X

Gell-Mann amnezi etkisi: Islak sokaklar yağmura sebep olur mu?

Sabah kahvenizi aldınız ve günlük haberlere göz atıyorsunuz. Diyelim ki mesleğiniz yazılım mühendisliği, öğretmenlik ya da belki de sadece çok iyi bildiğiniz bir hobi olan “kahve tadımı” üzerine bir haber gördünüz.

Haberi okumaya başladığınız anda kaşlarınız çatılıyor. Muhabir, terimleri birbirine karıştırmış. Sebep-sonuç ilişkilerini ters kurmuş. Sizin dünyanızda “A” olan şeyi “B” olarak anlatmış. İçinizden, “Bu haberi yazan kişinin konu hakkında en ufak bir fikri yok, her şey yanlış!” diye geçiriyorsunuz. O sayfayı, “gazetecilerin yetersizliğine” söylenerek geçiyorsunuz. Sonra arka sayfayı, örneğin “Uluslararası Ekonomi” veya “Orta Doğu Siyaseti” sayfasını açıyorsunuz. Ve işte o an, tuhaf bir şey oluyor: Bir önceki sayfadaki yetersizliği anında unutuyorsunuz.

Ekonomi haberini okurken, “Hımm, demek ki piyasalar bu yüzden dalgalanmış” diyerek, yazılanları mutlak bir gerçeklikmiş gibi kabul ediyorsunuz. Oysa o haberi yazan kişi de, muhtemelen bir önceki sayfadaki o hatalı haberi yazan kişiyle aynı ofiste, aynı şartlarda çalışıyor.

İsmi nereden geliyor?

Bu terim, Jurassic Park’ın yazarı Michael Crichton tarafından ortaya atıldı ve Nobel ödüllü fizikçi Murray Gell-Mann’a ithaf edildi. Crichton bu durumu şöyle özetler: Medya, uzmanı olduğumuz konularda (fizik, hukuk, tıp vb.) sıklıkla “ıslak sokakların yağmura sebep olduğu” türünden, yani neden-sonuç ilişkisinin ters yüz edildiği hatalarla doludur.

Biz uzmanı olduğumuz konudaki bu hatayı görürüz, tespit ederiz ve “medyanın güvenilmez olduğunu” söyleriz. Ancak bir saniye sonra, uzmanı olmadığımız (ve hataları tespit edemediğimiz) bir konuya geçtiğimizde, beynimizdeki “güven anahtarını” tekrar açar ve amnezi yaşarız. Sanki o gazete veya web sitesi, diğer tüm konularda mükemmelmiş gibi davranırız.

Neden bu kadar kolay kanıyoruz?

Zihnimiz, sorgulamak yerine varsayılan olarak kabul etmeye programlıdır. Peki, kabul ettiğimiz bu düşünceler gerçekten bize mi ait? Bu konuyu derinlemesine incelediğimiz ‘İkinci El Düşünceler’ yazımıza göz atarak, zihinsel filtrelerinizi nasıl güçlendirebileceğinizi keşfedebilirsiniz. 

1. Doğrulama maliyeti: Her haberi, her veriyi, her iddiayı tek tek araştırmak ve doğrulamak imkansızdır. Bu, muazzam bir zihinsel enerji gerektirir. Bu yüzden beynimiz, “marka değerine” (gazetenin veya sitenin adına) güvenerek kısa yol kullanır.

2. Bilgi boşluğu: Kendi uzmanlık alanımızda “bilgi” sahibiyizdir, bu yüzden eleştirebiliriz. Ancak bilmediğimiz bir alanda (örneğin nükleer fizik veya borsa) zihnimiz boş bir levhadır. O levhaya yazılan ilk bilgiyi “gerçek” olarak kabul etme eğilimindeyizdir.

Amneziyi fark etmek

Bu etkiyi fark etmek, paranoyak olup hiçbir şeye inanmamak anlamına gelmemeli. Bir dahaki sefere, uzmanı olmadığınız bir konuda (örneğin sağlık, yapay zeka veya dış politika) “kesin” ifadelerle yazılmış bir haber okuduğunuzda durun. Ve kendi uzmanlık alanınızda gördüğünüz o hatalı haberi hatırlayın.

“Bildiğiniz sokaklarda yolunu kaybeden bir rehbere, hiç tanımadığınız bir ormanda gözü kapalı güvenmek ne kadar mantıklı?’’

İlginizi çekebilir: Hofstadter yasası: Planlarımız neden her zaman beklenenden uzun sürer?

Mustafa Direk: Merhaba, ben Mustafa. Şu anda İstanbul Üniversitesi Marka İletişimi bölümünde öğrenciyim. 10 yıllık eczane tecrübem sayesinde insanlarla iletişim kurma ve problem çözme becerilerimi geliştirdim. Ancak içimdeki merak, beni yeni alanlara yönlendirdi ve şu anda marka iletişimi alanında kendimi geliştiriyorum. Dijital içerik üretimi ve blog yazarlığı konusunda deneyimliyim ve içeriklerimle insanlara ilham vermeyi hedefliyorum. Kendini keşfetme ve farkındalık sürecine katkıda bulunacak yazılarımı takip edebilirsiniz. Bu yolculukta birlikte ilerlemek dileğiyle!

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale