X

Food Fashionista ile Porto ve Lizbon keşfi – 1

Sonunda uzun zamandır gitmek için sabırsızlandığım Portekiz’deyim. THY Mayıs ayı itibariyle Porto’ya direk uçuş koyunca bu fırsatı değerlendirelim dedik. Şans o ki, THY’nin Porto’ya ilk uçuş gününe bilet almışız. Sürprizler sürprizler… Önce bekleme salonunda parti, sonra Porto’ya indiğimizde uçağın şarapla yıkanması ve finalde kırmızı halılarla karşılanmamız çok eğlenceliydi.

Sonrasında otelimize doğru yola çıktık. Oteli ayarlarken, havalimanı transferi de ayarlamıştık. Porto ulaşım, transfer ve fiyatlar açısından oldukça makul. Gayet güzel otellerde kalıp, harika yemekler yemeye ve Porto’yu keşfe hazır mısınız?

Porto nasıl bir şehir?

Ufacık tefecik içi dışı turşucuk misali yürüyerek her yere gidebileceğiniz, sokaklarda kaybolacağınız tatlı mı tatlı bir şehir Porto. Sahil kısmı ayrı güzel, şehir merkezi ayrı güzel.

Güzel bir manzarası olan Porto sahil şeridinde gönlünüzce vakit geçirebilirsiniz
Sahildeki restoranlarda köprü manzarasına karşı lezzetli yemekler yiyebilirsiniz

Fazla detaya girmiyorum ki sürprizi kaçmasın, siz bulun, siz keşfedin. Ama mutlaka gitmeniz gereken yerlerden bir tanesi Harry Potter’ın yazıldığı ve filmine ev sahipliği yaptığı kitap evi. Ayrıca Avrupa’nın en batı noktası olan yere gitmeyi de sakın ihmal etmeyin.

Porto sokaklarında uzun yürüyüşler yaparak eğlencenin tadına varabilirsiniz
Parkları ve bahçeleriyle sizi cezbedecek olan Porto’yu tatil planınız için değerlendirebilirsiniz

Nerede konaklayabilirsiniz?

Tek kelime ile mükemmel bir otel olan Bnapartments Loftpuzzle, tam şehir merkezinde yer alıyor. Değişik ve modern dizaynına biz bayıldık. Bir sabah canımız Türk kahvaltısı çekti ve mutfak imkanından faydalanıp kahvaltımızı kendimiz hazırladık.

Bnapartments Loftpuzzle konaklama için harika bir seçim olabilir
Dışarıda kahvaltı etmek isterseniz de pek çok seçenek bulabilirsiniz

Nerelerde yiyilir, içilir, eğlenilir?

Madem Portekiz’desiniz, deniz ürünlerinden şaşmayın derim. Bir de ben hayatımın en güzel ahtapotunu burada yedim sanırım. Yumuşaklığı tam kıvamında, lezzeti tam tadında! Önerilerim;
sahil tarafında, köprüye karşı manzara eşliğinde yemek isterseniz tek adres Chez Lapin. Jumbo karides ve ahtapot isteyin yeter. Şaraptan ziyade Sangria için, çünkü muhteşemler!

Şehir merkezinde şık bir yer olsun derseniz alternatif çok ama biz tercihimizi Como Restoran’dan yana kullandık. Açık mutfak, midye, et, ahtapot, kalamar ve tatlı. Hepsi ayrı ayrı şahaneydi. Ama en şahanesi yemekte Türkiye’nin 1/3’ü fiyatına MOET şampanya içebiliyor olmaktı!

Como Restoran zengin menüsüyle lezzetli bir akşam yemeği sunuyor

Restorante Fechado ise tam bir deniz mahsulü cenneti!

Öğlen için ise kesinlikle Cafe Majestic. Hikâyesi olan kafelerden. Sangria’sı sanırım en en iyisi!

Cafe Majestic zengin menüsünün yanında ambiansıyla da dikkat çekiyor

Pastaneleri de meşhur olan Portekiz’de Riberio’yu tavsiye ederim. Zaten kapısı kuyruk olan tek pastane de burası. Akşam yemekten sonra biraz eğlenmek isterseniz de çok hoş caz kulüpleri var, onları değerlendirebilirsiniz veya bunlardan birini seçebilirsiniz.

Şarap meraklısı iseniz, dolaşırken gözünüze birkaç şarap noktası kestirin sonra oradan alın. Ucuz diye market şaraplarını tavsiye etmiyorum, başınız ağrısın istemem.

Porto sokakları şarap konusunda sizlere zengin seçenekler sunuyor

Porto’nun caddelerinde neler yapılabilir?

Turist information’ ofislerinden her konuda destek alabilirsiniz. Birçok tur düzenleniyor. Bana sorarsanız gözünüze güzel geleni seçin, sonra arabanızı kiralayın, rotanızı kendiniz yaratın. Havaalanı transferi ve araba kiralama işlemlerini de buradan yapabilirsiniz.

Porto caddelerinde gezerken karşınıza harika mimari yapılar çıkabilir
Güzel caddeleri, sokakları ve evleri Porto’ya ayrı bir hava katıyor

Ben Porto’yu çok sevdim. Akdeniz kanı olan neresi olsa seviyorum sanırım. Şimdi sıra Lizbon’da. Siz bu satırları okurken, ben de Lizbon’a doğru yaptığımız macera dolu araba yolculuğunu ve şahane Lizbon’u anlatmak için yazmaya devam ediyorum.

Sevgiler,

Not: Sorularınız için bana buradan yazın, çekinmeyin 🙂

Merve Hatipoğlu: Ekonomi okuyup bundan hiç de keyif almadığımı anladığım anda,rotayı sevdiğimi düşüneceğim ‘markalar’ dünyasına çevirip Ingiletere’de yüksek lisansımı tamamlayıp, bu dünyaya adım attım. Şans o ki, yemek yemeye bayılan, yeni lezzetler keşfetmekten hoşlanan ben; ilk işimde ve devamında hep gıda ürünlerinin gelişim ve pazarlama stratejisini yapma şansına sahip olup, hobimi işime çevirmiş oldum.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.



Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale