X

Food Fashionista öneriyor: Şef Kemal Demirasal’ın Alancha’sı İstanbul’da!

Şef Kemal Demirasal. İlk restoranı Alaçatı’daki Barbun ile alaylı olmasına rağmen bu işin nasıl farklılaştırılıp; zihinlerin ve damakların sınırları nasıl zorlanır onu gösterdi. Hızını alamadı, sonrasında geçen sene yine Alaçatı’da Alancha’yı açarak hem gizli kalmış ismini, hem de yemeklerinin adını duyurdu.

Demirasal’ın yemekleri için ‘deneysel’ bir tada sahip diyebiliriz. Yani, bildiğiniz malzemelerin aklınıza gelmeyecek kombinasyonlar eşliğinde birbiri ile buluşması ve bilmediğiniz pişirme tekniklerinin de sürece eklenmesiyle yemek haline gelmesi olarak tanımlanabilir. Ben de baya deneysel anlattım değil mi?:)

 

Alancha 2. şubesini İstanbul’da açtı ve biz de farklı menüsünü denemek için yerimizi aldık. Tadım menüsü veya alakart olmak üzere iki alternatifiniz var. Biz alakartı seçtik. Başlangıç olarak pirinç patlağı üzerinde enginar ezmesi ve asma yaprağına sarılmış humus geldi. Sonrasında ana yemeklere geçtik; ahtapot, Ege tabağı, levrek ve erişte geldi. Tatlı olarak da limon ve elma istedik. İlginç olan ise; yemek isimlerinin genelde tek kelime olması. Ama tabi ki hepsinin detayı bol, malzemeleri renkli, lezzeti sürprizli!

Yemeklerden açık ara favorilerimiz; ekmeği, Ege tabağı (kibarlık yapmayın, suyuna ekmeğinizi banın) levrek (portakal soslu, mantarlı ve gerçekten efsane), ev yapımı trüflü erişte (trüfü baskın ama benim gibi sevenlerdenseniz bayılırsınız). Tatlıların ikisi de güzeldi, ancak krema yerine dondurmalı olsaydı işte o zaman tadından yenemezdi. Şarap olarak da Sevilen 900 Fume Blanc çok başarılıydı.

Siz de benim gibi farklı ama gerçekten lezzetli yemeklerin peşinden gidenlerdenseniz, en yakın zamanda (mesela bu hafta sonu!) önerilerimi denemenizi ve fikirlerinizi benimle paylaşmanızı çok isterim.

Sevgiler…

Merve Hatipoğlu: Ekonomi okuyup bundan hiç de keyif almadığımı anladığım anda,rotayı sevdiğimi düşüneceğim ‘markalar’ dünyasına çevirip Ingiletere’de yüksek lisansımı tamamlayıp, bu dünyaya adım attım. Şans o ki, yemek yemeye bayılan, yeni lezzetler keşfetmekten hoşlanan ben; ilk işimde ve devamında hep gıda ürünlerinin gelişim ve pazarlama stratejisini yapma şansına sahip olup, hobimi işime çevirmiş oldum.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.

i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale