X

Protez bir engelse, Pamela Anderson da engelli midir?

Aslında engel dediğimiz zaman aklımıza ilk gelen ya yolumuzdaki engeller ya da engelli diye nitelendirdiğimiz omurilik felçlisi veya diğer şekillerde protez, tekerlekli sandalye kullanmak zorunda kalan insanlar oluyor. Engelleri de en iyi onlar aşıyor. Yazıyı okuyup, videoları izlediğinizde eminim hayatınız değişecek ve ne kadar kötü hissediyor olursanız olun gerçekten iyi hissetmeye başlayacaksınız. Engelleri en iyi onlar aşıyor derken ne demek istediğimi de daha iyi anlayacaksınız.

Özel mi? Engelli mi?

Adım Adım bünyesinde desteklediğimiz sivil toplum kuruluşlarından birisi de Türkiye Omurilik Felçlileri Derneği ve bu sayede son iki yıldır bu konu üzerine çok fazla makale okuma, video izleme ve bu durumda olan insanlarla bir arada bulunma fırsatım oldu. Fırsat diyorum çünkü hayatıma çok şey kattılar. Fakat son zamanlarda izlediğim iki TED konuşması ile zaten içimde yeşeren düşüncelere cevap bulmuş oldum. Kimileri engelli derken kimisi de bu arkadaşlarımıza özel diyor. Ben her seferinde özel olmadıklarını onların da benden bir farkları olmadıklarını savundum durdum. Hatta engelli demek bile bana garip geliyordu. Çünkü engelli olanlar onlar değildi ki! Derken TED videolarından birisinde Biofizikçi Dr. Hugh Herr’ in konuşmasında doğru tanımlamayı buldum. Dr. Herr, engelli olanlar bizler değil teknoloji ve tıptır diyor. Bunu da çok güzel açıklıyor. Normal bir ayakkabıyı bile protez olarak düşünürsek vücudumuz ile iyi etkileşime sokamayabiliyoruz ve ayaklarımız su toplayabiliyor. Kendisi de böyle bir duruma düşünce engelleri aşmak adına çalıştığı bilim dalını bu alana yönelterek çözüm üretmiş.

Engelleri aşmak!

Gelelim Pamela Anderson meselesine. Bu da nereden çıktı demeyin sakın… Olimpik atlet, aktrist ve model Aimee Mullins “12 Bacağım” adlı konuşmasında bu soruyu yöneltiyor. İnsanların estetik ve güzellik anlayışlarının artık değişmeye başladığını ve bunun dünyaya yayılması gerektiğini anlatıyor. Pamela Anderson’ un vücudunda benden daha fazla protez ( silikon vb. ) var fakat ona kimse engelli demiyor! İnsanların engel dediği bu durumu potansiyele çevirip kendi boyunu istediği gibi uzatıp kısaltmaktan tutun da engelleri aşmak için türlü türlü yöntemler geliştirmiş.


Yazının başında Adım Adım bünyesinde, Türkiye Omurilik Felçlileri Derneği (TOFD)’ni desteklediğimizi söylemiştim. Bu hafta 5 Ağustos Çarşamba günü Caddebostan antrenmanından sonra 21:30’ da TOFD bir etkinlik düzenliyor. Pilates eğitmeni Jale Özen hanım nefes ve pilates etkinliği yapacak. Tüm Uplifers okuyucularımızı etkinliğe bekliyoruz. Etkinliğe gidecekler yanlarında mat götürürlerse iyi olur. Adım Adım’a ve Çaylak Antrenmanlarına bu linklerden üye olabilirsiniz.

Yazıma Aimee Mullins’ in sunumunu bitirirken okuduğu Sheakspear’ ın Venedik Taciri oyunundaki karakterlerinden Shylock’un sözleri ile son vermek istiyorum:
“Bizi delerseniz, kan akıtmaz mıyız? Ve bizi gıdıklarsanız, gülmez miyiz? Bizleri güzel kılan insanlığımız ve onunla gelen tüm potansiyelimizdir.”
Engellerinizi özellikle de beyninizde yarattığınız engelleri aşın ve potansiyelinizi kullanın.
İyi hissedin; iyi yaşayın!…

Soru, görüş ve önerileriniz için, Twitter ve İnstagram‘dan bana ulaşabilirsiniz.

İrfan Ozan Ongun: 1982 yılında İstanbul’da doğdum. Emekli gazeteci anne ve babanın iki çocuğundan birisiyim. İlk maket uçağımı dört yaşımda babamla birlikte yaptım. 1999 yılından 2009 yılına kadar THK bünyesinde planör ve yamaç paraşütü uçuşları gerçekleştirdim. Benim için model uçak, planör ve yamaç paraşütü ile devam eden havacılığı artık hobiden öte meslek olarak yapmaya karar vererek hava yolları taşımacılığı pilot lisansımı da aldım. Tüm bu uçuş hayatım boyunca havacılık öğretisi olarak isimlendirdiğim yolda “olmak” için uğraştım. Hala da bu tekamül sürecinde “olmak” için uğraşıyorum. Bu öğretinin gereksinimi olan iyi hissetmek ve iyi yaşamak için kış sporları haricinde ağırlıklı doğa sporları çerçevesinde aklınıza gelebilecek her türlü sporla ilgilendim. Koşarken Adım Adım ile tanıştım. İki yıldır Adım Adım bünyesinde iyilik peşinde koşarken çevreme de örnek olmaya çalışıyorum. Bu zamana kadar edindiğim deneyimlerimi yazarak anlatmak için blog kurduğum sıralarda sektörün önde gelen havacılık portallarından birisinde köşe yazarlığı yapmaya başladım. Sizler ile de kendi deneyimlerimi, düşüncelerimi paylaşmak için karşınızdayım. Yaşam felsefemiz: Üşenme, erteleme, vazgeçme!

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.

i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale