Farklı kültürlerle tanışmak empati yeteneğimizi geliştirir mi?

Başka bir ülkede sabah kahvesinin nasıl içildiğini görmek, tanımadığınız bir dilin melodisine kulak vermek ya da farklı bir aile düzeninin içinde büyümüş biriyle sohbet etmek bazen düşündüğümüzden daha fazla şey değiştirir. İnsan, kendi hayatında çok doğal kabul ettiği davranışların aslında kültürle, çevreyle ve öğrenilmiş alışkanlıklarla şekillendiğini fark etmeye başlar. Yemek saatleri, selamlaşma biçimleri, kişisel alan, misafirlik anlayışı, duyguları ifade etme şekli ya da sessizliğe verilen anlam bile kültürden kültüre değişebilir.

Günlük hayattaki bu tür ufak farkları görmek, empatiyi besleyen en önemli alanlardan biridir. Çünkü empati, karşımızdaki kişinin dünyasını kendi kalıplarımızın dışına çıkarak anlamaya çalışmakla ilgili bir beceridir. Farklı kültürlerle tanıştıkça, kendi bildiğimiz doğrular dışında farklı alternatifler olduğunu görmemiz ve hayatımızda diğer perspektiflere yer açmamız mümkün olur.

Bu konuda yapılan bir araştırma, çok kültürlü deneyimlerin empatiyle ilişkili olabileceğini ve bu ilişkide kültürel duyarlılık, pozitif duygu ve eleştirel düşünme gibi becerilerin rol oynayabildiğini gösteriyor. Yani farklı kültürlerle temas etmek tek başına otomatik bir dönüşüm yaratmasa da merak, açıklık ve dinleme isteğiyle birleştiğinde insanın başkalarını anlama kapasitesini güçlendirebilir.

Kültürel temas empatiyi nasıl besler?

Farklı kültürlerle tanışmak, ilk önce kendi alışkanlıklarımızı görünür kılar. Günlük hayatta sorgulamadan yaptığımız birçok şey, başka bir yaşam biçimiyle karşılaştığımızda daha belirgin hale gelir. Birinin yemeği elle yemesi, selamlaşırken daha mesafeli durması, aile kararlarını daha kolektif alması ya da zamanı daha esnek kullanması ilk bakışta bize yabancı gelebilir. Ancak bu davranışların arkasındaki kültürel anlamı düşünmeye başladığımızda yargının yerini anlayış alır.

Burada devreye giren empati de karşımızdaki kişiyi kendi standartlarımıza göre hızlıca değerlendirmeden önce onun hangi değerler, alışkanlıklar ve sosyal kodlar içinde büyüdüğünü hesaba katmamızı sağlar. Bu da kurduğumuz iletişimi daha dikkatli, daha sabırlı ve daha açık hale getiren en önemli etmenlerden biridir.

Kültürel temasın empatiyi desteklediği bazı alanlar şöyle özetlenebilir:

  • Farklı yaşam biçimlerine karşı merakı artırır.
  • Kendi alışkanlıklarımızı daha bilinçli fark etmemizi sağlar.
  • İnsanların davranışlarını bağlam içinde değerlendirmeye yardımcı olur.
  • Ön yargıları sorgulamak için alan açar.
  • Dinleme becerisini güçlendirir.
  • Tek bir doğru yaşam biçimi olduğu fikrini zayıflatır.

Bu nedenle farklı kültürlerle tanışmak, seyahat etmekten ya da yabancı bir mutfağı denemekten daha geniş bir deneyimdir. Bazen bir kitapta, bir sofrada, bir arkadaşlıkta ya da aynı şehirde karşılaştığımız gündelik bir hikayede de kültürel temas için gereken alan açılabilir.

Temasın niteliği neden önemli?

Her kültürel karşılaşma empatiyi aynı ölçüde geliştirmeyebilir. Bir ülkeye gidip sadece turistik alanlarda vakit geçirmek, sadece kendi grubundan insanlarla iletişim kurmak ya da yerel yaşamı egzotik bir dekor gibi görmek derin bir anlayış yaratmayabilir. Hatta çoğu zaman bu davranışların tümü var olan kalıpları daha da güçlendirir.

Empatiyi artıran doğru temas, daha çok gerçek ve basit insan ilişkileriyle kurulur. Birinin hikayesini dinlemek, neden öyle düşündüğünü anlamaya çalışmak, kendi kültürümüzde doğal kabul ettiğimiz bir davranışın başka biri için aynı anlama gelmeyebileceğini fark etmek bu sürecin önemli birer parçasıdır. Kültürel empati, farklılıkları romantikleştirmeden ya da küçümsemeden anlamaya yaklaşabilmek demektir. Bu nedenle açık fikirli olmak kadar yavaşlamak da önem taşır. Farklı bir davranışı hemen yargılamadan önce biraz beklemek, dinlemek ve soru sormak temasın niteliğini değiştirir. 

Çoğu zaman küçük farkındalıklarda gizli olan empatinin gerçekten dönüştürücü olabilmesi adına şu birkaç unsur önem taşır:

  • Karşılaşmanın yalnızca gözlem ve fotoğraflama düzeyinde kalmaması
  • Karşılıklı konuşma ve gerçek temas alanı yaratması
  • Kişinin kendi ön yargılarını fark etmeye açık olması
  • Farklılığı üstünlük ya da eksiklik gibi okumadan değerlendirmesi
  • Ortak insan deneyimlerini de görebilmesi
  • Merakın saygılı bir dinleme biçimiyle desteklenmesi

Bu noktada empatiyi herkesin aynı hissettiğini varsaymamamız gerekir. Farklı kültürlerden gelen insanların kişisel ihtiyaçları ve değer yargıları da değişkendir. Bu nedenle kültürel empati, bu farkları silmeye çalışmadan anlamaya çalışmakla ilgilidir.

Günlük hayatta kültürel empatiyi geliştirmek

Farklı kültürlerle tanışmak için mutlaka uzun seyahatlere çıkmak gerekmez. Yaşadığımız şehirde, okuduğumuz kitaplarda, izlediğimiz filmlerde, çalıştığımız ortamlarda veya kurduğumuz arkadaşlıklarda da kültürel temas için yeterince alan vardır. Önemli olan bu karşılaşmalara ne kadar dikkatli yaklaştığımızdır. Günlük hayatta edineceğiniz basit farkındalıklar bu alanı genişleterek daha görünür kılabilir:

  • Farklı ülkelerden yazarların kitaplarına daha fazla yer verin.
  • İzlediğiniz film ve dizilerde farklı coğrafyaların hikayelerine alan açın.
  • Seyahatlerde popüler noktaların yanında gündelik yaşamı da gözlemleyin.
  • Yerel pazarları, mahalleleri ve küçük işletmeleri keşfedin.
  • Farklı kültürlerden insanlarla konuşurken hızlı yargılardan kaçının.
  • Bilmediğiniz bir davranışı hemen yorumlamak yerine soru sormayı deneyin.
  • Kendi kültürel alışkanlıklarınızın da öğrenilmiş olduğunu hatırlayın.
  • Farklılıkları genellemeden, küçümsemeden ve abartmadan anlamaya çalışın.

Farklı kültürlerle temas etmek empatiyi garanti etmez ama dünyaya daha geniş bir yerden bakmak için güçlü bir alan açar. İnsan, başka yaşam biçimlerini tanıdıkça kendi merkezinin mümkün olan tek merkez olmadığını fark eder. Bu farkındalık ise başkalarını daha dikkatli dinlemeye ve daha az yargılamaya yardımcı olabilir.

Kaynak: greatergood, verywellmind

İlginizi çekebilir: Taylandlıların mutlu yaşam sırrı “sanuk” ile tanışın

Uplifers
Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!