X

Erkekler neden aramaz?

Bu hafta karşınıza altın değerinde bir soruyla çıkıyorum: Erkekler neden aramaz?

Yanıtlarımız ise elmas değerinde. Hem de bu yanıtlar muhtemelen çoğunuzun tanıyıp takip ettiği, sevdiği,  esaslı bir erkekten geliyor. Hepimiz için emsalsiz bir rehber olacağını umduğum bu yazıda sorumuzun yanıtlarını Er kişiden alacağım, yanıtların yorumunu ise elbette ben yapacağım.

‘Kadınlar neden aramaz?’ rehberi de yakında gelecek, merak etmeyin.

Haydi başlayalım!

Lüsyen: Canım, erkekler neden aramaz?

Er kişi: Onun aramasını bekler.

A-ha! Hiç aklınıza gelmiş miydi hanım kızlar? Evet, belki de gerçekten sizin aramanızı bekliyor. Görev mi yani bu? Arama sıralaması falan yok artık devir hareket devri. Beklemeyin hadi alın o telefonu elinize.

Er kişi: Alıştırmak istemez.

O ne demek yahu? “Aman çok aramayayım şimdi, belli olmaz birbirimizi çok severiz âşık oluruz falan mazallah!” mı diyorsunuz yani? Korkmayın bence. Su çok güzel, önce biraz üşütüyor ama sonra alışıyorsunuz 🙂

Er kişi: Bitirmek ister, bitmesini istediği için aramaz.

Bak şimdi bu mantıklı. Bu yöntem telefonun icadından bu yana hem kadın hem de erkek tarafından sıkça kullanıldı, pek çok kalp yarasının sebebi oldu. Hâlâ da başvurulan ilk çarelerden biri olmaya devam ediyor.

Er kişi: Issız adam sendromuna tutulmuştur.

“Ay galiba ben yapamıyorum Nalan” diyen abimizi hatırladınız mı önceki yazılardan? Hadi ona el sallayın, çünkü yine gelmiş, burada. O kısık gözleriyle hayatınıza girmek için en birinci benim diye önden önden koşturup sonra da yengeç yengeç kaçmanın yollarını arayan bu “kendini kalabalıklar içinde yalnız hisseden” genç irisine (yazar burada kin kusmaktadır) selam verip, yolunuza devam edin. Sendromlardan sendromlara koşarken acısını unutacaktır.

Er kişi: Canı istemediği için aramamıştır.

Eyvallah…

Er kişi: Başkası vardır.

Kuvvetle muhtemel… Aklı fikri ondadır. Seni arasa ne diyecek diye düşünüyordur. Bitirmek de zordur. Belki bitirmek de istemiyordur. Belki sadece kafası karışmıştır. Ay ne bileyim işte aklında başkası var adamın.

Er kişi: Aramış ama ulaşamamıştır.

Vallahi de bahane değil! Tekrar arasın.

Er kişi: Numarasını kaybetmiştir.

Cheesy Hollywood filmlerindeki gibi bir gün bir yerlerde karşılaşmayı ve uzaktan uzağa birbirinize müstehzi gülüşlerle yaklaşıp büyük bir aşka yelken açmayı bekle. Umarım çok beklemezsin.

Er kişi: Ne söyleyeceğini bilememiştir.

Evet, belki de sesini duymayı çok istiyor, seninle konuşmak için can atıyor ama ne diyeceğini bilemiyordur. Olamaz mı? Olabilir. Aşk dilini damağını birbirine dolar insanın. Bekleyin biraz daha, sakinleşsin toparlansın arar. Yani umarım arar. Umutlandırmış gibi olmayayım da…

Er kişi: Bir arkadaşından yanlış taktikler almış olabilir.

Ah o arkadaşlar yok mu! Aynı dert kadınların başında da var, merak etmeyin. “Bekle azıcık ya, hemen arama abi! Azıcık ağırdan sat kendini. Bak benden söylemesi, nasıl başlarsa öyle devam eder. 1 gün bekle. Yok 2 gün 350 gram daha bekle. Tam olur o zaman”. Olmaz. Öyle olmaz. Benden söylemesi, insan ilişkisi ağırdan satmaya, taktiklere, boş mavralara gelmez. Ona göre.

Er kişi: Ya bir şey diyeceğim, adama numaranı verdiğine emin misin?

Dıt dıt dıt dııııııt…

Ders 101, numaranı verdiğinden emin ol.
Gerisini de canın nasıl istiyorsa öyle yap.
Bu rehberi de elinin altında bir yerde tut bence.

Lüsyen bol muhabbetli günler diler.

Yazarın önceki yazıları için tıklayın.

Lüsyen: Gün içinde en çok kadın-erkek ilişkilerine, sekse, deneyimlere kafa yorabileceğim rahatlıkta bir dünyanın hayalini kuruyorum. İstanbul'da yaşayan genç bir kadının ortalama hikayesiyim. Bazı insanlara tanıştığın saniyede en derin sırlarını anlatmak istersin ya, işte o benim. Günün birinde bizi aşka çıkaracağına inandığımız yolları arşınlarken gördüklerimi yaşamaya ve anlamaya çalışıyor, parmaklarımdan dökülenleri de size yazıyorum.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale