Ergenlerde beslenme ve zihinsel sağlık: Yediklerimiz ruh halimizi nasıl etkiliyor?

Gençlerin ne yediği, sandığımızdan çok daha derin bir yerden onların ruh haline dokunuyor olabilir. Gün içinde “Abur cuburdan bir şey olmaz” diye düşündüğünüz o küçük kaçamakların ya da “Bugün de sağlıklı beslendim” diyerek kendinizi iyi hissettiğiniz seçimlerin, aslında ergenlik dönemindeki gençlerin zihinsel dünyasıyla doğrudan bir bağı olabilir.

Swansea University tarafından yürütülen ve Nutrients dergisinde yayımlanan kapsamlı bir çalışma da tam olarak bunu söylüyor: Ergenlik döneminde beslenme biçimi, zihinsel sağlık üzerinde düşündüğümüzden daha güçlü bir etkiye sahip.

Bu noktada konuyu yalnızca bilimsel verilerle sınırlamak yerine, ergenlik dönemindeki gençlerin günlük hayatında nasıl bir karşılık bulduğuna birlikte bakalım. 

Sağlıklı beslenmek sadece fiziksel değil, duygusal bir ihtiyaç da olabilir

Araştırmaya göre, daha dengeli ve kaliteli beslenen gençlerde depresyon belirtileri daha az görülüyor. Buna karşılık, besin değeri düşük, düzensiz ve çoğunlukla işlenmiş gıdalara dayalı bir beslenme düzeni; daha yüksek stres, huzursuzluk ve duygusal dalgalanmalarla ilişkilendiriliyor.

Aslında bu çok da şaşırtıcı değil. Çünkü beyniniz, çalışabilmek için doğru yakıta ihtiyaç duyar. Nasıl ki arabanıza yanlış yakıt koyduğunuzda performansı düşer, siz de vücudunuza sürekli düşük kaliteli besinler aldığınızda zihinsel olarak daha yorgun, daha dalgın ve daha hassas hissedebilirsiniz.

Gün içinde nasıl beslendiğinizi düşündüğünüzde, küçük bir anı gözünüzün önüne getirin: Yoğun bir günün ardından fast food ile geçiştirdiğiniz bir akşam mı sizi daha iyi hissettiriyor, yoksa dengeli bir öğünden sonra gelen o sakinlik hali mi? 

Tek bir vitamin mucize yaratmıyor

Beslenme düzeninin yanı sıra bedeninizin ihtiyaç duyduğunda belki siz de zaman zaman “Biraz vitamin alsam iyi gelir mi?” diye düşünmüşsünüzdür. Özellikle D vitamini gibi takviyeler son yıllarda oldukça popüler.

Araştırma bu konuda net bir şey söylüyor: Evet, bazı çalışmalar D vitamininin depresyon belirtilerini azaltabileceğini gösteriyor. Ama bu etki tutarlı değil. Yani mesele tek bir vitamini eksiksiz almak değil. Mesele, genel olarak nasıl beslendiğiniz.

Bir başka deyişle: Günde bir vitamin hapı alıp geri kalan öğünleri düzensiz geçirmek zihinsel sağlığınız için düşündüğünüz kadar etkili olmayabilir.

Ergenlik dönemi: Her şeyin temeli aslında burada atılıyor

Ergenlik, sadece fiziksel değişimlerin değil, aynı zamanda beynin yeniden şekillendiği bir dönem. Duyguların daha yoğun yaşandığı, kimlik arayışının başladığı ve stresle baş etme becerilerinin geliştiği bir süreç.

Bu yüzden bu dönemde kazanılan alışkanlıklar, ileriki yıllarda da sizinle kalıyor.

Araştırmacılar tam olarak bu noktaya dikkat çekiyor: Beslenme, değiştirilebilir bir faktör. Yani genetik ya da çevresel birçok etkene kıyasla, sizin kontrol edebileceğiniz nadir alanlardan biri.

Belki de bu yüzden şu soruyu sormak önemli: “Bugün kendim için nasıl bir temel atıyorum?”

Tabii ki bu ilişki “iyi beslenmek eşittir mutlu ol” kadar düz bir denklem değil. Araştırmada özellikle şu noktanın altı çiziliyor: Sosyoekonomik durum, cinsiyet, yaşam koşulları gibi birçok faktör bu ilişkiyi etkileyebilir.

Yani bazen sağlıklı beslenmek istemenize rağmen buna ulaşamıyor olabilirsiniz. Ya da duygusal olarak zor bir dönemden geçerken, yemek düzeninizin bozulması çok olası bir durumdur.

Bu noktada önemli olan kendinize şefkatle yaklaşmanız. Çünkü mesele kusursuz olmak değil, farkında olmak.

Sadece depresyon değil, daha fazlası var

Mevcut çalışmaların çoğu depresyona odaklanmış durumda. Ancak zihinsel sağlık bundan çok daha geniş bir alan. Anksiyete, stres, öfke kontrolü, özsaygı… Bunların hepsi beslenme ile ilişkili olabilir, ama henüz yeterince araştırılmış değil.

Yani aslında bilim dünyası daha yolun başında. Ve belki de ilerleyen yıllarda “Ne yediğiniz, nasıl hissettiğinizi belirler” cümlesini çok daha net bir şekilde duyabiliriz.

Peki siz bugün neyi değiştirebilirsiniz?

Aslında burada büyük değişimlerden çok, günlük hayatınızda fark etmeden yaptığınız küçük tercihler önem kazanıyor. 

Mesela:

  • Gün içinde en az bir öğününüzü daha dengeli hale getirmek
  • Su tüketiminize biraz daha dikkat etmek
  • “Aç mıyım yoksa sadece stresli miyim?” diye kendinize sormak
  • Kendinizi kötü hissettiğiniz günlerde beslenmenizi tamamen bırakmak yerine, küçük ama besleyici seçimler yapmak

Bunlar kulağa basit gelebilir. Ama aslında zihinsel sağlığınız için güçlü adımlar olabilir.

Kaynak: sciencedaily

Uplifers
Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!