X

Egzersiz yapmak için günün en uygun zaman dilimi hangisi?

Bazı insanlar günün erken saatlerinde egzersiz yapmayı tercih ederken bazıları da iş çıkışı spor salonunun yolunu tutuyor. Bu iki insan grubunun önceliği fiziksel aktiflik olsa da bu önceliğin zamanlaması fizyolojik özellikler ve kişisel tercihlere göre değişiklik gösteriyor. Doğru zamanlama, yapılan spordan keyif ve verim alınmasını sağlıyor. Eğer siz de yaptığınız egzersizin daha anlamlı olmasını istiyorsanız aşağıda bahsettiğimiz noktaları göz önünde bulundurarak zamanlamanızı uygun bir şekilde ayarlayabilirsiniz.

Gündüz egzersiz yapmanın etkileri

Pek çok insan, yataktan çıktıktan hemen sonra egzersiz yapma motivasyonunu yakalayamıyor. Bir diğer yandan, günün erken saatlerinde spor yapmak birçok avantaj sunuyor. Eğer bir sabah kuşuysanız bu avantajların farkına vararak egzersiz saatinizi erkene çekebilirsiniz.

Daha tutarlı egzersiz alışkanlığı

Obeziteye sahip insanlar üzerine yürütülmüş bir çalışma, düzenli sabah egzersizlerine devam etmenin daha kolay olduğunu belirtiyor. Bu çalışma, çoğu insanın günün erken saatlerinde daha az sorumluluğu olduğunu ve bu doğrultuda gündüzleri spora vakit ayırmanın pratikliğini vurguluyor. Ayrıca, halihazırda var olan bir sabah rutinine egzersizi dahil etmek de kolay olabiliyor.

Öğleden sonra veya akşam yapılan egzersiz ise güne yayılmış diğer sorumluluklarla çakışabiliyor. Bu nedenle, diğer görevlerden önce spor yapıp bu aktiviteyi aradan çıkarmak daha tutarlı bir aktiflik geliştirilmesine yardım edebiliyor.

Daha çok boş vakit

Sabah egzersizi, erken saatlerde başlayıp bittiği için günün büyük bir kısmı size kalmış gibi hissettirebiliyor. Örneğin, 17.00’dan önce sporunuzu yaparsanız bu saatten sonra sevdiklerinizle yemeğe çıkabilirsiniz veya hobinize rahatlıkla vakit ayırabilirsiniz.

Daha kaliteli uyku

2019’da yayınlanmış olan bir araştırma, sabahları egzersiz yapan insanların daha kaliteli uykulara daldığını ve gece boyunca daha az uyandığını belirtiyor. Bir diğer yandan, bazı çalışmalar da akşam egzersizinin uyku kalitesini iyileştirdiğini vurguluyor. Genel bir gözle baktığımız zaman, çoğu araştırmanın sabah egzersizinin akşam egzersizine göre uyku için daha faydalı olduğunu ifade ettiğini belirtebiliriz.

Eğer güncel düzeninizde akşamları spor yapıyorsanız ve iyi uyuyamıyorsanız egzersiz saatinizi günün erken vakitlerine çekebilirsiniz.

Daha az açlık hissiyatı

Düzenli egzersiz, iştahın etkili bir şekilde kontrol edilmesine yardımcı olabiliyor. Bazı araştırmalar, düzenli sabah egzersizi yapan kişilerin akşam egzersiz yapanlara kıyasla daha az kalori aldığını gösteriyor. Günün ilerleyen saatlerinde rahatsız edici bir lık hissetmek istemiyorsanız sabahları egzersiz yapmayı değerlendirebilirsiniz.

Aynı zamanda, sabahları aç karnına egzersiz yapmanın daha fazla yağ yaktırdığı da öne sürülüyor. Belirgin bir yağ kaybı için sabahları açken egzersiz yapabilirsiniz.

Akşam egzersiz yapmanın etkileri

Günün erken saatlerinde spor yapmak için vaktiniz yoksa veya bu zamanlama sizi memnun etmiyorsa akşam yapılan egzersizlerin de birçok avantaj sunduğunu belirtmek istiyoruz.

Daha iyi performans

Bazı çalışmalar, kısa süreli yoğun egzersizlerde öğleden sonra daha iyi performans sergilendiğini gösteriyor. Bu egzersizler arasında yüzme, bisiklet, zıplama, direnç egzersizleri ve sprint bulunuyor.

Sabah egzersizleri söz konusu olduğunda ısınma hareketleri veya her gün aynı saatte spor yapma gibi pratiklerle performans artırılabiliyor. Bir diğer yandan, akşam egzersizleri performans açısından daha çok öne çıkıyor. Bu durumun arkasında ise akşamları doğal olarak daha yüksek olan vücut sıcaklığı bulunuyor; daha sıcak kaslar, daha iyi egzersiz performansını destekliyor.

Uzmanlar, hareket öncesi sıcak havaya ve nemli koşullara maruz kalmanın sabah egzersizlerini performans açısından akşam egzersizlerine yaklaştırabileceğini söylüyor.

Daha fazla kas kütlesi

Bir çalışma, akşamları spor yapan insanların sabahları egzersiz yapanlara kıyasla daha fazla kas kütlesi kazandığını belirtiyor. Eğer kas yapmak istiyorsanız bu çalışmanın bulgularını göz önünde bulundurabilirsiniz.

Sonuç olarak, günün hangi saatinde egzersiz yaparsanız yapın hem fiziksel hem de zihinsel sağlığınızı destekleyebilirsiniz. Günün hangi vaktinde hareket etmek sizi iyi hissettiriyorsa o zaman dilimine sadık kalmaya özen gösterebilirsiniz. Gerçekçi ve tutarlı bir rutinle bedeninizi ve zihninizi iyileştirebilirsiniz.

İlginizi çekebilir: İskandinav estetiği fitness yaklaşımına da dahil ediliyor

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Saç kalitesinin sırrı yıpranmayı onarmak mı önlemek mi? 

Saçlarınız gün içinde fark etmeden düşündüğünüzden daha çok yıpranabiliyor. Sabah saçınızı kuru taramanın bıraktığı hasar, gün içinde hava kirliliğine maruz kalmak, duş sonrası yüksek ısıyla kurutma, sık şekillendirme… Tüm bu küçük adımlar zamanla birikiyor ve saç tellerinizde gözle görülmeyen hasarlar bırakıyor. Çoğu zaman “yıpranan saçları nasıl onarabileceğimize” odaklanıyoruz; oysa bilim bize çok daha kritik bir gerçeği fısıldıyor: Yıpranan saç kalıcı olarak onarmak pek mümkün değil. Çünkü saç, canlı dokular gibi kendi kendini yenileyen bir yapı değildir. Saç telini oluşturan keratin zincirleri bir kez hasar gördüğünde, uygulanan ürünler sadece yüzeyde geçici bir güçlendirme sağlar. Saç daha parlak görünür, daha yumuşak hissedilebilir fakat bu görünüm kalıcı bir onarım sunduğu anlamına gelmeyebilir.



Bu yüzden sağlıklı saç denkleminin en kritik noktası, saçın zarar görmesini engellemektir.

Türkiye’de uzun, gür ve dalgalı saçlar her zaman popülerliğini koruyor. Saçlarını uzatmak için maskeler, yağlar ve vitaminler deneyen pek çok kişi, saçlarının dipten sağlıklı bir şekilde uzamasına rağmen saç uçlarının sağlıksız göründüğünü fark edebiliyor. Peki bunun ardındaki sebep ne olabilir? Çoğu zaman bu durumun nedeni, farkına varılmayan koparak dökülme ve kırılmadır.



Trikologlar birçok insanın, saçlarının “koparak döküldüğünün” farkında bile olmadığını belirtiyor. Yüksek ısı, yanlış kurutma rutinleri ve sıcak şekillendirme araçları, saç boyunu uzatmaya çalışırken en hızlı kaybettiren etkenlerin başında geliyor.



Peki çözüm? Saçı şekillendirirken ona zarar vermemek. Yani ısıyı kontrol etmek.

Bilimin ışığında saçın anatomisi: Neden geri dönüş yok?

Saç telinin ana yapısını, tıpkı merdiven basamakları gibi sıkıca birbirine bağlanmış keratin proteinleri oluşturur. Saç telinin dış katmanı olan kütikül ise bu iç yapıyı koruyan pulcuklardan oluşur.

  • Yüksek ısı etkisi: Saçınızı aşırı yüksek ısıya maruz bıraktığınızda, bu ısı saç telindeki protein bağlarını parçalar. Saçın dış katmanı olan kütikül pulcukları zarar görür, kalkar ve saçın nemini kaybetmesine neden olur. Saçın içindeki suyu ani bir şekilde buharlaştıran aşırı ısı, protein yapısında geri dönüşü olmayan, kalıcı hasar yaratır.
  • Kalıcı hasar: Saç, tırnaklar gibi canlı olmayan bir dokudur. Cildinizde oluşan bir kesik gibi kendini yenileme yeteneği yoktur. Piyasada “onarım” iddiasıyla sunulan ürünler, hasarlı kütikül katmanını geçici olarak pürüzsüzleştiren ve saçın nem tutma kapasitesini artıran dolgu maddeleri içerir. Bu sayede saçınız bir süreliğine daha parlak ve güçlü görünebilir. Ancak saçın iç yapısındaki tahribat (kopan protein bağları) kalıcıdır ve eski haline getirilemez.

İşte bu yüzden, saç sağlığınız için hasar meydana geldikten sonra onu onarmaya çalışmak değil, baştan önlemektir.



Yıpratmamayı seçin: Dyson’ın saç bilimiyle tanışın

Saç sağlığının ilk adımı, birçok kişinin gözden kaçırdığı bir detayda gizli: Saç şekillendirmede kullanılan aşırı ısıdan kaçınmak. Dyson, bu bilimsel gerçeği merkeze alarak tüm saç şekillendirme ürünlerini, aşırı ısı hasarı olmadan etkili sonuçlar verecek şekilde tasarlar.

Dyson’Dyson’Dyson’ın temel felsefesi basittir: Saçı kuruturken ve şekillendirirken sıcaklıktan değil, akıllı mühendislikten ve güçlü, kontrollü hava akımından faydalanmak.

Yüksek teknolojiyle gelen koruma

Dyson saç şekillendirme makinelerinin tamamı, saç ve saç derinizin sağlığını korumaya odaklanan ortak bir teknolojiye sahiptir:

  1. Akıllı ısı kontrolü: Tüm Dyson ürünlerinde saniyenin çok küçük bir bölümünde sıcaklığı onlarca kez ölçen akıllı sensörler bulunur. Bu sensörler sayesinde makineler, saçın aşırı ısınmasını engelleyecek sabit ve güvenli bir sıcaklıkta kalır. Bu teknoloji, özellikle saç kurutma makinelerinin bile farkında olmadan yarattığı günlük ısı hasarını ortadan kaldırır. Örneğin, Dyson Supersonic Nural™ saç kurutma makinesi, saç ve saç derisi sıcaklığını sürekli analiz ederek, gerektiğinde ısıyı otomatik olarak düşürüp yükseltir.
  2. Dijital motor teknolojisi: Dyson’ın güçlü ve hafif dijital motoru, geleneksel makinelerin aksine ısıya bağımlı kalmadan, yüksek hızlı, kontrollü hava akışı sağlar. Bu sayede saçınızı yüksek ısıya maruz bırakmadan çok daha kısa sürede kurutabilir ve şekillendirebilirsiniz.
  3. Esnek şekillendirme gücü: Saç, ıslakken en esnek halindedir. Dyson Airwrap™ ve Dyson Airstrait™Dyson Airwrap™ gibi makineler, bu nemli halinden yararlanarak saça şekil verir. Saçınızı kuruturken ve şekillendirirken aynı zamanda saçı sabitlemek için soğutma gereklidir. Bu sebeple tüm makinelerde şekli kalıcı kılmak için saçın hızla soğumasını sağlayan Soğuk Şok (Cold Shot) özelliği bulunur.

Saç sağlığınıza yapılacak en iyi yatırım

Saç sağlığınız için sürekli olarak yüksek fiyatlı bakım maskeleri, serumlar ve kremler satın alıyorsanız, aslında hasarın sonuçlarına yatırım yapıyorsunuz demektir. Oysa Dyson, size bu hasarı kökten önleme seçeneğini sunuyor.

Unutmayın, binbir zorlukla uzattığınız saçlarınızın boyu, aşırı ısı nedeniyle her gün biraz daha koparak dökülüyorsa, hiçbir bakım ürünü bu kaybı geri getiremez. Saç tipinize en uygun Dyson ürünü (Airwrap™, Airstrait™, Supersonic™) ile tanışarak yıpratmamayı seçmek, sadece daha mantıklı değil, aynı zamanda daha kalıcı bir çözümdür.

*Bu yazı Dyson’ın katkılarıyla hazırlanmıştır.







İlgili Makale