X

En doğru yol hangimizin: Doğru yol kalbin yolu!

“Kapımıza değil, kalbimize vuran buyursun!..” Şems-i Tebrizi

Dışarıdan baktığımızda kolayca yorumlarız değil mi? Bir başkasının hayatı, hayat seçimleri, hayatına kattıkları, olmayı istedikleri ve olduğu kişi bizim için “yorum” yapabileceğimizi düşünecek kadar “bilgi” sahibi olduğumuz konulardır. O diğer kişi zannımızca yalnız kalmıştır veya o diğer kişi bizce (görece olarak) bu işi hak etmemektedir veya o diğer kişi bu adamla, bu kadınla mutsuz bir ilişki/evlilik yaşamaktadır… O diğer kişi yakışmadığı bir hayatı sürdürmektedir, o diğer kişi aslında dışarıdan göründüğü kadar mutlu değildir… O diğer kişi yaptıklarının cezasını çekecektir… O diğer kişi layığını bulacaktır!

İşte bu kadar “kolaydır” yorum yapmak, o diğer kişinin yolunu, seçimlerini, kim olduğunu “bizce” değerlendirivermek… Ben bugün bu yazımda sizlerle birlikte, “doğru” bildiğimize ve doğru bildiklerimize göre yorum yaptığımız, bizim doğrularımızın dışında kalan yollara bakalım istiyorum…

Evet, ne gerek var diyeceksiniz… Ama ben orada elinizden tutacağım; evet çok gerek var, çünkü yarın hakkında “yorum” yapılan siz olduğunuzda “doğru” yolunuzda kalabilmek için bugün bu diğer yollara bakmamıza gerçekten çok gerek var… Yarın siz doğru yolunuzda tek başınıza kaldığınızda, çok sevdikleriniz bile belki desteklemediğinde yine kalbinize inananbilmek için çok gerek var.

Bir kere nedir doğru yol? Bugün çalışmaktan vazgeçip bir yıl dünyayı dolaşacağım dediğimizde örnek verelim, sizce her on kişiden dokuzu bize deli misin demeyecek midir? Peki bu dokuz kişinin hepsi doğru olanı bilmektedir de bir bizim yaptığımız mı yanlıştır? İşte doğru olan bu kadar “kişisel” bir kavramdır…

Nedir doğru olan? Örneğin ben bu adamdan veya bu kadından ayrılıyorum, hayatımızı huzursuzlukla, sevgisizlikle ve yalnızlıkla geçirmek istemiyorum, denedim ve bu evliliği yürütemiyorum dediğimizde, karşımızdaki on kişiden dokuzu aman canım dur biraz daha katlan, bekle, gör bakalım demeyecek midir? Evet, o dokuz kişi “doğru” olanı ama gerçekten doğru olanı bilmektedir de bir bizim kalbimizin bağra çağıra ettiği feryatlar mı “yanlış” olandır? Bir bizim ve biricik kalbimiz sırf doğru yoldan şaşıyoruz diye ezilmeye, büzülmeye ve kahrolmaya devam etmek zorunda mıdır?

Nedir doğru olan? Örneğin her sabah uyandığımızda yataktan kalkmamıza heyecanla işe gelmemize belki uzun saatler yorulmamıza neden olan işimize olan düşkünlüğümüz mü? Yorma kendini canım, aman ne gerek var canım, yapıyorsun da ne oluyor canım, sen olmasan da oluverir canım dediklerinde, yol ve doğru olan yol, bu sözleri sarf edenlerin midir? Yine de her sabah şevkle uyanan ben, yanlışın en derinlerinde mi yol almaktayım?

Nedir doğru olan? Bugün, bu saatte, bu sabahın ilk ışıklarında, kahve kokusunda, bu yazı ortaya çıksın diye gözümü kırpmadan, her şeyi bir yana bırakıp da bilgisayarın başına geçen ben miyim yanlış olan, aman yazacaksın da ne olacak, sanki okuyan var, o kişiler için bir şey yapmak zorunda değilsin, hayatında daha önemli şeyler var, dikkatini başka şeylere yönlendirmen gerekir diyenler midir “doğru” olan? Bu mudur doğru yol? Bir şey “gelmeyecekse” vermekten de kaçınmak mıdır? Bir şey verebilecek kadar ama karşılık beklemeden verebilecek kadar “alçak gönüllü” olmak yerine sırf “doğru” diye ne gerek var canım, neden emek vereceğim canım, beni okuyan mı var canım diyerek bir kenara bırakıvermek midir doğru olan?

Ben inanıyorum ki doğru olan kalptir… Kalpten geçen inançtır, kalpten geçen histir, kalpten geçen istektir, kalpten geçen mutluluktur, kalpten geçen kabuldür, kalpten geçen özveridir, kalpten geçen yapıcılıktır, kalpten geçen ilhamdır, kalpten geçen paylaşımcılıktır, kalpten geçen titreşimdir, kalpten geçen frekanstır, kalpten geçen sıcaklıktır, kalpten geçen “şükürdür”… Doğru yol başkasının doğru dediği değildir. Doğru yol kalbimizin gerçekten “orada” attığı yoldur…

Bugün bu yazımda bana eşlik ediyorsanız ve kalbiniz doğru bir yola çıkmayı “için için” istiyorsa, her ne olursa olsun, kimin doğrusuna “ters” düşerse düşsün, bazıları için “doğrudan şaşmak” bile olsa, yolunuz açık olsun… Çünkü en doğru yol, kalbin yoludur!

 

İlginizi çekebilir: Karşılığını beklemeden hayatlara dokunabilmek: Kalpten vermek

Pınar Özeken (Ulus): 2007 yılında Boğaziçi Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik bölümü ile Kimya bölümlerini bitirdi. Aynı üniversitede Biyomedikal Mühendisliği ve İspanya Pompeu Fabra üniversitesinde master derecelerini aldı. Özellikle 2011’den bu yana moda ile ilgili çalışmalara ağırlık verdi ve hala moda üzerine yazı dizileri, farklı moda kaynaklarında yayınlanmaktadır. Yoga eğitmeni olma yolunda ilerleyen Pınar, bir Arjantin Tango aşığı. Gerçek tutkularından bir diğeri ise seyahat etmek."Dünya üzerinde ayak basılmadık toprak kalmasın" mottosu ile dünyayı dolaşmaya devam ediyor.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale