X

Geç kaldığımızı düşünmeye bir mola

Yılın sonuna doğru yeni kararlar almaya alışığız. Bu sene yılın tam ortasında tam da hayat benim için bu kadar değişimi getirirken, yeni kararlar, ayrılıklar ve geç kalmamak üzerine düşünüyorum. Genelde sürekli bir şeylerle meşgul olup, meşguliyet azaldığında bir şeylere geç kalmış hissedenlerdenseniz bu yazıma kulak verebilirsiniz 🙂 Burada neden geç kaldığımı hissettiğimden değil; tam olarak da geç kalmış hissettiğimde nelerin aslında yeni başladığını anladığım yerden başlamak istiyorum. 

Genelde her değişim sürecinde bir belirsizlik yatar fakat bu kez birden çok belirli ve pek çok belirsiz konuyu karşıma alıp yeni bir şey deniyorum, beklemeyi öğreniyorum. Kesintisiz okul hayatı, ardından hemen gelen iş hayatı ve düzeni oturmuş bir kurgudan ayrılırken hızlı davranmam ve acil bir şeyler yapmamla ilgili sayısız öneriyi kenara bırakıp zamanın getireceklerini bekliyorum. Bu kolay gibi görünse de sürekli meşguliyet halindeki biri için gerçekten çok çok zor. Evinden, arkadaşlarından ve sosyal çevrenden ayrılıyorsun. Bilmediğin bir alanda ve zamanda buluyorsun kendini.

Aslında hayatın içinde zaten var olan ama fark etmediğimiz fırsatlar için beklemek bir lüks gibi geliyor ama fark ettim ki hayat, durmadan yeniden başlayamıyor. Duruyorsun ve tekrar yola koyuluyorsun. Rumi’nin şu sözü yolculuğun başucu kitabı adeta: Yol senin, başkaları seninle yürüyebilir ama kimse senin yerine yürüyemez. Birlikte hareket ettiğiniz hayat arkadaşlarınızın olması gerçekten çok önemli bir kaldıraç. Sosyal desteğiniz iyiyse ve sağlıklı ilişkileriniz varsa daha kolay şekilde kendi yolunu yaratma sancısı sürüyor ama tamamen dinmiyor. Burada er ya da geç gideceğimiz yollara aslında daha erken atılmak da iyi geliyor.

Yolculuğun pusulası hangi yöne doğru olursa olsun aslında her zaman yanınızda götürdüğünüz şey en temelde kendinizsiniz. Bu durumda bana en iyi hissi veren bu zamana kadar yoğun ama kendim için anlamlı bir hayat yaşamış olmak, seçtiğim bir çevre, karşılıklı beslendiğim güvene dayalı ilişkiler ve de samimiyet & dürüstlük gibi değerlerin ve deneyimin zaten benimle gelecek olması. Değişim sürecini kucaklamaya en büyük yardımcı bu zamana kadar yaptıklarımı hatırlamak.

Oldu ki değişim dönemine geldiğinizde tam da tatmin olmadığınız bir ortamın, sosyal çevrenin etkisi altındasınız. Değişim varsa fırsat aslında daha önceki yaptıklarını düşünüp yeni bir yol haritası çizmekle başlıyor. Bu dönemin bir başka artısı her şeyi gözden geçirmeye alan tanıması. Hayatınızda tuttuğu yerin artık sizi beslemediği, sizin için artık ayak bağı olduğu ve hayatınıza katkısı olmadığını düşündüğünüz şeyleri terk etmek için de düşünmek ve aksiyona geçmek bu dönemde büyük fırsat.

Değişim dönemlerinde ilham veren hikayeleri de önüme koymayı seviyorum. “The Jack Dorsey Way” hem liderlikte hem de sağlıklı yaşam konusunda bilgi ve tecrübesinin yer aldığı değişim dönemlerinde de hayatınıza yeni şeyler katarken faydalanabileceğiniz bir kitap. Bir işe yön verirken dinlemek yerine gözlemlemeyi seçtiği yaşamında kazanabileceğiniz şaşırtıcı, yeni alışkanlıklardan bir kısmı size de iyi gelebilir. Aslında alışkanlık oluştururken daha önceki işlerini nasıl yaptığın ve zihinsel haritaların seni ne kadar destekliyor bunu da yorumluyor. Çok yorgun bir zihin, bıkmış bir insan gördüğümde içimden “hangi durumlarda ben de böyle oluyorum” diye düşünüyorum ve hep başkalarından ilham alıyorum. Yeni zihin haritalarını eskisinden daha güncel, taze ve özgür yaratabilmek için enerji ve motivasyon dolu bir yaz dönemi diliyorum.

İlginizi çekebilir: Emekle yarattığımız hikayemizdeki sürprizler

Didem Sümer Tiryaki: Boğaziçi Üniversitesi Psikoloji lisans eğitimi ardından Galatasaray Üniversitesi'nde işletme yüksek lisansını tamamladı. Yaklaşık 10 senedir özel sektörde İnsan Kaynakları alanında çalışıyor. Kadın Girişimciler Derneği'nin Geleceğin Kadın Liderleri programından 2013 yılında mezun oldu. Kagider ve Boğaziçi Üniversitesi Mezunlar Derneği'nde öğrenci veya yeni mezun kadınlara mentorluk yaptı. BÜMED'in yürüttüğü Next-Gen programında mentorluk çalışmalarına devam ediyor. Deneyimsel oyun terapisi eğitimleri ardından supervizyonlarını tamamladı ve Oyun Terapisi Uygulayıcısı oldu, son iki senedir gönüllü olarak 2-11 yaş arası çocukları destekliyor. Öğrenmeyi, gezerek/okuyarak veya deneyimlerek yeni bilgiler keşfetmeyi, bu öğrenme ve keşiflerinden insan doğasına dair çıkarımlar yapmayı ve bunları yazmayı seviyor.

Dyson Airwrap Co-anda2x™’ya geçmek için 5 geçerli sebep

Sabah aynanın karşısında saçlarla geçirilen birkaç dakika, aslında günün enerjisini ve ruh halini belirliyor. Günün keyifli anlarından biri olan saç şekillendirme ritüeli, doğru araçlarla birleştiğinde tüm günün enerjisini pozitif yönde değiştirebilir. 



Dyson saç şekillendirme ürünleri hayatımıza girdiğinden beri saçlarımızı istediğimiz şekle sokmamıza yardımcı oluyor hem de bunu yaparken ısı hasarından koruyor. Şimdi ise saç şekillendirmenin bir adım ötesine geçerek bambaşka bir deneyim sunuyor. Dyson Airwrap Co-anda2x™ iki kat daha fazla hava basıncı yaratıyor. Böylece saç kurutma ve şekillendirme süresi neredeyse yarıya düşüyor.               

1. Farklı başlık seçenekleriyle hem günlük kullanımda hem özel günlerde kullanım imkanı

Saç şekillendirme artık tek bir forma sığdırılmıyor. Yeni Airwrap, sahip olduğu başlık çeşitliliği ile güzellik anlayışına farklı bir boyut getiriyor. İster hacimli bukleler, ister pürüzsüz düz fönler, ister doğal dalgalar olsun; her saç tipi ve ruh hali için bir çözüm sunuluyor.

Dyson Airwrap Co-anda2x™  modeliyle, sadece başlık değiştirerek, kuaför kalitesinde sonuçları ev konforuna taşıyarak herkesin kendi stilini özgürce yansıtması hedefleniyor.

2. Düz-dalgalı saçlar ve bukleli saçlar için farklı setler

Dyson, yeni  Airwrap Co-anda2x™   imodeliyle kullanıcı deneyimini bir adım daha ileri taşıyor. Artık herkesin saç şekline göre tasarlanmış bir başlık setine sahip olması mümkün.

  • Kıvırcık ve Bukleli Saçlar için farklı  bir set ve Düz veya Dalgalı Saçlar için farklı bir set sunuluyor.
  • Bu sayede, farklı saç şekillerine sahip insanların farklı ihtiyaçları karşılanırken hiçbir zaman kullanmayacak başlıklar elinize dolanmıyor.      



3. Kullanım alışkanlıklarınızı hatırlıyor

Dyson’ın teknolojik üstünlüğü, ürünün kullanım alışkanlıklarını hatırlama yeteneği ile pekişiyor. Bluetooth bağlantısı sayesinde kullanıcılar, saç şeklini, uzunluğunu ve şekillendirme tercihlerini uygulamaya kaydedebiliyor.

Bu özellik, Airwrap’ın sıcaklık ve hava akışını, kullanıcının ihtiyaçlarına göre ayarlamasını sağlıyor. Başlık değiştirildiğinde ise o başlıkla ilgili yapılan ayarı hatırlıyor. Bu kişiselleştirme, cihazın çok daha pratik bir şekilde kullanılmasının önünü açıyor.

4. Yeni nesil motor,daha hızlı sonuçlar

Modern yaşamın temposunda her dakika değerli. Dyson Airwrap Co-anda2x™ , yenilenen motor teknolojisiyle bu zamanı size geri kazandırıyor. Artık saç kurutmak ya da şekillendirmek uzun bir hazırlık süreci olmaktan çıkıyor; güçlü hava akışı sayesinde saçlar daha kısa sürede kuruyor, daha hızlı şekilleniyor. İster belirgin bukleler, ister dalgalı ve düz modeller elde etmek daha kolay. 

5. Teknoloji ve güzelliğin buluşma noktası

Dyson Airwrap Co-anda2x™  sadece bir saç şekillendirici değil; teknolojinin zarafetle buluştuğu yeni bir güzellik anlayışı sunuyor. Her detayı, kendinizi en iyi hissettiğiniz anlara eşlik etmek için tasarlandı. Hızlı, kişisel ve etkili… Çünkü Dyson’a göre güzellik; bir kalıba sığmak değil, kendi en iyi halinizi bulmakla başlıyor.

*Bu yazı Dyson’ın katkılarıyla hazırlanmıştır.

İlgili Makale