X

Geç olsun güç olmasın!

Her yoga bitiminde klasik bir kapanış seremonisi vardır.
Yoga derslerine katıldıysanız mutlaka biliyorsunuz.
Avuçların, iki elin parmakları kalbinin önünde birleşir.
Sonra eğitmen der ki:
Zihnin kalbinin önüne eğilsin, ve ona teşekkür etsin.
Bu dersi yapabilecek gücü sana verdiği için kalbine,
Sana izin verdiği için bedenine teşekkür et.
Başını kalbinin önüne düşürürsün,
Ve o sihirli sözcük gelir ardından…
NAMASTE.

İki ay oldu düzenli yogaya başlayalı, her dersin sonunda gözlerim doluyor.
Hala.
Hep ama.
Bu ne zarif ritüeldir arkadaşım, anlıyorsun değil mi?
Sana her daim oyunlar oynayan zihnini kalbine boyun eğdiriyorsun, ve bedeninin, güzelliğinin, sağlığının tek hakimi kalbine teşekkür ediyorsun.
Ne demek bu namaste diye döndüm baktım, “teşekkür etmek” sanıyordum çünkü SADE-CE.
Oysa fazlasıymış.
(Öyle ya büyüsü, gözlerimi dolduruşu fazlası olduğunun habercisiydi aslında.)
Sankskritçe “Namah” ve “Te”   sözcüklerinin bir araya gelişiyle Namaste oluşuyor.
Namah, saygıyla ve hürmetle selamlamak; Te, seni demekmiş.
Yani canım okur, saygıyla ve hürmetle selamlarım seni ey kalbim diyormuşuz her dersin sonunda.
EY KENDİM!

İki elin birleşip, kalbinin önünde buluştuğunda ikilik bitiyor, yek oluyorsun artık.
Enerjin akıyor sağından soluna, içinden dışına, ayaklarından saç diplerine.
Sonra diyorsun ki:
NAMASTE!
RUHUM, RUHUNU ONURLANDIRIR.
ÖZÜM, ÖZÜNÜ SELAMLAR.
AKLIM, KALBİMİN ÖNÜNDE SAYGIYLA EĞİLİR.
Vay vay vay.
Küçücük bir sözcükte, sayfalar dolsun incelik, öğreti, felsefe, bir hayat yatıyor.
Gittiğiniz terapilerde, psikoanalizlerde hep şu söylenir; düşüncen öyle oyuncu ki, sana neredeyse duygunun da bu olduğuna kandıracak kadar!

Kalbinin içindeki gerçeği bul!

Bul ve bak, zihnin hileli zar mı atıyor yine.
Çünkü kalbin güçlü; kötü ve iyiyle dolu. Ama doğru.
Her dersin sonunda kalbimin açıklığına, bana desteğine, özüme, anneme, babama, sevdiklerime namaste diyorum.
Bir iki damla yaş süzülüyor gözümden.
Başardıklarım, kaybettiklerim, onurlandıklarım, affettiklerim, affedemediklerim, daha gidilecek yollarım, yıllarım için,
Her şey için teşekkür ediyorum kalbime.
Büyük laflardan haz etmiyorum;
“Yoga yapmayan hayatın anlamına eremez” filan gibi sözler, “anne olmayan tamam olamaz” diyenlerle aynı kategoride benim için.
Kim tam kim yarım, kim ermiş hayatın sırrına, onu patron bilir.
Ama bildiğimi söyleyebilirim,
Diyebildiğin bir Namaste, kabinin önüne eğilen aklın sende çok şey değiştirecek arkadaşım.

Bir şans ver.
Kendine,
Yogaya,
Kalbine…
NA MAS TE!

İlginizi çekebilecek yazı: “Ben” baharları severim!

Ayşe Özgür Köroğlu: İki ismimi de hep gururla, içime sindirerek taşıdım. Yemek seçen, kan verince bayılan, köpeğin ısırdığı, kedinin cırım cırım tırmaladığı, bahçede sokakta oynarak büyüyen bir çocuktum. Boğaziçi Üniversitesi Mütercim Tercümanlık’ı “ben nasıl olsa orada Tiyatro Kulübüne postu sererim” diye yazıp kazandım. Dans Kulübüne serildim. Evli barklı çocuksuz; müziğe, dansa, sahneye aşık, gün doğumu ve batımına hayran, sağlıklı yaşamla kopmaz bir bağlantıda, tek mal varlığı gezip gördüklerinden ibaret, işte yani biraz hepimiz gibi bir insan evladıyım. Hikayelerim, ya da hissetiklerim bana bazen kocaman geliyor. Yazayım istedim. Belki sen de seversin.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale