediğimin motivasyonu yaptığım şeyin ötesine geçiyordu. Mesela aklıma gelen düşüncelerden birkaçı:

İleride anne olursam, çocuğumun nasıl bir ortamda yetiştirmek isterim?

Bugün başlamazsam ne zaman başlayacağım?

Aslında bizleri yolumuzda tutanın da kendimize sorduğumuz soruların cevaplarından doğan motivasyon olduğunu düşünüyorum. Daha özgür olmayı mı, hizmet etmeyi mi, aktif olmayı mı, macerayı mı, ruhsal gelişimi mi, bunlarla beraber maddi olanakların bolluğunu mu istiyorsun? Kendini nasıl hayal ediyorsan, hayatını ona göre düzenliyorsun isteyerek veya istemeden. Zaman alsa da temel dürtü bu; kendini nasıl biri olarak gördüğün…

Çalışmalarım devam ederken, ilerleyeceğimi öngörüp tam zamanlı işimden ayrılmıştım. O güvenli zannettiğim dünyadan ve ofis arkadaşlarımdan ayrılırken, beni bekleyen maddi, manevi zorlukları göze aldığımı düşündüm. Kafamda da yeterli miyim, yapabilir miyim gibi soru işaretleri vardı. Bu zorluklar sebebiyle, içsel olarak kararlılık zihin yapısında kalmak kolay olmuyordu. Bu yüzden bu yolu yürüyenlerden öğrenmek, ilham almak ve yalnız olmadığımı bilmek önemliydi. Üretmeye ve yaratmaya iniş çıkışlara rağmen devam etme kararını net olarak almak gerekiyordu. Hatta yapmaya çalıştığım her şey, bütünleşmeyen parçalar gibi görünüyordu gözüme bazen. Bu endişeden doğan işler yaptıkça da o içimdeki tatmin duygusu azalmıştı. 

Bir süre sonra motivasyonumu hatırladım; kendin olarak, inandıklarınla dünyada var olmak ve bu yolda hayatımı her alanda devam ettirmek. Bu içsel kararımı hatırlayınca endişe, kararlılığa ve huzura dönmeye başlıyor. Seçmiş olduğun yolu iyisiyle ve kötüsüyle, bir paket halinde kucaklamaya, sahiplenmeye başlıyorsun.

Yani gittiğin yolda, zekanın gelişmesi gerekiyorsa, kendini aşman gerekiyorsa aş kendini.

Belki daha çok disiplin, daha çok kendini olduğun gibi açmak, daha çok paylaşmak, daha çok sahiplenmek ve anlatmak gerekiyordur. Bunları yaptıkça da, büyümemek, gelişmemek ve zaman içinde karşılık almamak mümkün değil.

Yaratıcı girişimci olmak ve bu yolu şimdilik tek başına gitmek durumunda olanlara diyeceğim; yardım isteyin, araştırın, mükemmellik isteğini bir kenara bırakın ve enerjinizi yükselten şeyleri hayatınızdan eksik etmeyin. En önemlisi gerçek motivasyonunuzu bulup yaratıcılığınızı sisteme sokmayı unutmayın.

 

İlginizi çekebilir: Yaşamınızı değiştirmeye cesaret edebilir misiniz?

Estel Bensinyor: 1986 İzmir doğumlu olan Estel, uzun bir çalışma hayatı ve dönüşüm sürecinin ardından şimdi kendi yaratıcı stüdyosundan farklı firmalarla tasarım ve sanat projeleri yapmakta, kişisel projeler üretmekte ve kadınlarla yaratıcılık ve kadın doğası üzerine çalışmalar düzenlemektedir. Yoga, kişisel gelişim, sağlıklı beslenme, seyahat, çok okumak ve illüstrasyon kanalları ile sürekli gelişen bir yaşam modeli yaratmaya kendisini adamıştır.

Sosyopix ile sevgi paylaşıldıkça çoğalır, hatırlandıkça sonsuzlaşır

Telefonlarımızın galerisi, aslında hayatımızın en güzel anlarının sergilendiği ama kimsenin tam anlamıyla gezmediği gizli bir müze gibi. Binlerce fotoğraf, yüzlerce gülümseme ve “bu anı hiç unutmayalım” dediğimiz o saniyeler… Peki, neden aşkın en saf hali sadece bir ekran camının soğukluğuna hapsolsun?



Alınan rastgele hediyelerin yerini, yaşanmışlığın ağırlığı ve dokunulabilir hatıralar alsın. Çünkü sevgi, sadece söylenince değil, paylaşılan bir kareye dokununca da hissedilebilir. Sosyopix’in sevgililer günü özel hediyeleri alışılagelmiş hediyelerin ötesine geçiyor.

Pikselden hatıraya: Dokunulabilir bir hikaye yazmak

Bazıları için aşkı anlatmanın en zarif yolu, onu kronolojik bir yolculuğa çıkarmaktır. Klasik bir hediye yerine, birlikte geçtiğiniz yolları, paylaştığınız sofraları ve o plansız kahkahaları bir fotoğraf albümü içinde toplamak, aslında “Seninle geçen her ana değer veriyorum” demenin en şık halidir. Sayfaları çevirdikçe tazelenen o duygular, dijital bir kaydırmadan çok daha fazlasını hissettirebilir.

Eğer “bizim hikayemiz her yerde olmalı” diyorsanız, yüksek kaliteli fotoğraf baskısı seçenekleriyle evin en güzel köşesini bir anı duvarına dönüştürebilirsiniz. Şık ve minimalist çerçeveler içine yerleştirilen o tek bir kare, bazen binlerce kelimelik bir mektuptan daha derin anlamlar taşır.

Günlük rutinlere sızan küçük mutluluklar

Aşk, sadece büyük kutlamalarda değil; sabah içilen o ilk kahvede veya mutfaktaki kısa bir sohbette gizlidir. En sevdiğiniz karenin yer aldığı bir baskılı kupa, en uykulu sabahları bile bir gülümsemeyle başlatabilir. Ya da buzdolabının kapağına iliştirilen, her baktığınızda sizi o tatile, o güne götüren fotomagnet çeşitleri… Bu küçük dokunuşlar, hediyeyi bir eşya olmaktan çıkarıp günlük hayatın içine sızan birer sevgi göstergesine dönüştürür.

Özenle hazırlanmış bir mutluluk: Hediye kutuları

Bazen tek bir hediye, anlatmak istediklerinizin yanında sessiz kalır; bir hikaye anlatmak, o hikayenin her sayfasına ayrı bir dokunuş bırakmak istersiniz. Sosyopix’in hediye kutusu seçenekleri, tam da bu “dile dökülemeyen” duygular için tasarlandı. O kutunun kapağını açtığınız an hissedilen şey sadece içindekilerin uyumu değil; “Seni neyin mutlu edeceğini, hangi kokunun seni gülümseteceğini ve en çok hangi anımızda huzur bulduğunu biliyorum” diyen o eşsiz özen… İçindeki her bir hediyenin birbiriyle fısıldaştığı, her detayda “seni gerçekten tanıyorum” mesajının gizlendiği bu kutular; hediye vermeyi bir alışverişten çıkarıp, sevdiğiniz kişinin ruhuna yapılan zarif bir yolculuğa dönüştürüyor. Çünkü en büyük lüks, bir başkasının kalbinde bu kadar iyi tanındığını hissetmektir.

Gelecekteki size en güzel mesaj: “İyi ki”

14 Şubat sadece bir tarih olabilir; ona asıl ruhunu veren şey ise sizin o tarihin içine sığdırdığınız yaşanmışlıklar. Sosyopix ile dijital ekranlardan çıkıp avucunuza düşen her kare, sadece bir kağıt veya nesne değil; aslında birbirinize verdiğiniz “daima yanındayım” mesajının en sessiz ve en güçlü tanığı. Yıllar sonra, bir akşamüstü o fotoğraf albümünü kucağınıza aldığınızda ya da her yeni aya en sevdiğiniz karenin eşliğinde başladığınız o takvimin her yaprağında size ‘iyi ki’ dedirten anların bıraktığı küçük tebessüm, bugünün en kıymetli yatırımı olacak. 

Çünkü hayat, biz planlar yaparken akıp gidiyor ama sevgiyle dokunulan anılar zamanı durdurmayı başarıyor. Bu Sevgililer Günü’nde sevdiğinize sadece bir obje değil; yıllar geçse de baktıkça “ne güzel zamanlardı, ne güzel seviliyoruz” dedirtecek bir hatıra bırakın. Çünkü bazı duygular paylaşıldıkça çoğalır, hatırlandıkça sonsuzlaşır.



İlgili Makale