X

Fodmap diyeti nedir, nasıl uygulanır?

Fodmap, kelime anlamında fermente edilebilir (mayalanabilir) kısa zincirli karbonhidratları ifade etmek için kullanılmıştır.

FODMAP’in açılımı nedir?

F (fermentable ) O (oligosaccharides) D (disaccharides) M (monosaccharides) A (and) P (polyols)

Oligosakkaritler; Fruktooligosakkaritler ve Galaktooligosakkaritler olmak üzere iki gruba ayrılmaktadır.

Fruktooligosakkaritler; Prebiyotik özellikleri ile mikrobiyotaya yarar sağlamaktadır. Hazır gıdalarda kullanılabilmektedir. Kaynakları; buğday, çavdar, soğan ve sarımsaktır.

Galaktooligosakkaritler; ana kaynakları anne sütü, fındık, badem gibi yağlı tohumlar ve kurubaklagillerdir. Bebek mamalarında ve süt ürünlerinde kullanılabilmektedir.

Disakkaritler (Laktoz); ana kaynağı memelilerden alınan süt ve süt ürünleridir. Paketli ürünlerin ve ekmeklerin içinde bulunabilmektedir.

Monosakkaritler (Fruktoz); ana kaynağı olan meyvelerde bulunmaktadır. Ticari olarak yüksek früktozlu tatlandırıcılarda bulunabilmektedir.

Polyoller; ana kaynakları meyve ve sebzelerdir.

FODMAP içeren besinlerin sindirim sistemine etkileri nelerdir? 

Fodmap içeriği yüksek karbonhidratların prebiyotik etkisi olabilmektedir. Bağırsak mikrobiyotasının büyüme ve gelişimine destek sağlamaktadır. Kalsiyum emilimini artırıcı yönde etki göstermektedir.

Yukarıda belirtilen olumlu etkilerinin yanı sıra ince bağırsakta emilimi yavaşlatabilir, kalın bağırsakta hızlı fermentasyon sonucu fazla bakteri üremesi olabilir. İstenmeyen karın ağrısı, şişkinlik, kramp gibi durumlar meydana gelebilir.

Düşük FODMAP diyeti nedir, nasıl uygulanır?

Bu beslenme seçiminde fodmap içeriği yüksek besinler 6-8 hafta süresince diyetten çıkarılmaktadır. Semptom kontrolleri sağlandıktan sonra besinler sırası ile yavaş yavaş programa eklenmekte ve hangi besinlerin semptom oluşturduğu tespit edilmektedir.

Düşük fodmap diyeti lif kaynakları açısından zayıf kalabilmektedir. Uzun dönem düşük fodmap diyeti ile beslenme kişinin mikrobiyotasını olumsuz etkileyebilmekte, probiyotik/prebiyotik takviyesine gereksinimi artırabilmektedir. Demir, folat, çinko ve doğal antioksidan alımının azalması eksikliklere yol açabilmektedir. Besinlere ulaşım zorluğu oluşabilmekte, kişinin beslenme programının maliyeti artabilmektedir.

Düşük FODMAP diyeti hangi durumlarda uygulanmaktadır? 

Yüksek fodmap içeriği olan besin tüketimi fazla olan bireylerde oluşan gaz, şişkinlik şikayetleri ve irritabl (huzursuz) bağırsak sendromu şikayeti ile gastrointestinal şikayetleri olan bireylerde (reflü, ishal, kabızlık) düşük fodmap diyeti uygulanabilmektedir. Düşük fodmap diyeti uygulayan huzursuz bağırsak sendromu yaşayan bireylerin şikayetlerinde azalma görülmüştür.

Kısa dönem uygulanmasında yarar sağlayabilecek olan düşük fodmap diyeti bağırsak sistemindeki yararlı bifidobakterilerin sayısını azalttığı için hayat boyu uygulanacak bir diyet sistemi değildir.

İlginizi çekebilir: Sağlıklı, hafif, lezzetli bir beslenme şekli: Akdeniz diyeti

Aslı Akay: Lisede sayısal eğitiminin ardından Yeditepe Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü’nden onur derecesi ile mezun olmuştur. Üniversitede tezini yeme bozuklukları üzerine hazırlamış ve beslenmede psikoloji ve tavırların öneminin farkındalığına dikkat çekmiştir. Üniversite eğitimi süresince Toros Devlet Hastanesi, Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Yeditepe Üniversitesi Hastanesi ve İstinye Devlet Hastanesi’nde poliklinik ve dahiliye bölümlerinde, Medikal Park Hastanesi’nde klinik nutrisyon üzerine, Uzman Diyetisyen Emel Unutmaz Duman’ın ofisinde bireysel ve kurumsal beslenme eğitimi üzerine stajlarını başarıyla tamamlamıştır. Bir taraftan üniversite yaşamında klinik ve poliklinik staj deneyimleri edinmiş bir taraftan da kişisel değişim ve dönüşüm adına İnsanagüven workshoplarına ve Yeditepe Üniversitesi kişisel gelişim kurslarına katılmıştır. Uluslararası Gençlik Değişim Programı ile Sürdürülebilir Sosyal Girişimcilik projesine katılmıştır. Şu anda beslenme ve motivasyon disiplinlerini birleştirerek yüz yüze ve online seanslarını sürdürmekte, beslenme problemleri yaşayan danışanlarının hayatlarına ışık tutmaya devam etmektedir.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale