X

Ev düzeninde “İki ayak kuralı”: Küçük alanlar, büyük farklar

Evlerimiz; fiziksel alışkanlıkların, günlük kararların ve zihinsel yüklerin birer yansımasıdır. Yaşamın büyük çoğunluğunun geçtiği bu alanlar zamanla dağılarak bir savaş ortamına dönüşebilir. Fark etmeden biriken eşyalar, üst üste yığılan kıyafetler ve dağılan odalar, hem fiziksel alanı hem zihinsel berraklığı ciddi anlamda daraltabilir. Dağınıklıkla mücadele etmek ise her zaman o kadar kolay değildir çünkü ev düzenleme denilince aklımıza saatler süren yorucu uğraşlar gelir. Ancak “iki adım kuralı” ile her düzenleme seansının büyük ve kapsamlı bir projeye dönüşmesine gerek yok. 

Her odaya uygulayacağınız bu basit, kolay ve uygulanabilir düzenleme metodu sayesinde yaşam alanlarına kısa sürede düzen getirebilirsiniz!

İki adım kuralı nedir?

İki adım kuralı; ev düzenlemesi gibi göz korkutucu işleri, yorucu bir proje olmaktan çıkararak günlük hayata entegre edilebilecek basit alışkanlıklara dönüştürmeyi hedefler. Adını iki adım mesafeden aldığından “60 santim kuralı” olarak da adlandırılır. Temel mantığı ise evdeki, iki adım mesafede yer alan ve dağınık eşyalar ile ilgili somut karar vermeye dayanır. Bu özelliğiyle evde en çok vakit geçirilen ve eşya birikimine en müsait olan alanlarda uygulamak için birebirdir. Bu basit kuralı, bir odada gözünüze çarpan eşyalar ile ilgili duygusal değil de somut ve ölçülebilir kararlar vererek kolayca günlük hayata dahil edebilirsiniz. Tüm evi düzenlemek yerine sadece bir alana odaklanarak gün arasındaki kısa molalarda bile iş yükünü büyük oranda azaltabilirsiniz. Örneğin;

  • Mutfakta, tezgahın üzerinde sürekli kullanılan kahve makinesini ve yemek hazırlık alanını,
  • Yatak odasında, komodin üzerini ve yatağın çevresini,
  • Banyoda, lavabo üzerini ve günlük kişisel bakım ürünlerinin bulunduğu rafı,
  • Antrede, anahtarlık ve vestiyer alanlarını

düzenleyerek işe başlayabilir, her seferinde tek bir alan seçerek tüm evde koordinasyon elde edebilirsiniz.

İki adım kuralı nasıl uygulanır?

İki adım kuralını uygulamanın en güzel tarafı, tüm evi tek seferde ele alma zorunluluğunun olmamasıdır. Yani sadece tek ve küçük bir alan seçerek işe başlayabilirsiniz. Hatta bu tür küçük alanlardan başlamak hem motivasyon hem sürdürülebilirlik adına daha faydalıdır. Buradaki esas amaç ise evde nefes alabileceğiniz ferahlama alanları yaratmaktır.

1. Mesafeyi kısaltın

Bu kuralı uygularken eşya ve fiziksel olarak konumlandığınız alan arası mesafe belirleyicidir. İki adım mesafedeki bölgeye odaklanarak, sizi fiziksel olarak saran çevreye odaklanmanızı ister. En çok kullandığınız 60 santimetre bölgelerine mutfak, salon, antre gibi bölgeler eklenebilir. Bu alanlara, ortamdaki eşya yükünü hafifletecek askılar, raflar ve sepetler ekleyerek eşyaları yerine koyma zahmetini azaltabilirsiniz. Kısaca, eğer bir şeyi yerine koymak için iki saniyeden fazla zaman harcamanız gerekiyorsa, muhtemelen bu sistemin düzenlenmesi gerekiyordur. 

2. Günlük sıfırlamalar yapın

İki adım kuralını sürdürülebilir yapan şey, sadece bir dakikalık resetleme işlemine izin vermesidir. Özellikle yatmadan önce içinde bulunduğunuz ortamı hızlıca toparlamak için bu sürenin yetmesi gerekir. Yatak odasında uygulamak için harika olan bu sistem, akşam saatleri yapılacak bir dakikalık bir toparlama işlemi sayesinde güne daha düzenli ve sakin bir ortamda uyanmanızı sağlar. Bu da enerjinin ve motivasyonun yükselmesine destek olur.

3. Somut kararlar verin

Bu kural, elinize aldığınız her eşya için duygusal kararlar yerine niceliksel özelliklere odaklanmanızı gerektirir. Bulunduğunuz odada elinizin en çok gittiği iki adım uzaklıktaki eşyaları düşünerek işe başlayabilirsiniz. Bu eşyaların her birinin neden orada olduğunu ve gerçekten orada durmasının gerekli olup olmadığını düşünerek hızlı bir analiz yapabilirsiniz. Bu sistem; gardıroptaki bir raf, mutfaktaki bir çekmece veya banyodaki bir dolap içine uygulamaya müsaittir. Bu sayede en sık kullandıklarınızı daha yakın mesafeye alabilir, az kullandıklarınız için geçici kutular oluşturabilirsiniz. Eğer kutuyu üç aydan uzun süre açmadıysanız oradaki eşyalarla olan ilişkiyi sonlandırmanın da zamanı gelmiş demektir.

Neden iki adım kuralını uygulamalısınız?

Ev düzenini korumak genellikle tam zamanlı bir iş gibi hissettirir. Özellikle dar alanlarda yaşarken iç mekanın sürekli çamaşır, mutfak eşyaları ve ıvır zıvır ile kaplanması işten bile değildir. Basit bir değişiklik gibi görünen iki adım kuralı ile ev düzeninin daha küçük ölçekli olması gerektiğini savunur. Evin her yerini aynı anda düzenli tutmaya çalışmak başarısızlıkla sonuçlanırken, iki adım kuralı size günlük hayatta şu gibi avantajlar sağlar:

  • Karar yorgunluğunu azaltır. 60 cm veya iki ayak menzili içindeki eşyaların düzenli kalmasını sağlar, böylece ihtiyaç anında gerekli eşyalara daha kolay ulaşmaya yardımcı olur. Sabah işe hazırlanırken veya mutfakta yemek yaparken, neyin nerede olduğunu tam olarak bilmek, zihnin araştırma yaparak boşa enerji tüketmesini önler.
  • Böl ve yönet stratejisine hizmet eder. Evin geneli dağınık olsa bile kontrolünüz altındaki iki adımlık mesafe düzenli görünür. Bu da zihne rahatlaması ve üzerindeki stresi atması için ihtiyacı olan alanı sunar. Ayrıca başarı hissi vererek motivasyonu ve yaratıcılığı tetikler.
  • Zaman tasarrufu sağlar. Eşyaları kaldırıp yerine koymak sadece birkaç saniye alır, bu da gün sonunda devasa dağınıklıkların ve eşya birikintilerinin oluşmasını önleyerek zamandan kazandırır.
  • Stres seviyelerini düşürür. Dağınıklık, beyindeki görsel gürültüyü artırarak stres seviyelerini yükseltir ve iş hayatından ilişkilere kadar her alana yayılabilir. Görsel sınırlardaki çalışma masası, komodin veya mutfak masası gibi alanların düzenli kalması ise bu mekanizmaları baskılar. Dolayısıyla kortizol seviyelerini düşürür ve daha huzurlu hissetmeye yardımcı olur.

Kaynak: housebeautiful, thehomeedit

İlginizi çekebilir: Ev dekorasyonunda feng-shui rehberi

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.

i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale