Gelenekler hayatımızın neresinde: Gelenekler bir gereklilik mi?

Gözünüzün önünde birinin çığlıklar içinde bir arabaya bindirildiğini hayal edin. Kişiyi tanıyor olsanız da olmasanız da muhtemelen yardım etmek isteyip harekete geçecek veya duraksayıp sonra birine bu olaydan bahsedeceksiniz. Olayın ilginçliği aklınızı bir süre meşgul edecek. Kültürel farklılıklar göz önüne alındığında bu olayın hiç yadırganmayacağı bir yer var: Kırgızistan. Yolda yürürken sizi beğenen kişi zorla arabasına bindiriyor ve ardından o kişiyle evlenmek zorunda kalıyorsunuz. “Ala Kachuu” adı verilen bu olay, aslında bir Kırgız geleneği. Hayatınızın en önemli kararlarından biri yolda yürürken şansınıza düşen arabadaki kişinin tercihiyle sizin adınıza veriliyor.

Etiyopya’da “erkekliğini kanıtlamak” için öncelikle büyük bir meydanda dans edip kız arkadaşınız ve ailesi tarafından dayak yemeniz ve ardından vücudunuzda oluşan yaraları etrafa göstermeniz gerekiyor.

Dünyanın farklı yerlerinde onlarca şaşırtıcı gelenek var. Doğru-yanlış sorgusu yapılmadan uygulanan bu gelenekler neden süregeliyor?

Sosyal canlılar olarak bizler için gelenekler, bazıları bence tartışmaya açık olsa da, bir arada olma ve kabul görme fırsatı sunan araçlar. Birbirimizle bağlarımızı güçlendirirken zaman zaman geleneklerin birleştirici gücünden faydalanıyoruz. Bayramlar, Hıdırellez gibi günlerde ateş başında toplanmalar, bunların her biri aslında bir kutlama olmaktan öte bir sosyal varlık göstergesi. Bana göre pek çok bağımlılığın da kaynağı olan sebepler bizi gelenekleri sürdürmeye itiyor. 4 temel başlıkta neden bu geleneklerin sürdüğüne bir göz atalım.

Öncelikle varlığımızı sürdürmek için güçlü yanlarımızın takdir görmesi, öz kimliğimizin oluşmuş olması, zayıf olduğunu düşündüğümüz özelliklerin yaşadığımız ortamda desteklenmesi ve öz kimliğimizi güçlendirir hale gelmesi gerekiyor. Ait olacağımız grubu seçerken bilinçaltımız istemeden varlık oluşumumuzu destekleyecek bir bağ arıyor.

Öte yandan, başkaları tarafından sevilmek ve takdir görmek, sözlü veya yazılı olarak ifade etmesek de bir grubun ayrılmaz parçası olmak kendimize güvenimizi de destekliyor.

Geleneklerin ayrılmaz bir parçası olan inanç, yüksek ilke ve değerlere sahip olma gücünü beraberinde getiriyor. Maddi güçten ve otoriteden bağımsız olması, kendini ifade etmeye ve öz değerini güçlendirmeye yardımcı olması pek çok insanın olmazsa olmazı haline getiriyor inanç meselesini. İnanmayan kişilerde ise mutlaka bunun yerini dolduran farklı bir kaynak olduğunu kendi çevremde de gözlemliyorum.

Son olarak yardımseverlik, belki gelenek ve inanışla en paralel giden başlık. Bir yakınımız veya hiç tanımadığımız birine destek eli uzatmak, hayatta pozitif bir iz bırakmak, başkalarının hayatını iyileştirmek size de iyi geliyor ve gelenekler bu duyguları besliyor.

Özellikle yalnız kaldığımız zor günlerde eski gelenekleri hatırlamak, bir arada kutladığımız bayram sabahlarına geri dönmek, anlamsız bulduğumuz gelenekleri bile hatırlamak yüzümde bir tebessüm oluşturuyor. Sosyal mesafelerin kalktığı ilk sabaha uyandığımda geleneklere daha farklı yaklaşacağımı hissediyorum. Hala anlamsız bulacağım pek çok gelenek olsa da değerini bilemediklerimle yeni bağlar kuracağım. Sizin sürdürmek istediğiniz gelenekler neler? Kendiniz için verdiğiniz bir molada düşünebileceğiniz keyifli bir konu…

İlginizi çekebilir: Tercihlerimizi yaparken nasıl daha mutlu olabiliriz?

Didem Sümer Tiryaki
Boğaziçi Üniversitesi Psikoloji bölümünden 2013 yılında mezun olduktan sonra Galatasaray Üniversitesi’nde MBA eğitimini tamamladı. 8 senedir özel sektörde çalışıyor. Kadın Girişimciler Derneği (KAGİDER) Geleceğin ... Devam