X

Ekran apnesi nedir: “Eyvah, bilgisayar nefesimi çaldı!”

2007 yılında yazar Linda Stone, bilgisayar başındayken sığ nefes aldığını ve nefesini tuttuğunu fark etti. Konu üzerine pek çok araştırma yapıp kümülatif sığ nefes alma ve nefes tutma konusunda fizyolojimize ne olduğu hakkında bir fikir edinmek için klinisyenler, psikologlar ve sinir bilimcilerle konuştu. Ve 2008’de Stone, “e-posta/ekran apnesi” tanımını buldu.

Stone, test ettiği kişilerin %80’inde ekran apnesi olduğunu tahmin etti, bu nedenle %20’lik kesimin neden aynı semptomları göstermediği hakkında daha fazla bilgi edinmek istedi. Araştırmalara devam ederken, %20’sinin işlerini veya kariyerlerini yönetmek için “nefes alma teknikleri”ni öğrenmiş kişiler olduğunu keşfetti: Müzisyenler, dansçılar, test pilotu ve yüksek performanslı sporcular.

  • Kronik nefes tutma sağlığa zarar verebilir, yorgunluğa neden olabilir ve iş performansını tehlikeye atabilir.
  • Ekranın önünde uzun süre oturmak “yeni sigara içme” olarak tanımlanıyor kimi çevrelerde.
  • Araştırmalar ayrıca aynı pozisyonda kronik oturmanın sırt ve boyun ağrısı gibi başka sorunlara da yol açabileceğini göstermiştir.
  • Nefesin kesilmesi, sinir sistemini uçuş moduna sokar ve kalp hastalığı, tip 2 diyabet ve kanser gibi stresle ilgili hastalıklara katkıda bulunabilir.

Evet, hepimiz her gün bilgisayar ekranı başındayız. Çalışıyoruz, eğitim veriyoruz, eğitim alıyoruz, bir şeyler izliyoruz, okuyoruz, araştırıyoruz. Bu olmazsa olmaz… Üstelik pandemi ile beraber uzaktan çalışma modeli de hayatımıza girince bilgisayarlarımız, telefonlarımız elimiz kolumuz oldu. Ancak ekran apnesini önlemek mümkün. Bilgisayar başındayken doğal solunum döngüsünü, enerjini ve iş üretimini sürdürmek için alabileceğin birtakım önlemler var.

Ekran apnesi risklerinden kaçınmak için ipuçları

1. Mindful nefes pratiği

Ekran apnesi, havayı ciğerlerine iletip çıkarmak için diyafram yerine omuzlarını kullanmana neden olabilir. Hatta nefes almayı bırakabilir veya nefesini tutabilir ve farkına bile varamayabilirsin. Nefesini derinleştirdiğinde, beynine daha fazla oksijen gider ve parasempatik sistemin harekete geçer (stres tepkini dengeleyen dinlenme ve sindirme sistemi).

Şu an nefesine dikkat et. Nefesin göğsünden mi, yoksa karnının derinliklerinden mi geliyor? Hızlı mı yavaş mı? Eğer yüzeysel ve sık nefes aldığının farkındaysan, daha derince nefes alıp vermeyi deneyebilirsin. Etkiyi hemen fark edeceksin.

2. Hareket et

İstatistikler, sadece hareket etmenin ani kalp durması riskini %92 oranında azaltabileceğini gösteriyor, bu nedenle aracını, yani bedenini çok uzun süre park halinde bırakma. Hareket ettiğinde fiziksel gerginlik ve zihinsel stres yok olabilir ve üzerinde kafa yorduğun bir sorunun çözümü berraklaşmaya başlayabilir.

Bilgisayar başındayken ayağa kalk, derin nefes al, vücudunu hareket ettir. Gerin, sallan… Vücudunu hareket ettirirken gerginliği hissetmene izin ver ve onu nerede tuttuğunu fark et ve ardından bırak. Vücudunda gerginlik hissettiğin kısmı sallayabilirsin mesela. Hatta sırf ellerini bile biraz sallasan havanın değişmeye başladığını fark edeceksin.

3. Sandalyede hareket et

Bilgisayar başındayken oturduğun sandalyede nefesini ve duruşunu iyileştirebilirsin. Sandalyende otururken nefes al ve kollarını tavana doğru kaldır. Parmak uçlarınla yukarı doğru uzanırken kürek kemiklerinin sırtından aşağı kaymasına izin ver. İzin ver kalçan koltuğa yerleşsin iyice. Sol elini sağ dizinin üzerine koy. Sağ kolunu sandalyenin arkasına koy. 1 dakika boyunca bu şekilde gerin (çok dikkatli ve yavaş bir şekilde, aman!). Gerginlik hissine ve içeride neler olduğuna dikkat et. 1 dakika sonra esnemeyi tersine çevir. Sağ elini sol dizinin üzerine koy. Sol kolunu sandalyenin arkasına koy. Tekrar hafifçe gerin. Bu egzersizi 3-5 defa tekrarlayabilirsin. Sonrasında daha iyi nefes aldığını, yenilenmiş enerjini ve gelişmiş zihinsel berraklığını fark edeceksin.

4. Açık hava yürüyüşü

Dikkatini bilinçli olarak içe değil, çevrene çevirdiğin doğada bir gezinti yapmak ekran apnesi için harika çözümlerden biri. Seni sadece ayağa kaldırıp hareket ettirmek ve nefesini iyileştirmekle kalmaz, aynı zamanda zihnini temizler ve sakinlik kazandırır. O anda bitmemiş projeni, patronunu, sınavları, teslim tarihi yaklaşmış ödevini düşünmek yerine, çevrene, doğaya odaklan. Yürüyüşün tadını çıkar. Bu yürüyüş kan dolaşımını sağlar ve nefesini doğal ritmine döndürür.

5. 20-20-20 kuralı

20-20-20 kuralını uygulamak, ekran apnesini önlemene yardımcı olabilir. “Nedir bu kural?” dersen, ekrana bakarak geçirdiğin her 20 dakika için 20 saniyelik bir mola ver. Oturduğun yerden kalk, derince bir nefes al, gerin. Etrafta dolaşıp 20 adım uzaktaki bir şeyle ilgilen. Ellerine nemlendirici sür, bir kahve koy, pencereden dışarı bak. Bir fotoğrafa bak. Limit gökyüzü. Bu, göz kaslarını en az 20 saniyeliğine rahatlatmanı ve beynine ihtiyaç duyduğu dinlenme süresini vermeni sağlar.

Gözlemlediğim kadarıyla ekran apnesi hepimizin yaşadığı bir durum ve bazı küçük yaşam değişiklikleriyle bunu önlemek mümkün.

Bir sonraki yazıda buluşana kadar Instagram hesabımdan daha fazla bilgiye ulaşabilir, DM üzerinden benimle iletişime geçebilirsin…

İlginizi çekebilir: Mindfulness’ı günlük hayatında uygulayabilmen için 10 öneri

Dr Eda Uslu: Dr Eda Uslu, yürümek istediğiniz yolda sizi destekleyen, cesaretlendiren, anlayışla ve şefkatle yanınızda yürüyen dost. Siz en harika versiyonunuzu gerçekleştirmek için yolunuzda yürürken yanınızda size yarenlik eden bir “karunamitra”. Aslında bir tıp doktoru iken hayatın akışı içerisinde kendi yolculuğuna çıkan kişilerden Eda. 15 yıl boyunca göğüs hastalıkları ve uyku bozuklukları uzmanı olarak görev yaptı ve Türkiye’nin sayılı akredite uyku laboratuvarlarından birini kurdu. Bir süre sonra Tıp Doktorluğunun da yetmediğini, içindeki insanlara yardım etmek isteğini doyuramadığını hissetmeye başladı. Sorular sormaya başladıkça cevaplar buldu. Çemberin içinde çırpınıp durmaktansa cesaretini topladı ve uzun yıllarını verdiği, çok severek yaptığı ve aşkla bağlı olduğu doktorluk mesleğinden ayrılarak çemberden çıktı. 2009 yılında Mindfulness ile tanıştı ve 2013 yılından beri hem Türkiye hem de İngiltere’de pek çok kurum ve kuruluşta eğitimler veriyor. Bu yolculukta Bangor University UK - Mindfulness Eğitmenliği ve süpervizyonlar, CTI (The Coaches Training Institute) - Profesyonel Koçluk Eğitimi ve Sertifikasyon, Landmark Worldwide - Liderlik Eğitimi, Mindful Schools USA – Çocuklar için Mindfulness Eğitmenliği ve İngiltere Mindfulness in Schools Project’ten .b ve Paws b (çocuk ve gençler için mindfulness eğitmenliği) eğitimlerini almış ve halen de yeni eğitimlere devam etmekte.. Son 8 senedir sadece profesyonel koçluk ve mindfulness eğitmenliğini yapıyor. 2018-2019 eğitim yılı itibariyle Türkiye’de ilk defa Mindfulness’ın müfredata girmesini sağlayarak halen Bilgi Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi’nde ve Marmara Üniversitesi İngilizce Tıp Fakültesi’nde öğrencilere Mindfulness dersleri veriyor. “Hayatın gerçek anlamda farkında olan insanlar, yaşam yolculuğu sürerken aynı zamanda kendi içlerinde bir yolculuğa çıkmaya hazır ve gönüllü olurlar.” eda@edauslu.com

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale