X

Erkeklerin sarışın ya da esmer kadınlara ilgi göstermelerinin ardındaki bilimsel gerçekler

Güzellik, kişiye göre farklılık gösteren ve tek bir tanımı olmayan bir kavram. Tamamen kişinin algısı, estetik yaklaşımı ve kişisel tercihleriyle ilgili bir mesele olarak karşımıza çıkıyor.

Göreceli ve kişiye göre değişen doğasına rağmen, insanlık tarihinin her döneminde güzeliğin ne olduğuyla ilgili kalıplaşmış bazı fikirler de öne atılmış. Bugün bilboardların, moda dergilerinin ve Victoria’s Secret’ın var oluşu, güzellik kavramının tanımlamasındaki farklı görüşlerin ortak bir paydada bir şekilde birleştiğini gösteriyor.

Sarışın mı esmer mi?

Güzellik kavramına bir beden giydirip gözünüzün önüne getirmenizi istesek, bir çoğumuzun aklına çekici bakışları, kıvrımlı vücudu ve gülüşüyle ‘güzelliğin beden bulmuş hali’ olarak tanımlanan Marilyn Monroe gelecektir. Marilyn Monroe dediğimizde de, her şeyden önce parlak ve dolgun sarı saçları gözümüzün önünde belirir.

Sarışın kadınlar Monroe’nun 50’li yılların başında platin sarısı saçlarıyla ikonik hale gelmesiyle erkekler için çekiciliğin sembolü haline gelmeye başladılar. Bu dönemi izleyen yıllarda da, günümüzde de geçerliliğini koruyan sarışınların daha güzel ve daha eğlenceli oldukları gibi klişeler ortaya çıkmaya başladı. Bu akımın bir sonucu olarak da, güzellik tanımında sarışın ırk, diğer renklerin önüne geçerek zirvedeki yerini her geçen gün daha da sağlamlaştırmaya devam etti. Günümüzde de güzel kadın, sarışınlıkla birlikte anılmaya başlandı: Kate Moss, Scarlett Johansson, Kate Upton örnek olarak verilebilecek isimlerden sadece bir kaçı. Bu isimlerin güzel olmadığını söyleyecek herhangi bir erkek olduğunu düşünmüyoruz.

Sarışınların güzellik tanımındaki baskınlıklarına karşın, bilim dünyasında erkeklerin aslında esmerleri daha çekici bulduklarına dair bazı verilerle rastladık. Dail Mail yazarı Deborah Arhurs’un iddialarına göre, koyu saçlı kadınlar açık renk saçlılara göre daha çekici. Badoo isimli bir sosyal ağ sitesindeki 2000 erkek katılımcıyla yapılan bir anketin sonuçları, katılımcıların %60’ının koyu saçlı kadınları tercih ettiklerini ortaya çıkardı. Araştırmanın sonuçlarına göre erkeklerin en tercih ettiği saç rengi kahverengi. Siyah saçı tercih edenler ise tüm katılımcıların %29’unu oluşturuyor.

Sarışınları ve esmerleri konuşurken kızılları da atlamamak lazım. Aynı araştırmada katılımcıların %9’u kızıl saçlı kadınları diğerlerine göre daha çekici bulduklarını rapor ediyor.

Viren Swami ve Seishin Berrett’in yapmış olduğu başka bir çalışmanın sonuçları ise, erkeklerin sarışın ve esmer kadın tercihlerinin altında yatan nedenlerin düşünülenden çok daha derin ve karmaşık bir süreç olduğunu ortaya koyuyor.

Swami ve Berrett’in yaptığı çalışmanın ilk aşamasında, bir kaç hafta süresince gece kulüplerine gidecek bir kadın denek olarak kullanılıyor. Denek olan kadının saçları deney süresince sarışın, esmer ve kızıl olarak değiştiriliyor. Araştırmacılar ise bir saat süresince denek olan kadına ilgi gösteren erkekleri gözlemliyorlar. Araştırmanın sonuçlarına göre, denek olan kadının en dikkat çektiği saç rengi sarı. Saçlarını koyu renk yaptığında 42 erkek tarafından gözlemlenen denek, sarışınken 60 erkeğin ilgisini çekmeyi başarıyor.

Yukarıda bahsetmiş olduğumuz iki çalışmayı genel olarak incelediğimizde, erkeklerin sarışın kadınlardan hoşlandığını söylemek mümkün. Ancak araştırmanın devamı bu noktada bizi şaşırtıyor.

Swami ve Berrett’in yaptığı araştırmanın ikinci kısmında, deneyde yer alan erkeklere denek olan kadının farklı saç renkleriyle çekilmiş fotoğrafları gösteriliyor. Katılımcıların çoğunluğu, farklı saç renklerini bir arada gördüklerinde kadının esmer halinin diğerlerine göre daha çekici olduğunu rapor ettiler.

Aynı katılımcılar aynı kadının esmer halini daha çekici buldukları halde neden bardayken sarışın halini tercih ettiler?

Swami ve Berrett’e göre bunun sebebi, sarışın kadınların daha korumaya muhtaç olarak algılanmasından kaynaklanıyor. Bu nedenle özellikle topluluk içinde sarışın bir kadının varlığı, aynı ortamdaki erkeklerin baskınlık duygusunu ve özgüvenini tetikliyor.

Sarışınların daha güzel olduğuna dair yıllardır süregelen bu popüler inanışın değişiminin ardında, toplum yapısındaki ideolojik değişimlerin önemli bir rolü var. Son yüzyılın ikinci yarısında, kadının toplumdaki rolünde önemli değişiklikler meydana geldi.

The Independent yazarı Maxine Frith, tarihsel olarak incelendiğinde sarı saçın gençliği sembolize ettiği ve bu nedenle erkekler tarafından çekici bulunduğunu belirtiyor. Kadının toplumsal yapıda daha fazla rol edinmesi ve sesinin daha fazla duyuluyor olması da, erkeklerin güzellik algısındaki değişimde önemli bir rol oynadı.

Londra’da bulunan City Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmaya göre, çalışmaya katılan 1500 erkek katılımcının %81’i esmer kadınları daha zeki ve entelektüel buluyor. Katılımcıların %67’si ise, esmer kadınların ayakları üstünde duran, güçlü bir kadın imajı çizdiğini belirtiyor.

Çalışmayı yürüten araştırmacı Peter Ayton’a göre, erkeklerin artık esmer kadınlardan hoşlanıyor olmasının altında daha güçlü, kendileriyle eşit seviyede, ekonomik özgürlüğü olan ve kendi ayakları üzerinde durabilen kadınları tercih etmelerinin olduğunu söylüyor.

Sizin tercihiniz hangisi?

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale