X

Food Fashionista The Grand Tarabya’da!

Food Fashionista The Grand Tarabya’da!

Tarabya… İstanbul’un en eski, en kıymetli, özünden ödün vermeden değişime en güzel şekilde cevap verip, bina yığınlarının içinde kalmamış, o sevdiğimiz ‘mahalle’ kültüründen kopmamış ve yaşayanların da ondan kopmasına izin vermemiş, uçsuz bucaksız sahil şeridinin, boğazın en kral semtlerinden biri…

Burada büyüyen kolay kolay bu semtten ayrılamıyor. Neden, nedir burayı vazgeçilmez yapan dedim,  ışıl ışıl gözlerle bir çırpıda anlattılar.

Tarabya demek;

  • Balık av mevsiminin başlamasıyla, kafanızın üstünden her an martı sürülerinin geçmesi, caminizi, balkonunuzu mütemadiyen pisletmesi, ama bu manzaradan rahatsızlık duymamak;
  • Sahilde yürürken olta atan balıkçılarla, köşe kapmaca oynamak, ‘bugün de oltaya takılmadan geçtik’ rahatlaması yaşamak;
  • Trafiğin, kap kaçın, hırsızlığın olmadığı, esnafın hep gülümsediği, hep tanıdığın ‘o’ yüzlerin olması;
  • Deniz havasından başka havayı solumaktan rahatsız olmak demektir.
Bütün bunların beraberinde sanırım en önemlisi de; hem şehrin içinde hem de sahil kasabası tadı ile şehrin kalabalığından uzaklaşmak için can atacağın, bu iki lüksü aynı yerde yaşayabileceğin bir yer olması Tarabya’ yı ‘o’ yapan…

Tarabya’nın bir diğer sembolü de meşhur eski Tarabya Oteli’dir. Uzun zamandır restorasyonda olan bu otel, yeni konsepti ve restoranlarıyla ‘The Grand Tarabya’ olarak hizmete girdi.

Normalde otel restoranlarına gitmeye alışık değilizdir. Ama bu alışkanlık, son yıllarda otellerin restoranlarına gösterdiği ilgi ile birlikte oldukça değişti. Hele ki güzel bir boğaz manzarası ve havası sunuyorsa!

The Grand Tarabya, oteli ile olduğu kadar yepyeni restoranları ile de oldukça iddialı. Biz de balık restoranı Limani ile ilk denememizi yaptık.

Restoran, büyük ve ihtişamlı olmasına rağmen,  yine de kendinizi oldukça rahat ve konforlu hissedebiliyorsunuz. Çünkü yüksek tavanı, masalar arasındaki geniş mesafeleri ile çok ferah, nefes alabiliyor, sesinizi kısmadan konuşabiliyorsunuz.

Food Fashionista The Grand Tarabya’da!

Manzaraya karşı yerimizi aldıktan sonra, her zaman yaptığım gibi hemen şefin önerisi ve spesiyallerinin ne olduğunu sordum ve tavsiyelerini dinledim.

Mezelerden; deniz börülcesi, közde patlıcan, enginar, özel karides, humus, levrek marine ve mevsim salatası

Ara sıcaklardan; Deniz mahsullü güveç ve Levrek Kebap

Ana yemek; Şarap soslu levrek (arzu edilen başka balıkla da pişirebiliyorlar)

Hepsi tam tadında, tam kıvamında, tam aradığımız lezzetteydi. Özellikle ‘şarap soslu levrek’ ve ‘levrek kebap’ favorim.  Ama bunların haricinde, en çok dikkatimi çeken iki şey oldu:

1.  Bu kadar yemek yememize rağmen midemizde hiç bir rahatsızlık, şişlik hissetmemek. Tabii ki sırrı, kullanılan malzemelerin kalitesinde gizli. Zeytinyağının asidik oranı, ekmeğinin dengeli mayası gibi.

2.  Servis elemanlarının nezaketi, ilgisi, içtenliği ve müşteri memnuniyeti için gösterdikleri hassasiyet.

Bir mekânın her şeyi iyi olabilir, ama beklediğiniz servisi almaz, mutsuz olursanız bir daha gitmezsiniz. En azından benim içimden bir daha gitmek gelmez. Ama son dönemde bu kadar iyi eğitim almış bir ekip görmedim ve tebriklerimi kendilerine bizzat ilettim.

Özetle, The Grand Tarabya , Limani Restoran tüm övgüleri hak ediyor.

Uzun soluklu olması dileği ile…

Food Fashionista The Grand Tarabya’da!

Afiyetler olsun!

Sevgiler

 

Yazarın diğer yazıları için tıklayınız.

Merve Hatipoğlu: Ekonomi okuyup bundan hiç de keyif almadığımı anladığım anda,rotayı sevdiğimi düşüneceğim ‘markalar’ dünyasına çevirip Ingiletere’de yüksek lisansımı tamamlayıp, bu dünyaya adım attım. Şans o ki, yemek yemeye bayılan, yeni lezzetler keşfetmekten hoşlanan ben; ilk işimde ve devamında hep gıda ürünlerinin gelişim ve pazarlama stratejisini yapma şansına sahip olup, hobimi işime çevirmiş oldum.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.



Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale