Erken ya da geç değil, “tam zamanında”: Hoş gelsin 2019

Hint felsefesindeki söylemlerden biri şudur: “İçinde başlangıç yapılan her an, doğru andır. Her şey doğru anda başlar, ne erken ne geç. Hayatımızda bir şeyler olmasına hazırsak, o da başlamaya hazırdır.”

İnanması zor gelen cümleler, değil mi? Çünkü bizim aklımız hep geç kaldıklarımızda, hep erken olanlarda, hep “biçilmiş” zamanlarda “beklenen” şeylerin yapılmasında.

Mesela, 30’unda başka birine kendi yolculuğunda destek olmanı “beklemez” insanlar, çünkü daha “erken”dir. Onların böyle bir yoldaşlığa biçtikleri bir yaş vardır, mesela önce bir 40 olmak lazım’DIR en azından.

Sonra biri çıkar 40’ında yeni bir dil öğrenmeye başlar. Aman ne kadar geç kalmıştır, çünkü bu yaşta ne gerek var’DIR, hem daha zordur zaten. Yeni bir dil öğrenmeye biçilen yaş bu değildir, belli ki.

Bu örnekleri hepimiz kendi hayatımızdan, yanımızdakinin hayatından, eşten, dosttan verebiliriz.

Hep bir şeylere zaman dilimi biçmeye, bir başlangıç noktası belirleyip ona göre mesafesini ölçmeye bayılırız.

Aslında ölçü insanın hayatını kolaylaştırmak için vardır. Şüphesiz zamanın ölçülmesi de ölçümlerin en kıymetlisidir. Ancak bazen yanılgıya düşüp lehimize olması gereken bu ölçümleri kendi aleyhimize kullanıyoruz.

Gerçekten geç kalıyor muyuz? Eğer öyle hissediyorsak, o zaman hızlanırız. Ama bu hız, bizim hızımız olmalıdır.

Gerçekten erken mi çıktık yola? O halde yavaşlamalıyız belki de, hayatta hızlanmak kadar yavaşlamanın da kıymetini öğreniyor insan.

Sıfatlardan biraz sıyrılmanın peşine düşmeliyiz. Bir sıfat bulmaya harcadığımız enerjiyi harekete geçmeye harcamalıyız belki de.

Her şey olması gereken anda oluyor. İçten içe hepimiz bunu biliyoruz, ancak egomuz bunu kabul etmemize izin vermiyor çoğu zaman.

Herkesin kendi zamanı var. Kendi zamanını keşfetmen ve kendi an’larına ayak uydurman hayatını daha keyifli kılabilir. Hiç kolay iş değil. Başkalarının müziğinde dans etmeye çalışman da işi zorlaştırıyor.

İçindeki melodiyi kovalayıp kendi adımlarını bulman gerek. Müzik hızlandığında hızlanıp, yavaşladığında yavaşlarsan kendi akışına ayak uydurursun zaten. Kimsenin sana “erken” ya da “geç” demesine odaklanmadan…

Yeni yılda erken’lere, geç’lere değil de, “tam zamanında”lara alıştıralım kendimizi.

Güzelliklerle dolu sağlıklı ve huzurlu bir yıl olsun. Hoş gelsin 2019!

Ceyda Tepret
İstanbul Teknik Üniversitesi İşletme Mühendisliği bölümü mezunudur. Koç Üniversitesi’nde MBA eğitimi alıp, Madrid’deki IE Business School’da International MBA programında eğitimini tamamlamıştır. Pazarlama alanında bir ... Devam