Evinizin konumu Feng Shui’ye uygun mu: Nelere dikkat etmelisiniz?

Bütün canlılar içsel olarak güvenlik, huzur, mutluluk arayışı içindedirler. Örneğin kuşlar yuvalarını yaparken en uygun ağaçları bulmaya çalışırlar. Aynı şekilde kış uykusuna yatan ayılar en korunaklı inlere çekilirler. En ilkel dönemlerden beri insanlık için de barınma yöntemleri hep bu prensiplerin üzerine gelişmiştir. İlk başlarda doğanın malzemelerini kullanarak, mağara, kaya sığınağı, ağaç kovuğu gibi yerlere yerleşerek bu ihtiyaçlarını karşılamışlardır. Daha sonraları, icatlar, kültürel çeşitlilik ile birlikte sazlardan, topraktan evler, tarım toplumu olmaya geçtiklerinde ise daha kalıcı yapılar inşaa etmişlerdir. Teknolojinin gelişimi ile de şimdi içinde yaşadığımız binbir farklı malzeme kullanılarak inşaa edilen evlere geliyoruz.

Artık öyle bir noktaya geldik ki, doğanın kurallarına hiç bakmaksızın rant uğruna, para uğruna her boş araziyi imara açıyor, birbirinin aynısı, kibrit kutusu gibi binalar dikiyoruz. Tabii bunun da bedelini ağır ödüyoruz.

Feng Shui doğa ile çalışan, doğanın ritmini, elementlerini, döngüsünü kullanan bir kadim bilgi. Mimari bilgiler ile örtüşen çok da ortak noktası var. Sonuçta yüzyıllar içinde, gözlemle, yaşam ve deneyimlerle yoğrulmuş bir bilim…

Bir arsanın, bir evin konumu, çevresel özellikleri her zaman ilk dikkat edilecek konulardır. Siz de bir ev, arsa satın alıyor veya kiralıyorsanız sadece plana odaklanmayıp bu özelliklerine de bir bakmanızda yarar var. Yuvanızın fonksiyonelliği kadar yeri ve konumu da çok önemli…

İşte size birkaç ipucu…

  • Kendinizi arkanızı sağlam bir duvara yaslamış, bir koltukta hayal etmeye başlayabilirsiniz. İdeal konum, evin sırtının sağlam bir dağa yaslı olması, iki yanının dengeli bir şekilde korunaklı olması ve önünün de açık olması. İster tek katlı bir ev olsun, ister apartman dairesi, evin arka tarafının bir yamaca, sizinkinden daha yüksek bir binaya veya ağaçlara bakması iyidir. Yan taraflarının boş olmaması, çitlerle veya ağaçlarla çevrili olması, önünün ise bir açıklığa, suya, bir parka yönlenmesi, sizi koltuk benzetmesine yaklaştırır. Yani manzarayı görmek adına tepelerin zirvelerini tıraşlamak makbul değil, hatta bereketi azaltan bir durum…
  • Doğal ışık bizim en önemli enerji kaynağımız. Sağlığımız üzerindeki etkisi de büyük. O yüzden karanlık, kasvetli binalardan uzak durun. Şöyle penceresini açtığınızda güneşi ve oksijeni içeri alacağınız yerler seçin.
  • Mezarlık, hastane, fabrika, cezaevi gibi binalardan uzak bir konum seçmeye çalışın. Bu tarz binalar sizde olumsuz duygular uyandırabilir. Kim her sabah uyandığında bir mezarlığa bakmak ister ki zaten?
  • Viyadükler, çok hızlı trafiğin aktığı ana caddeler, otobanlar, çağlayarak akan su kenarları, enerjinin hızla akmasına neden olacağı için bu bölgede yaşayanlarda gerilim yaratacaktır. Zaten tempolu bir hayat yaşıyoruz. Daha da hızlandırmaya gerek yok sanırım…
  • Çıkmaz sokaklardan ve T şeklinde yol kesişimlerinin olduğu noktadaki binaları tercih etmemekte yarar var.
  • Yüksek gerilim hatlarının geçtiği yerlerden bahsetmeye bile gerek yok, sağlığınız açısından uzak durmalısınız. İnanın kuşlar bile yuva yapmıyor. İnanılmaz yüksek fiyatlarla satılan sitelerin bazılarının içinde bu örneklere dehşetle rastlıyoruz.
  • Oturduğunuz veya oturacağınız daireye, binaya dışarıdan yönlenmiş bir köşe var mı, dikkat edin. Biz “zehirli ok” diyoruz. Size ve hayatınıza yönlenmiş bir tehdit gibi düşünebilirsiniz. O bölgeye gelen yere bitki, perde, ağaç ile perdeleme yapmanız gerektiğini unutmayın.
  • Evinizin mahremiyeti önemlidir. Dışarıdan sizin yaşam alanlarınıza yönlenen, gözetlendiğinizi düşündürtecek komşu pencere ve kapılar var mı, bir bakın. Kimse meraklı komşuların gözü önünde yaşayarak rahat edemez.
  • Teknolojinin ilerlemesiyle birlikte artık büyük açıklıkları mimari olarak da rahatlıkla geçebiliyoruz. Yeni yapılan rezidanslarda, binalarda, yerden tavana kadar neredeyse tüm daireyi saran pencereler yapılıyor. Tabii bir dairenin güneş ışığını alması çok önemlidir. Ancak her zaman dediğimiz gibi “dengeli” olması şartıyla. Bu kadar büyük pencereler mekana giren enerjinin de çabucak geri çıkmasına neden olur. Bu da ihtiyacımız olan enerji çabuk tüketiliyor demektir.

Evlerimiz, yuvalarımız, kendimizi korunaklı, güvenli, huzurlu ve mutlu hissettiğimiz yerler olmalıdır. Evinizin sadece içine değil, çevresine, doğayla uyumuna da odaklanın. Kendiniz ve sevdikleriniz için doğru alanları seçmeye çalışın.

İlginizi çekebilir: Ev satın alırken de Feng Shui: Evinizin enerjisi tüm yaşamınızı etkiliyor

Bahar Gücüyener Pardorokes
1970 yılında İstanbul’da doğan Bahar Pardorokes Notre Dame de Sion Fransız Kız Lisesinin ardından Mimar Sinan Üniversitesi Mimarlık Fakültesi’nden mezun oldu. İstanbul Teknik Üniversitesi’nde ... Devam