X

Genel yarış profili ve Bahreyn Ironman’de yaşananlar

Öncelikle belirtmeliyim ki Gloria IRONMAN 70.3 sonrası Bahreyn IRONMAN 70.3’te nasıl bir yarış yaşayacağımı çok merak ediyordum. Gloria sonrası 1 hafta dinlenip hemen antrenmanlara başladım. İki yarış arasında Bahreyn’de havanın sıcak, parkurun dümdüz ama rüzgarın çok olması gibi birçok değişken vardı. Yarış Bahreyn’e göre cumartesi, bizim takvimimize göre ise pazar günü yapıldı. Son 15 gündür sürekli rüzgarı kontrol ediyorduk, saatte 33-42km/hız arası bir şiddette rüzgar var gözüküyordu.

Biz yarışa perşembe gece geldik, Yani cuma sabaha karşı 02:00 gibi. Uyandıktan sonra cuma günü saat 14:00 civarı Expo alanına gittik ve hemen kayıt işlemlerimizi yaptık, bisikletleri hazırlayıp teslim ettik, kırmızı ve mavi yarış çantalarımızı verdik. Hava rüzgarlıydı ama yüzülebilir seviyedeydi. Antrenman yapanlar da vardı suda.

Yarış sabahı saat 04:00’te uyanıp kahvaltı yapıp son hazırlıkları yapayım derken saat 05.15 servisine binip yarış alanına gitmek için asansöre bindik. Bu sırada asansöre binen başka bir yarışmacı, yüzme etabının rüzgar sebebiyle ya kısaltılacağını ya da iptal edileceğini söyledi. O anda ilk defa rüzgarın etkisinin nelere yol açabileceğini anladık. Tüm yolculuk boyunca kafamızda sorular vardı: Yüzme olursa ne olur, olmazsa ne olur, kısa olursa ne olur….vs. Yolculuk bitip servisten iner inmez yarış alanındaki anonsları duymaya başladık: “Güvenlik sebebi ile yüzme etabı iptal edilmiştir, 07.45’ten itibaren 15’er saniye arayla bisiklet etabı başlatılacaktır.” Gloria IRONMAN öncesi hava şartlarından ötürü yüzme etabının iptali olacağı konuşuluyordu, çünkü Bahreyn’de gözle görülen dalga oranı çok olmamasına rağmen ciddi bir akıntı vardı. Bu sebeple güvenlik açısından iptal edilmiş. Bunun ülkemizde yaşansa yapılacak olan eleştiri ve konuşmaları tahmin bile edemiyorum. Biz aslında buraya Triatlon yapmaya geldik ama maalesef hava şartları yüzünden sadece bisiklete binip koştuki yapacak bir şey yoktu. Bugün öğrendiğimiz bilgiye göre  yüzme etabının iptalini organizasyon istemiş, yani yerel yöneticiler yüzme yapılsın demesine rağmen, Ironman organizasyonu iptal kararı almış.

Bu gelişme üzerine hemen nasıl start alınacağı konuşulmaya başlandı. Sudan çıktıktan sonraki çip noktasının gerisine toplandı tüm sporcular. Kaskları kafalarında, bisiklet ayakkabıları ayaklarında ya da isterlerse bisiklette veya ellerinde, saat 07.45 den itibaren her 15 saniyede bir 5’er kişilik karışık gruplar halinde start aldık. Yaklaşık 40 sn. yüzme çıkışı bisiklet alımı arasını koşup, T1 yapıp özetle bisikletleri alarak yola koyulduk. Ama öyle bir rüzgar vardı ki, yandan yediğimiz anda devirecek kadar kötüydü.

Parkuru günlerce analiz etmeye çalışmıştık. İlk 20 km. zor olacaktı, bol rüzgar alacaktık. Sonra yaklaşık 30 km. arkadan rüzgarla ilerleyip, son 40 km.’de ise 2 tur aynı yerde git gel yapacaktık. O git gel alanda gidişlerde arkadan, dönüşlerde ise kafadan sağlam rüzgar gözüküyordu. Son 5 km. ise Formula 1 pistine girip orada bir tur atacaktık. İlk 45-50 km. aynen beklediğimiz gibi geçti, başta biraz zor ama orta kısımda arkadan esen ciddi rüzgar, ortalamaları baya yükseltmişti. Gözünüzde şöyle canlandırın; önünüzde dümdüz bir yol var, 5-10km ileriyi görebiliyorsunuz. Çok zorlanmadan 45 km. hız ile gidebiliyorsunuz, ve bu yolu aynen geri döneceksiniz; ancak size vuracak rüzgarı kesen hiçbir şey yok. İşte böyle bir yolda, ortalama 35 km. hızla esen rüzgara doğru dönüyorsun ve aynı yolu bir kere daha geçeceksin ki, F1 pistine girebilesin ve ayrıca ufak tefek in çıklarla orada da rüzgar yiyorsun. Yani kısaca parkurun orta kısmı çok kolay ve hızlıydı, ama son 15 km.’si yokuş tırmanır gibi zorlu ve yorucuydu.

T2 girişinde gönüllüler bisikleti elimizden aldılar, hemen çantaya ulaşıp ayakkabıları hızlıca giyerek koşuya başladık. Koşunun kolay olmayacağı bisikletteyken belli olmuştu. Biz bisiklette rüzgara karşı giderken aynı yöne Pro erkekler koşmaya çalışıyorlardı. Ve o segment, yarışın son 10 km.’lık koşu bölümü olan bacakların en yorgun olduğu yerlerdir.

Genel koşu nasıldı?

Genel koşuya gelirsek; yarışın başı hızlı ama bir o kadar da dönüşün olduğu bir alandı. İlk 3 km.’yi pistin içinde sanki uzun pasaport kuyruğunda bir sağa bir sola zikzag çizermiş gibi koştuk. Sonra pistten çıkıp Doğal Yaşam Parkı’na girdik. Oraya kadar rüzgar neredeyse hep arkamızdaydı, koşmak için aşırı efor harcamadan yüksek tempo tutturabiliyordun ama parka girdikten sonra rüzgarla beraber toz da koşmayı zorlaştırmaya başladı. Efor olarak aynı eforu harcasak da, yorgunlukla beraber tempolar düşmeye başladı. Hatta bir bölgede rüzgardan korunmak için, başka bir koşucunun draft’ına girip koşmak zorunda kaldım. Son 3 km. yine ilk başta olduğu gibi tatsız bir şekilde git gellerden oluşuyordu. Sıcak rüzgar ve bir de bu zikzaklar olunca mental dayanıklılık zorlanmaya başlıyordu.

Parkur hakkında aklımda kalan olumsuz bir kaç şey vardı ki, bence önemlisi bisiklet parkurunda en hızlı olunan rüzgarın arkadan estiği yerlerde, Tem Otobanı gibi bir otobanın en sol yani en hızlı şeridi yarışmacılara ayrılmış gidiyorduk. O alanda başınıza teknik bir arıza gelse parkurdan çıkma şansınız yok çünkü yanınızdan 100km hızla arabalar kamyonlar geçiyordu. Ayrıca en ufak bir hatada düşmek nerdeyse ölüm tehlikesi, yerlerde bulunan beyaz ufak yol işaretleri ise çok büyük tehlikeydi. Rüzgar yüzünden zaten düz gitmek baya zordu, dubalara savrulanlar oldu parkur içinde. Büyük yaralanmalı kaza olmaması şans olsa gerek, çünkü 5-6 yarışmacının aynen az önce belirttiğim sebepten büyük bir kaza yaptıklarını gördük. Ayrıca start ve finish alanının arası yaklaşık 50 km’ydi, yarış oteli ise tam ikisinin ortasında. Transfer için iki tane küçük 16 kişilik minibüs ayarlamışlardı. Fakat bisikletler ile binmeye kalkınca max 5-6 kişi binebiliyordu ve o bisikletleri de insanlar neredeyse kafalarına almak zorunda kalıyorlardı. Yarış sonrası bu olay büyük sorun oldu. Yarış oteli ile finish arası 40 dk. araçla, bisikletle ise rüzgara karşı minimum 2 saat sürüyordu. Yaklaşık 300-400 kişi, bu iki küçük minibüsün ring yapmasını bekledi. Biz önlerde olmamıza rağmen 2 saate yakın bekledik. Otele vardıktan sonra ödül törenine bir daha servise binip 30 dk. yol gitmek gerekiyordu ve hiçbirimizde artık o enerji ve istek kalmamıştı. Ayrıca, ödül töreninden sonra ise after party, 50 km. uzaklıktaki finish alanındaydı ve oraya gitmek 1 saat sürecekti. Bu konuda bence sınıfta kalındı. Etrafımızdaki birçok kişi de bu konudan şikayetçiydi. Benim kişisel geribildirimim ise şu olur: Bahrain çok pahalı bir ülke bizim paramıza göre. Kendi adıma en büyük artım bu yarıştan önce nasıl bir antrenman programı uygulayacağım hakkında fikir sahibi olmamdı. Daha fazla detay isteyenler bana direk ulaşabilirler, seve seve paylaşırım bilgilerimi =)

İlginizi çekebilecek diğer yazılar:

Bir yarışmacının gözünden Gloria Ironman 70.3 Turkey

Likya Yolu: Öze dönüş hikayesi

Göksen Çınar: 19 ironman 70.3 ve 4 ironman bitirmiş olan Göksen Çınar aynı zamanda deneyimli bir triatlon antrenörü. Ortağı ile birlikte kurdukları Yüz Bin Koş grubunun sporcularının antrenman programlarını oluşturmaktalar ve yurt içi ve yurt dışındaki yarışlara hazırlamaktalar. Yüz Bin Koş olarak düzenli bir şekilde katıldıkları triatlon ve Ironman yarışlarının haricinde Göksen’i Ultramaraton'larda görmek mümkün. Kürek ve kano milli takım sporcusu olmanın yanı sıra eğitmen olarak diğer aktif branşları ise futbol, voleybol, yüzme, dans, koşu ve bisiklet. Ayrıca kano branşında ilk Türkiye şampiyonu olarak, toplam 300 kadar kürsü madalyasını evine götürmüş.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale