X

Duygusal mıyım, güçlü müyüm? Yoksa sadece insan mıyım?

Hayatım boyunca farklı ilişkilerde en çok duyduğum cümlelerden biri şuydu: “Sen çok duygusalsın, sen hassassın.” Belki siz de tam tersini duymuşsunuzdur: “Ben mantık insanıyım, ben daha güçlüyüm, sen şöylesin, sen böylesin…” Eminim ki bu ifadeler çoğunuza da tanıdık gelir. Çünkü her insan pek çok duyguyu yaşar, öğrenir, içinde kalır. Tek fark, her birimizin bu duyguları yaşama, tanımlama, kabul etme ve onlarla kalabilme kapasitesi farklıdır.

Bir korku, bir öfke ya da bir kayıp yaşadığımızda hepimiz farklı tepkiler geliştiririz. Kimimiz kaçar, kimimiz bastırır, kimimiz “mantık insanıyım” diyerek duyguların etkisiz olduğunu sanır. Oysa hiçbir insan düşüncesi ve davranışı duygudan bağımsız değildir. Düşünce, duygu ve davranış birbirini besler; kimi zaman mikro düzeyde, kimi zaman makro düzeyde bedenimizde şekillenir.

İnsanı diğer canlılardan ayıran en temel özelliklerden biri, birçok duyguyu aynı anda yaşayabilmesi ve onları dönüştürme gücüdür. İnsan duygularıyla kalabildikçe, onları tanıyıp anlamlandırabildikçe olgunlaşır. Aslında hayatımızdaki başarılarımızın, ilişkilerimizin, hırslarımızın, hatta kaçışlarımızın arkasında hep bir duygu vardır. Ya uzak durmaya çalıştığımız ya da daha çok hissetmek istediğimiz bir duygu.

Bunu basit bir soruyla bile görebilirsiniz: “Şu an … olsaydı ya da olmasaydı ne hissederdiniz?” Bu boşluğa annenizi, babanızı, işinizi, eşinizi, çocuğunuzu, arabanızı, evinizi ya da en yoğun hissettiğiniz bir duyguyu — mesela öfkenizi ya da bir korkunuzu — koyabilirsiniz. Bu soru size nasıl hissettirdi, bir bakın. Bir de şunu sorun kendinize: “Şu an yalnız olsaydım hangi duygum baskın çıkardı? Şu an kaybetmekten en çok korktuğum şey olmasaydı, ben kim olurdum?” Bu soruların cevabı size hangi duygularla daha çok bağ kurduğunuzu gösterecektir.

Bugünün dünyasında ise güçlü görünme arzusu çok daha baskın hale geldi. Sosyal medya, iş hayatı, toplum… Hepimizden sürekli güçlü olmamız, hep kontrol sahibi görünmemiz bekleniyor. Ama insan ne sadece güçlüdür ne sadece mantıklı ne de sadece duygusaldır. Hepimizin ortak ihtiyacı aslında görünmek, anlaşılmak ve insan olduğumuzu hissetmektir.

Son yıllarda öne çıkan “hep mutlu olmalısın, en iyi sen olmalısın, hep güçlü görünmelisin” söylemleri insanı insan olmaktan uzaklaştırıyor. Çünkü bizi biz yapan şey sadece mutluluk ya da güç değil; kırılganlık, kaygı, hüzün ve umut da insanın özüdür. Her birimizin ruhu, bedeni ve psikolojisi farklı bir işleyişe sahiptir ve bu çeşitlilik bizi insan yapar. Her insan duygusaldır. Fark, hangi duygularla ne kadar yol aldığımızdadır. Duygularımızı tanıyabildiğimiz, onlarla kalabildiğimiz ve onlardan öğrenebildiğimiz sürece insan olmanın keşfine yaklaşırız. Çünkü güçlü olmak, insan olmayı reddetmek değil; insan olmayı kabullenmektir. Umarım hepimiz, her duygunun içinde vakit geçirme ve her duygu okyanusunda keşfe çıkma cesaretine ve keyfine ulaşırız.

Yolunuza ışık olması dileğiyle…

İlginizi çekebilir: Tepkilerini sen mi seçiyorsun, bedenin mi?

Mert Bağ: Merhabalar, ben Mert Bağ. Erken yaşlarda ilk olarak voleybol branşını hayatıma kattıktan sonra basketbolla tanıştım ve uzun yıllar basketbol ve voleybol branşlarında çeşitli takımlarda oynadım. 2012 yılında aktif sporculuk hayatımı bırakarak, Marmara Üniversitesi Spor Yöneticiliği bölümünü bitirdim. Üniversitedeyken pazarlama, iletişim ve psikoloji alanlarında daha çok uzmanlaşmaya çalıştım ve birçok farklı spor branşını da tecrübe etme şansı buldum. Kısa bir süre spor pazarlaması alanında çalıştıktan sonra, 2017 yılından itibaren insan bedeni üzerine egzersiz, nefes, fiziksel ve zihinsel beden travmaları gibi alanlarda yurt içinden ve yurt dışından eğitimler alarak bu alanlarda çalışmaya ve kendimi geliştirmeye devam ediyorum. Kendi bedensel travmalarımı çözmek adına çıktığım bu yolculukta çok fazla farklı keşiflerin içerisinden geçtim ve insanı anlamaya dair her bilimsel alanın içerisinde dolanmaya çalışıyorum. O yüzden burada yazmaya, sizlerle paylaşmaya çalışacağım şeylerde kendi geçtiğim yollardan, bu yolda karşılaştığım farklı öğrencilerim ve danışanlarımla tecrübe ettiğimiz deneyimlerden, araştırmış olduğum farklı konulardan bahsetmek olacak. Bir gün psikoloji ile ilgili bir yazıya denk gelmişken, bir sonraki yazıda egzersiz, bir sonrakinde biyolojiden, bir başka yazıda nefesten bahsetmiş olabilirim sizlere, insanın işleyişi ve bağlantılı olduğu veya yoldayken karşılaşmış olduğum ne varsa bütün bu deneyimleri sizlerle paylaşacağım. Bu uzun ince karışık bir adamın insanı, işleyişi ve evreni keşfetmek adına çıkmış olduğu bir serüven, bu serüvenin içerisinde durağımız şu anda burası. Burada olmaktan umarım siz de keyif alırsınız.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale