‘En çok sevgiye ihtiyacı olanlara lanet etmeyin’

Ağzımızdan çıkan her kelimenin bir anlamı var. Anlamlar her birimizin algılamasına göre farklılık gösterse de enerjisel olarak etkileri, güçleri aynı.

Ve bir enerjiyi sözlerinizle büyüttüğünüzde onun gücünü artırmış olursunuz. Belki de o yüzden atalarımız; “Ağzından çıkanı kulağın duysun.” demiş, çok da güzel söylemiş. Dr. Emoto yaptığı araştırmalarda sözlerin suya etkisini kanıtladı. Linkteki videoda izleyebilirsiniz:

Sözler suya etki ediyorsa ve vücudumuzun da yüzde 90’ı su olduğuna göre, sözlerimiz; hem kendimize hem de başkalarına etki ediyor sonucuna ulaşabilir miyiz? Muhtemelen ‘Evet’.

Lanet ne demek?

Lanet kelimesi her birimiz için farklı anlama gelebilir. Ama farkındalıkla, yeni bir bilinç düzeyinden bu söze yeniden bakmanızı rica ediyorum. Türk Dil Kurumu aynen şöyle belirtiyor. Lanet; Tanrı’nın sevgi ve ilgisinden yoksun olma, beddua!

‘Lanet’ dedikçe, lanetledikçe beddua ediyoruz. Beddua çok yıkıcı, çok güçlü bir enerjidir ve sahibine geri döner.

En önemlisi; en çok sevgiye ve ilgiye ihtiyacı olan, katliam yapan insanlara lanet ettikçe; ‘Onlar Allah’ın sevgi ve ilgisinden yoksun olsun’ diyoruz, farkında mısınız?

Halbuki hayatlarında bir kez o ilgi ve sevgiyi hissetmiş olsalardı asla bir cana kıyamazlardı.

Seven, sevilen insan mutludur. Mutlu insan katliam yapmaz, yapamaz! Cana kıymaz!

Bu bakış açısıyla en güçlü ve iyileştirici enerji olan sevginin duasını yapalım. Lanetin bedduasını değil.

İlgili yazı: Bakış açısını değiştirerek olumsuz duygu ve düşüncelerden kurtulun

Değişmesini istediğiniz şeylere önce kendinizden başlayın
mutluluk
Değişmesini istediğiniz şeylere önce kendinizden başlayın; çünkü içinizde ne varsa dışınıza da o yansır.

İçimizde ne varsa dışımıza o yansır. Danışanlarımdan, kendi yaşamımdan fark ettiğim şu; ailemize, arkadaşlarımıza, eşimize, dostumuza, en yakınlarımıza bile kızgınız, öfkeliyiz. Zaman zaman kendi yakınlarımızdan nefret ediyoruz. Biz içimizdeki öfke ve nefreti beslemek yerine, biraz sorumluluk alıp içimizdekinin dışarıya yansıdığını ve olan her şeyin bize, kendimize dair yansıtma yaptığını fark edebilir miyiz? Bu sorumluluğu alarak değişmesini istediğimiz şeylere önce kendimizden başlayabilir miyiz? Önce kendi içimizdeki kavgayı, savaşı bitirebilir miyiz? Öncelikle kendimizle ve en yakınlarımızla barış yapabilir miyiz?

Olan her şeyden başkalarını sorumlu tutmak o kadar kolay ki.

Sorumluluk almaya, kendimle yüzleşerek nefsimin en aşağı hallerini görmeye, kabul etmeye ve bu hallerimi iyileştirmeye niyet ediyorum.

Ya siz?

hande akın

Sizin de gönlünüzden bir niyet olursa; 14 Aralık Çarşamba 17.00’de İnsana Güven Akatlar’da buluşalım lütfen.

Tolumsal travmalar karşısında nasıl sakin kalabiliriz, neler yapabiliriz onu konuşacağız.

Katılım ücretsizdir.

0212 284 00 99’u arayarak kayıt yaptırmanız yeterlidir.

Hande Akın
5 Şubat 1977 İstanbul doğumluyum. Şişli Terakki Lisesi’nde okudum. Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo-TV Sinema Bölümü’nden mezun oldum. 15 yıl reklam sektöründe prodüksiyon ve ... Devam