X

Gelişen teknolojiyle beraber verdiğimiz bahşişler artıyor

Cüzdanımızda nakit para ile dolaşırken, bir mekanda bahşiş bırakma ya da bırakmama kararını vermek çok kolay: Hesabı ister, hizmetten memnun kalmadıysak ya da bozuk paramız yoksa bahşiş bırakmadan kalkıp gidebiliriz. Kimsenin arkamızdan konuşmamasını umarak ama konuşsalar da duymayacağımızı bilerek…

Gelişen teknoloji ile ödemeler elektronikleştikçe ve DipJar gibi, kredi kartıyla bahşiş verme sistemleri ortaya çıktıkça, önceden ayarlanmış bahşişi tek hamlede vermek çekici hale geliyor. Buna bir de kredi kartında kullanılan sistemin arayüzüne yapılan ufak tefek oyunlar eklendiğinde; tıpkı bilinçaltına hitap eden reklamlar gibi, bahşiş bırakma ihtimalimiz artıyor.

Bahşişler de kredi kartına dahil

Iowa Eyalet Üniversitesi’nde yapılan bir araştırma, kredi kartıyla bahşiş bırakma oranının nakit ödemelerdekine oranla yüzde 38 fazla olduğunu ortaya koydu. Bu farkın kaynağı müşterilerin aniden zenginleşmesi ya da hizmet kalitesinin birdenbire artması değil elbette. Araştırmacılara göre, bu durumun birkaç nedeni var.

Öncelikle, bahşişi de kredi kartıyla bırakabilme imkanı müşteriye, cebinde ne kadar bozukluk olduğunu düşünmeksizin bir evet / hayır seçeneği sunuyor ve insanlar miktarı değişse de bahşiş bırakmayı seçmeye meyilli oluyorlar. Ayrıca, ödeme işlemi bitene dek yanı başlarında duran garsonun varlığı, insanları nezaketen dahi olsa bahşiş bırakmaya itiyor.

Ödeme yapılan sistemler de bahşiş miktarında etkili

Ödeme yaparken kullanılan sistemlerin arayüzleri ve bahşiş için önceden belirlenmiş yüzdeler de, verilen bahşiş miktarının artmasına neden oluyor. Örneğin kimi ülkelerde taksicilere verilen bahşiş yüzde 10 ila 18 arasında değişirken, sistem üzerinde hesabın yüzde 15’i, 20’si gibi seçenekleri gören kişi, normalde hesabı yuvarlayarak yüzde 13 bırakacakken 15, yüzde 17 yerine 20 bırakmış olabiliyor. Sonuç olarak, insanlar zaman kaybetmemek adına bahşiş miktarını kendileri ayarlamak yerine, bu seçeneklerden birini seçip, çoğunlukla fazla bahşiş vermiş oluyorlar.

Sonuç olarak, özellikle dijital hesap ve bahşiş yöntemleri yaygınlaştıkça, dikkatli davranmadığımız takdirde planladığımızdan fazla para harcayacağımız bir gerçek. Kredi kartı esktresi geldiğinde ne kadar da çok bahşiş bıraktığımıza inanamamaktan çekiniyorsak, vereceğimiz bahşişin miktarını kendimiz ayarlamaya devam etmeliyiz.

Kaynak:
Psychology Today
Hotel Business Review
Retailler

Şule Kulein: Lisede “yapabildiği için” sayısal bölümü seçti ve Boğaziçi Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü’ne girdi. Üniversitede katıldığı Mühendislik Kulübü’nün dergisi StepS’e aşık olduğunda, içine sözelci kaçmış bir sayısalcı olduğunu fark etti. Yazım kuralları konusunda etrafındakileri itinayla delirten Şule, 2 yıl boyunca StepS’in editörlüğünü yaptı, üniversitede ve sonrasında okul ve şirket dergileri ile çeşitli bloglara yazılar yazdı. Seyahat etmeyi, okumayı, öğrenmeyi seviyor. Basılı materyalin hastası, fakat çevrimiçi de fena durmuyor. Şule kendini bildi bileli yazıyordu; artık bir de Uplifers’ta yazıyor.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.

i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale