X

Eril ve dişil enerji dengesizliği toplumu ve bireyleri nasıl etkiler?

İnsanlık tarihinde hiçbir dönem 21. yüzyılda olduğu kadar hızlı ve baş döndürücü bir değişime şahit olmamıştır. Teknolojinin hayatımızın her alanına dahil olması günlük işlerimizi kolaylaştırıyor olsa da, evrimsel gelişim hızımızın şu anki teknolojik hıza yetişemediği bir gerçek. Peki, değişen ve gelişen parametreler kadınlar ve erkekler olarak bizleri nasıl etkiliyor?

Büyüklerimizin ve hatta ebeveynlerimizin büyüdüğü dünyadan çok farklı bir dünyada yaşıyoruz. Gördüklerimiz, izlediklerimiz, sahip olduklarımız, yediklerimiz bile çok farklı. Belki de en büyük sorunlardan bir tanesi, büyürken kendimize rol model alacak birilerini bulmakta zorlanıyoruz. Bu yeni dünyada nasıl var olacağımızı çözmeye çalışırken hem öğrenmek, hem de varlığımızı sürdürmek için uyum sağlamak zorundayız. Ancak neye uyum sağladığımızın gerçekten farkında olduğumuzdan emin olmalıyız; çünkü toplumlar, belirli bir gidişata uyum sağlamak adına bireyleri isteklerinin ve hatta doğalarının aksine yönlendirebiliyor.

Bireysel boyutta baktığımızda, kadın ve erkeklerdeki enerji dengelerinin bozulması yaşanılan sorunlardan bir tanesi. Heteroseksüel cinsiyet rolleri içerisinde konuştuğumuzda; bir kadının eril enerjisinin yüksek olması, bir erkeğin dişil enerjisinin yüksek olması dengeyi bozan bir faktör. Çünkü eril ve dişil birbirini çeken iki zıt kutuptur. Kendi içlerinde çok güçlü olmaları beklenir. Eril ve dişil enerjiler birbirine karıştığında, birey kendisini tam, doyumlu, ahenk içinde hissedememeye başlar. Şüphesiz bu değişimler önce bireyin kendisinde, sonra ise içinde yaşadığımız toplumlarda negatif etkilerini gösterir.

Kadınlar olarak şu an bizde kendini var etme çabası var: Çalışmak, başarılı olmak, görülmek, takdir edilmek, aynı zamanda güzel olmak, beğenilmek, sevilmek… Bunları elde etmek için dişil doğamızdan uzaklaşmaya ve daha eril olmaya gerçekten ihtiyacımız var mı? Kadın kendi varlığı ile zaten değerlidir. Kendini başkalarına kanıtlamak için bir yerlere gelmek, bir şeyler başarmak, rekabete girmek gibi bir zorunluluğu yoktur. Kadınlar eril amaçlar peşinde koştuğunda, kadının kendi doğasında olan yaratıcılık, uyum, anlayış, zarafet, huzur ve bilgelik ortaya çıkamaz. Ancak kadın kendi gücünü dişil enerjisinden aldığında özgüven, özdeğer ve özsaygı kendiliğinden gelir. Kendini olduğu haliyle sevebilen bir kadının içindeki yaşam enerjisi takdire şayandır, çünkü burada muhteşem bir kendini sevme potansiyeli yatmaktadır.

Erkeklerde ise eril enerji liderlik, kendine güven, sorumluluk, güç ve cesaret ile ifade bulur. Net olmak, mantıksal düşünmek, risk alabilmek, problem çözmek ve çaba harcamak eril özelliklerdir çünkü erkek kendini gerçekleştirmesi gereken taraftır. Erkekler saygı görmek isterler. Bu yüzden erkeklerin kendini gösterme ve takdir edilme ihtiyacı yüksektir. Özgüvenini yaptıklarından veya başardıklarından alamadığında, rekabete girmekten çekinen, hayata atılamayan, endişeli ve kolayca yönetilebilen erkekler çoğalır. Halbuki eril enerjinin muazzam bir iş bitirme gücü vardır. Önüne çıkan engelleri duygusallaşmadan çözebilme yetisine sahiptir. Kendinden şüphe ederek, yapabileceklerinin önünde yine kendisi durmaktadır.

Etki altında kalmamak her ne kadar imkansız olsa da, insanın kendi içinde dengeyi bulması ve buna göre yaşaması imkansız değil. Eril-dişil enerji dengesizliğinde kaos vardır; korku, kızgınlık, suçluluk, utanç baş gösterir. Denge kurmaya odaklanmamız bizi rahatlatır ve yolumuzu aydınlatır. Kendi varoluşundan gelen enerjinin doğasını kabul eden ve bu doğrultuda yaşayabilen kadın ve erkeklerin hem yaşamları hem de ilişkileri daha doyumlu olur. Eğer yaşamınızda “Ben bir şeyler yapıyorum ama hiç doğru gelmiyor, içime sinmiyor, huzurlu hissedemiyorum” diyorsanız sezgilerinizi takip etmenizi tavsiye ederim. Bu içinizden geçenler, size kendi doğanızı dengeli yaşamak için bir çağrı olabilir.

İlginizi çekebilir: Kendini olduğun gibi kabul edebilmek için neye ihtiyacın var?

Beyza Turan: Profesyonel olarak yaşam koçu, amatör olarak yazarım. “Bu hayatı nasıl daha iyi yaşarım?” sorusuna kafayı takmış biri olarak öğrendiklerimi paylaşmayı çok önemsiyorum. İlgi alanlarım arasında olan duygu, davranış, bilinçaltı, motivasyon ve ilişkiler konularında okumayı, konuşmayı ve yazmayı çok severim. Geçmişimden kısaca bahsetmem gerekirse; Koç Üniversitesi’nde Endüstri Mühendisliği okudum ve Uluslararası İşletme yüksek linans programını tamamladım. İş hayatımda Google, Facebook (Londra) ve Adphorus şirketlerinde çalıştım. Daha sonra kendi kişisel gelişimimi de önceliklendirerek, profesyonel koçluk eğitimimi tamamladım ve Dore Coaching’i kurarak danışanlarıma destek vermeye başladım. Dilerseniz bir selam vermek veya sorularınızı iletmek için bana @dorecoaching Instagram hesabı üzerinden ulaşabilirsiniz.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale